Patatesli

Kurufasulyenin, rakının, patatesin, sigaranın fiyatı artacak da artacak. Uzak gelecekte insanlık patates salatası yapıp yanına bira açmayacak...

Bazı şeyler insanın içinde eve gitme isteği uyandırır. Mesela otobüsle Kadıköy’e gidiyorsunuzdur. Yolda soğan-patates kamyonu görürsünüz ve o an içinize dayanılmaz bir eve dönme isteği dolar. Eve dönüp soğanları zeytinyağında çevirmek, patatesleri küpleyip yıkayıp, nişastası aksın diye süzgece almak, sivri biberli, tuzlu, kaşığın ucuyla biber salçalı bir şey yapmak için yanıp tutuşursunuz. Bu tür uyduruk yemekleri, soğan-patates kamyonlarını, sarı naylondan örülmüş patates çuvallarını, ucuz patates soyacaklarını, televizyonda ‘Eski Hikâye’yi izlerken patates soymayı seversiniz. Üstüne pul biber ektiğiniz patatesleri yerken bir iki bölüm ‘Office’ izlemek, bir bira açıp Soner Arıca dinlerken de yarısında, komşuların itiraz etmeli, gülmeli, öksürmeli gürültüleriyle uyuyakalmak istersiniz.

Ya da mesela önümüz bahar, taze patates çıkacak. Tezgâhın önünden geçerken misler gibi toprak kokacak. Beş kilo tarttırmak isteyeceksiniz, eve kadar kim taşıyacak o an düşünmeyeceksiniz. Minikler haşlanacak, elle yarılacak, içine bir parça tereyağı koyulup, az tuz serpilecek. Dumanı tüterken ısıra ısıra... Çay zaten hazır. İkindin, kalabalıkla, illa açık havada… Kabuğuyla yiyen kabuğuyla yesin. Bir de varsa, yanına körpecik taze soğan, o da tuza banılacak.

Azmanlar kızartmalık ayrılacak. Parmak doğranıp suda bekletilecek önce. Kurulanıp, altın gibi parlayana kadar kızgın yağda tutulacak. Yanına bir de salata yaptınız mıydı tamamdır. Ekşi sulu yaz domatesleri doğranacak, halka halka kırmızı soğan eklenecek. Üstüne bol sirke, zeytinyağı, tuz. Bir de yanına köpüklü ayran. Patates kızartmasının üzerine de sarmısaklı yoğurt. Ketçap, mayonez değil. Sarmısaklı yoğurt. 

Başı tutan, patatesleri halka halka doğrayıp alnına sarsın. On beş dakikada çeker alır ağrıyı. Ağrı geçince o patatesler atılmasın, patates baskı yapılsın. Çocuklar bayılır. Çocuklar patatese bayılır. Çocuklar güzel olan şeylere bayılır. Güzel şeyler bulmak, sevmek isterseniz çocukları izleyin.

Patatez diyen insanlar çıkacak karşımıza. Yanlışlık, hep olduğu gibi yine tatlı gelecek. Patates yemeği her zaman olduğu gibi, en güzel haline pişirildiğinin ertesi günü ulaşacak. Yemeğin koyulaşmış suyuna ekmek banarken hayatta ‘patates yemeğinin ikinci günü’ diye bir şey olduğu için sevinilecek. Durduk yerde mutlu olunacak. Durduk yerde gelen iyi hissetme hali ne tuhaftır. İnsan kendinde her şeyi yapabilme gücü hisseder: Dur şu hayırsız İhsan’ı bir arayayım ya da küvette yollukları mı yıkasam?

Kurufasulyenin, rakının, patatesin, sigaranın fiyatı artacak da artacak. Uzak gelecekte insanlık patates salatası yapıp yanına bira açmayacak, açtığı patatesli böreği pişiriversin diye mahalledeki fırına götürmeyecek. Uzak gelecekte insanlık, ‘patates yemeğinin ikinci günü’nü bilmeyecek. İçine aniden bir iyilik hali dolmayacak. İhsan’la küs kalacak, yollukları hep şarap lekesi…

Neyse ki gelecekte her apartmanın altına bir çiğköfteci açılması zorunlu hale gelecek. Çiğköftesini, lavaşını, maydanoz ve iceberg marulunu alan evine çıkacak. Tatlı olarak da televizyondan sipariş ettiği petek balı ısıra ısıra yiyecek. Televizyonda ‘Eski Hikâye’ olmayacak, onun yerine “Türklük nasıl güzel, Türklük ne tatlı” temalı bir şeyler dönecek. Patates soyarken insana parmaklarını doğrattıracaklar, Hz. Yusuf’a ayıp olacak.