Samimiyetsiz bir maç

Haftalar öncesinden konuşulan bir maçtan insan oldukça şey bekliyor haliyle, ancak dünkü Ermenistan-Türkiye randevusu bir hazırlık maçı, skor hariç hayıl kırıklığıydı.

Haftalar öncesinden konuşulan bir maçtan insan oldukça şey bekliyor haliyle, ancak dünkü Ermenistan-Türkiye randevusu bir hazırlık maçı, skor hariç hayıl kırıklığıydı. Olayın siyasi yönü ve sonuçlarını siyasetçilere bırakalım, ancak yeşil sahadaki maçı izlerken maçın büyük bir bölümü oldukça sıkıcıydı. Hiç de öyle bir ‘tarihi maç’ havası yoktu. Aslında Ermeniler bizim milli marşı ıslıklarken hafif havaya girdim(!) ancak kondisyonları bu ıslıklamayla tükenmiş olacak, maçta pek sesleri solukları çıkmadı. Bununla birlikte, madem dostluk için bir çaba harcanıyor, iki takım futbolcuları birlikte sahaya çıkabilirdi. Ya da hiç kimsenin aklına gelmedi mi santrada toplu bir fotoğraf çektirmek? 1994 Dünya Kupası’ndaki İran-ABD maçını hatırlayın... Amatör kümelerde bile bu tür maçlardan önce hatıra fotoğrafları çektiriyor. Dünse iki tarafta da samimiyetsiz bir dostluk var gibiydi.
Karşılaşma bu kadar fazla konuşulunca haliyle Ermenistan Milli Takımı Türk spor kamuoyunun gözünde biraz büyüdü. Dünya klasmanının 98. sırasında yer alan Kırmızı-Mavililer’in Ay-Yıldızlılar’la baş edebilecek kapasitede olmadıklarını dün hep beraber gördük. Açıkçası, Milli Takım’a karşı motive olup,
seyirci desteğini alarak sorun yaratabileceklerini düşünüyorduk ancak dün ne o atmosfer vardı ne de Ermeni futbolcularda gerekli hırs ve motivasyonu görebildik. Hadlerini bilerek oynadılar ancak savunmaya çok fazla gömülünce etkili olamadılar.
Mücadelenin ilk yarısında her iki takım da oldukça temkinliydi. Hal böyle olunca takımlar ilk dakikalarda uzaktan şutlarla rakip kaleyi denediler. Fatih Terim rakibin böyle savunma yapacağını bildiğinden mücadeleye iki forvet, Mevlüt ve Semih’le başlayıp, onları kanatlardan Tuncay ve Arda’yla desteklemeye çalıştı.
Bu futbolculardan Mevlüt’e bir parantez açmak gerek. Milli Takım tarihinde sanırım kredisi bu kadar yüksek fazla futbolcu olmamıştır. Tamam, hızlı ve hava toplarına hâkim bir oyuncu. Fransa Ligi’nde de azımsanamayacak bir başarısı var ancak Mevlüt şu ana kadar milli formaya fazla bir şey verebilmiş değil. Dün de çok müsait durumda iki pozisyondan yararlanamadı. Forvette oynayabilecek Gökhan, Halil gibi çok daha bitirici isimler varken Terim’in Mevlüt’te ısrar etmesi ilginç. Zaten Terim de her seferinde tırıs tırıs Mevlüt’ü oyundan alıyor.
Dün de Mevlüt’ün yerine giren ‘duble futbolcu’ Kazım’ın takıma getirdiği hareketliliği hep beraber gördük. Semih’in arkasında Tuncay-Arda-Kazım üçlüsü hücumda daha etkili oldu ki ilk gol de bu üçlünün ortak çalışmasından geldi: Arda soldan ortaladı, Kazım indirdi, Tuncay bitirdi.
Eğer bir gol olduktan sonra, gol yiyen takımın savunma oyuncuları dizlerinin üstüne çöküp üzülüyorsa anlayın ki o maç kopmuştur. Ermenistanlı futbolcular da Tuncay’ın golü sonrası iyice demoralize oldu. Fatih Terim Tuncay-Ayhan değişikliğiyle biraz savunmaya döner gibi olduysa da Milliler rakipleri karşısında oyunun hâkimiyetini hiç bırakmadı. Semih’in golü galibiyeti perçinledi, Milli Takım rahat bir galibiyet aldı. Kuşkusuz bu galibiyet Belçika maçı öncesi de büyük moral olacak.