Timsah?ın değil Deivid?in gözyaşları

Dün maçın iki önemli kilit noktası vardı: Lugano?nun erken golü ve devre bitiminde hakemin Edu?yu at(a)maması.

Dün maçın iki önemli kilit noktası vardı: Lugano’nun erken golü ve devre bitiminde hakemin Edu’yu at(a)maması.
Fenerbahçe’nin bu sezon savunmada yaptığı hataları sağır sultan duydu artık. Edu-Lugano ikilisi hava toplarında, markajda, ikili mücadelelerde iyi ancak uzun toplarda ağır kalıp arkalarına sürekli adam kaçırıyorlar. Bu da tabii genelde Fenerbahçe’nin baskılı oynamaya çalıştığı maçlarda Kayserispor ve Arsenal gibi hızlı ileri uç elemanları olan takımların işine geliyor. Sahaya Gökhan Güleç ve Sercan gibi iki hızlı forvet, arkalarında da Romaşenko ve Yusuf gibi iki ‘usta’yla çıkan Bursaspor da aslında Fenerbahçe’ye aynı tarifeyi uygulayabilecek bir ekipti. Ancak bir duran topta Fenerbahçe’nin Lugano’yla golü bulması rüzgârı değiştirdi.
Luis Aragones’in öğrencileri golden sonra ‘farkı artırmak’ gibi bir maceraya atılmadılar, rakibi kendi yarı sahalarında karşıladılar.
Böyle bir oyun anlayışında da Edu-Lugano gibi iki dev kule, önlerinde de Selçuk rakibe
izin vermedi. Artık iyice kredisini dolduran ve kendisi de bunun farkında olan Roberto Carlos da dün çok çalıştı ve takımının galibiyetinde önemli rol oynadı.
Skorun 1-0 olmasından sonra devre bitene kadar oyunda üstün olan konuk ekipti. Set savunmasında Gökhan Güleç oldukça zorlandı. Yeşil-Beyazlılar Yusuf’un önderliğinde oyunu rakip yarı sahaya yıktı ancak gününde olan Fenerbahçe savunmasını aşamadılar. Bunda Gökhan-Serdar ikilisinin formsuz olmasının da etkisi vardı. Oyuna sonradan giren Rodrigues-Zuniga ikilisi Bursaspor için ileride daha başarılı işlere imza attı açıkçası.
Fenerbahçe, Bursaspor’u durdurmak için tatlı-sert bir futbola başvurmak zorunda kaldı. Taktik başarılıydı ancak her şeyin bir bedeli var. Konuk ekip bir sarı kart görürken (Ki o da saçma bir nedenden) Sarı-Lacivertliler’de bilanço iki sarı bir kırmızı karttı.
İkinci kilit nokta devre arasında Edu’nun hakem Tolga Özkalfa’nın üstüne bilerek top atmasından sonra hakemin bunu sarı kartla geçiştirmesiydi. Eğer bu pozisyon gerektiği gibi kırmızı kartla cezalandırılsaydı maç çok farklı olabilirdi. Özkalfa, devrenin sonlarına doğru Alex’in tartışmalı penaltı pozisyonunun etkisinde mi kaldı diye insan düşünmeden edemiyor. Kaldı ki o pozisyonda Hakem Özkalfa doğru kararı vermiş gibi göründü bize.
İki kilit nokta maçın kaderini belirledi. Farkın açılmasında etkense Bursaspor savunması ve kalecisinin hatalarıydı. Uğur’un savunmayı adeta delerek attığı gol, sonrasında Edu ve Alex’in golleri kaleci İvankov ve savunma arasındaki iletişimsizliğin birer sonucuydu.
Bursaspor çözümü ancak sonlara doğu buldu. İçeri ortalar yerine kaleyi daha uzaktan deneyip kaleci Volkan’ın üstüne oynadılar, bunda da başarılı oldular. Konuk ekibin iki golünde şutlar köşeye gitti gitmesine ancak ahım şahım şutlar değillerdi. Laçkalık sonucu yenilen iki gol Sarı-Lacivertliler’in keyfini kaçıracak şeylerdi. Ancak geceyi kurtaran isim Deivid oldu. Aylar sonra sahaya döndüğü maçta attığı gol, sonrasında gözyaşlarını tutumaması Saracoğlu’ndaki tüm kötü havayı dağıttı.