Taktik değil, kişisel şov

Gün olur devran döner demişler. Bir dönem Avrupa futboluna damgasını vuran Magyar Testgyakorlok Köre?nin (Macaristan Spor Aktivistleri Kulübü-Kısaca MTK) hali dün akşam içler acısıydı.

Gün olur devran döner demişler. Bir dönem Avrupa futboluna damgasını vuran Magyar Testgyakorlok Köre’nin (Macaristan Spor Aktivistleri Kulübü-Kısaca MTK) hali dün akşam içler acısıydı. Daha İstanbul’a gelmeden önce teknik heyetinin ‘Bizden mucize beklemeyin’ dediği Mavi-Beyazlılar, kısıtlı ve tecrübesiz kadrolarıyla, daha önce iki kez eledikleri Fenerbahçe’ye direnemediler.
Bu sezon seyircisinin karşısına ilk kez resmi bir maçta çıkan Fenerbahçe’de yeni transferlerden yalnızca Daniel Güiza ilk 11’de yer aldı. Bu da Sarı-Lacivertliler’in artık oturmuş, makine düzeninde işleyen bir kadroları olduğunun en büyük kanıtı... Ev sahibi ekip dün maça iki forvetle başladı. Güiza’nın yanında, herhalde askerliğini de yedek subay olarak yapacak olan Semih ilk 11’de başladı. İspanyol gol kralı, Semih’e göre daha ilerde ve daha hareketliydi. Zaman zaman sağ kanada yakın oynadı, yerine göre geri gelip top aldı. Semih, Güiza ve Alex’in arasında kalan bölgede dolandı.
Sarı-Lacivertliler’in kanat oyuncuları dün kariyerlerinin en rahat maçlarından birini çıkarırken, zaman zaman ancak halı sahalarda ve amatör maçlarda görebileceğimiz hareketler izledik. Teknik kapasitesi sınırlı, oldukça yavaş MTK’lı oyuncular karşısında Fenerbahçe özellikle ilk yarıda adam eksilterek kanatlardan bindirme yaptı. Ancak ortalarda Güiza ve Semih’in isabetli şut oranı epey düşüktü.
Tek forvetle oynayan rakibi karşısında Luis Aragones hiç risk almayarak Edu ve Lugano’yu çakılı oynattı, bekler Gökhan ve Roberto Carlos hücumlara katıldı, hatta Carlos ceza sahası dışından güzel bir gol bile attı.
Macar takımı oyunuyla Fenerbahçe’yi yormaktan çok, isimleriyle tribündeki basın mensuplarını yordu! Macaristan’da resmi yazışmalarda soy isimler isimlerden önce yazılır ancak tribünde dağıtılan listeler biraz karışık olduğundan hangisi isim hangisi soy isim diye tereddüt yaşandı. Yani bugün bazı gazetelerin bazılarında Macarların isimlerini, bazılarında soy isimlerini görebilirsiniz!
MTK dün Fenerbahçe’ye karşı yerine göre 5-4-1 veya 4-5-1 düzeninde oynadı. Aslında Fenerbahçe karşısında epey boş alan buldular ancak üst üste iki pas yapamamaları nedeniyle etkili olamadılar. Duran toplar dışındaki tek tehlikeli ataklarında, forvet elemanları Urban, ceza sahası çimlerini görür görmez kendini yere atmayı tercih etti. Başka bir takım olsa bu kadar boş alan bulsa daha tehlikeli olabilirdi. Oysa onlar habire tribünlerin ıslıkları altında top çevirdiler (Bu arada, eğer Fenerbahçe tüm sezon boyunca rakiplerine böyle top çevirtecekse, ıslıklardan korunmak için maçlara kulak tıkacıyla gitmek şart oldu!).
Taraftarlar adına son derece keyifli ve güzel bir maçtı ancak Şampiyonlar Ligi’nde başarı hedefleyen Fenerbahçe için dünkü karşılaşma kıstas alınmamalı. Bu maç taktisel bir başarıdan çok oyuncuların kişisel becerilerinin sergilendiği bir şovdu.
MTK, gücünü bilen ve disiplinli kapanan bir takımdan çok sanki şaşkın ve savruk bir alt küme ekibi gibiyydi. Eğer Fenerbahçe forvetleri bitirici olursa Macaristan’daki karşılaşma çok daha farklı skorla biter.