Özgecan'ın ardından erkekler özür diliyor: #özürdiliyorum

Kadınların #sendeanlat etiketiyle sosyal medyada başlattığı kampanyaya, erkeklerden de bir destek geldi. 40 kadar erkek arkadaşıma #ozurdiliyorum etiketiyle birer yazı yazmalarını istedim. İşte bana şu ana kadar ulaşanlar...

Geçtiğimiz hafta bu köşede KADINLAR konuşmuştu, #sendeanlat dediler. Kadınlar erkeklerden sahici bir özeleştiri bekliyorlardı (link). Bu haftaki yazıyı hazırlamak için 40 kadar erkek arkadaşımla iletişime geçtim. Onlardan bir #ozurdiliyorum, yazısı istedim.

Çoğunluk kendisinin anlatılacak hiç bir hikayesinin olmadığını, olanların da hiç bir ilginçliği olmadığını ya da asıl mağdurun aslında kendileri olduğunu dile getirdiler, bir kısmı ne kadar yoğun olduğunu söyledi, kimisi hiç cevap yazmadı. Eskiden olsa, benim çevremdeki (çoğunluğu sosyalist, üniversitesi mezunu) erkek arkadaşlarımdan hiç biri kadına şiddet uygulamış, ayrımcılık yapmış olamaz vb. gibi boş boş laflar ederdim lakin yakın bir (iyi eğitimli, sosyalist) erkek arkadaşımın ayrıldığı sevgilisini dövdüğünü, bir başka kadın arkadaşımın, benim de tanıdığım “kibar, demokrat” eşinden dayak yediğini kendilerinden öğrendiğimden beri bu kadar emin değilim.

Bu iğrenç zulüm kültürü kadının ikincil sınıf insan olma kabulü üzerine kurulu ve biz erkeklerin beynine kültürle, eğitimle işlenmiş, şiddet de buradan doğuyor. Erkekler olarak artık yüzleşmek zorundayız. Bir erkek kendisi evlilik öncesi cinsel olarak özgurken, eşinden bakire olmasını bekliyorsa, kirli donuna kadar eşinin yıkayıp, kurulayıp, katlayıp hazırlamasını, yemeklerini yapıp, bulaşıkları yıkamasını, çocuğa tek başına bakmasını bekliyor ve eşinin ev köleliği üzerine bir yaşam kuruyor, “zaten yarı yarıya yapması gereken ev işlerinin bir kısmını yaptığı için takdir bekleyip, övünüyorsa, her kararı kendisi veriyorsa eşitlik-demokrasi-özgürlük meselelerinde konuşmasın, zira bir köle sahibinin özgürlük meselesinde ahkam kesmeye hakkı olamaz! Ortalıkta “kadınlar hiç de araba kullanamıyor arkadaş” gibi mesnetsiz laflar ediyor, maçlarda diğer on binlerce erkekle birlikte kadın cinselliğini aşağılayan, kendi bamyasını öven küfürleri bir ibadet gibi edebiliyor, para karşılığında seks işçileri ile oluyorsa, hayat arkadaşı kadına yalan söyleyip, aldatıyor, sonra da kadınların cinselliğini erkek muhabbetine meze ediyorsa, erkeklerin bir şekilde daha üstün olduğunu düşünüyorsa o bir zahmet şapkayı önüne koyup bir düşünsün. Sevgilisi, eşi istemediği halde cinsel ilişkide ısrar ediyorsa, utansın, çok yaygın evlilik içi tecavüzlerin, sokaktaki tecavüzden farklı olmadığının farkına varsın. Bunların hiç birini yapmadınız mı? yapmadık mı? Sadece erkek olduğumuz için sistem tarafından farkında olarak ya da olmadan defaatle kayrılmamız dahi bir özür sebebi değil mi? Özgecan’ı lanet bir minibüs içinde katleden, kadınlara yaşamı zindana çeviren, kadını ikinci sınıf gören, her daim aşağılayan, kadınlık kimliğini erkeğe hizmet üzerinden kuran, onu bilmediğini, yapamadığını, beceremediğini düşünen bu iğrenç kültürdü… Özgecan için kadınlara destek olmayalım, onlar destek değil, özür, özeleştiri ve değişim bekliyorlar. Kendimize bir iyilik yapıp kendimizi eleştirelim, kadını köle gibi gören yaşamdan özgürleşelim ve artık değişelim… Sizin de özür dileyecek birşeyiniz varsa twitter’dan bize katilin. #özürdiliyorum.

Emrah Altındiş (33)

Önce annemden özür diliyorum, 22 yaşıma kadar ailemle yaşadım. Bir kez dahi ufacık bir işin ucundan tutmadım. Bilim insanı olmaya yeten aklım, “annem bizim kolemiz mi yahu?” demeye yetmedi. Cinselliği ve duygusal ilişkileri keşfetmeye başladığımız üniversite günlerinden itibaren sevgililerime karşı hatalarım oldu. Bir dönem sevgilimi aldatmaya hakkım olduğunu düşündüm, en yakınımdaki insana utanmadan yalan söyleyebildim. Özür diliyorum. Bir sevgilim cinsellikten uzak kalmak istediği zamanlarda, “anlayışlı” bir ısrarla, pasif agresif tavırlarla ona kadınlığını sorgulattım, çok kötü hissettirdim. Özür dilerim. Cinselliği paylaşıp sevgilimi aldattığım kadınlara ya da sevgili olmak istemediğim kadınlara karşı dürüst olsam da, duygusal dünyalarını hiç umursamadım, kırdım, arkama bile bakmadım. Özür diliyorum. Üniversitede politik toplantılarda hep biz erkekler konuştuk, bu eşitsizliğe kafa yormadım #özürdiliyorum, tüm bunlardan bugün utanç duyuyorum. Bu iğrenç erkek egemen kültür içinde yetişmiş Emrah’ı öldürmeye, eşitlikçi bir Emrah yaratmaya yıllardır uğraşıyorum, bu çabanın süreceğine dair kadın arkadaşlarıma söz veriyorum.

Fırat (35)

Kadınlara şiddet uygulamadım, tecavüz de etmedim. Lakin bu beni masum kılmıyor. Evvela, aile içersinde kadın erkek eşitsizliğinden faydalandım. Öncelikle annemden ve kız kardeşimden özür dilerim. Erkekliğin, cinsiyetçiliğin ‘‘adam olma’’ kisvesiyle bünyeme işlediğinin farkındayım. ‘Koyduk mu?’’ diye bağırırken, neyi, nereye koyduğumuzu bir kez bile sorgulamadım. Flört ile taciz arasında çizgiyi birkaç kez aştığımı hatırlıyorum. Erkeğin kadını aldatmasının ve attığı yalanın elinin kiri-çapkınlık olduğunu, kadının yaptığının ise namus belası olduğunu düşündüğüm çok yıllarım oldu. Hepsi için özür dilerim. Erkeklik sadece kadın-erkek arasında değil, hayatın her alanında şiddet üretiyor. Erkekliğin başladığı yerde duygusal ve fiziksel sömürü de başlıyor. Şüphesiz, gerçek öznesine bile ulaşmayan bu çekingen özrün hiç bir şeyi düzeltmeyeceği ortada. Bu özür olsa olsa bundan sonrası için iyi bir başlangıç olabilir. Kadın özgürlük mücadelesinin yolu açık olsun, bu vesileyle bizi de dönüştürüyorlar.

Serdar (33)

Erkek muhabbeti yaptığım için #ozurdiliyorum. İlk gençlik yıllarımda kimi birlikte olduğum kadınları kazanılmış zaferler olarak görüp bunu başkalarına anlattığım için; başkalarının bu fetih öykülerini de keyifle dinlediğim ve erkek kültürünü yeniden ürettiğim için. Birçok yaşıtlarım gibi özellikle cinsellik konularında ergenlikten uzun süre çıkamadığım ve bunu ancak 20’li yaşlarımın sonunda fark ettiğim için… Ayrıca bir özür de annemden ve eşimden dilemeliyim. Ev işlerini hep basit, önemsiz işler olarak gördüm. Ailemle yaşadığım sürede hiçbir ev işini yapmadığım gibi odamı toplamayı, çamaşırlarımı yıkamayı da hep annemin görevi addediyordum. Evliliğimin ilk yıllarında aynı üşengeçliğe devam ettiğim için eşimin üstündeki yükü çok arttırdım ve onun emeğini görmezden geldim. Bu sorumsuzluğu da bir öğrenilmiş bir erkeklik hali olarak görüyor; aşmaya ve hesaplaşmaya çalışıyorum.

Bert Mustafa Azizoğlu (Doktora Öğrencisi, 30)

Türkiye’de ne zaman kadın şiddeti gündeme gelse çoğu erkek kendini şiddet uygulayandan ayrıştırmaya çalışan bir söylem tutturuyor. Halbuki (Turkiye’deki) erkeklik problemi o kadar derin ve yaygın ki, birkaç katili, tecavüzcüyü, ya da politikacıyı suçlamak, veya tartışmayı yapısal boyutla sınırlamak bir çözüm olamaz. Erkeklerin kendileriyle yüzleşmesi en az kadın mücadelesi kadar, erkeklerin dönüşebilmesi için kaçınılmaz. Eylemlerimin etkilerini görmezden geldiğim, görmezden gelerek yaşayabildiğim, sevdiğim kadınlarla bile yeterince empati kuramadığım için yaşattıklarımdan dolayı başta kızkardeşim, annem, kızarkadaşım olmak üzere kadın arkadaşlarımdan özür dilerim. Beni yüzleşmeye iten şey hayatımdaki kadınların yaşattıklarımı açıkça ve acımasızca dile getirmesi oldu. Bunları benimle açıkça paylaştıkları için bir o kadar teşekkürü borç bilirim.

Onur (33)

Eski sevgilim gün içinde buluştuktan sonra akşamları eve dönerken onu evine kadar bırakmamı isterdi. Ben de bence hiç de tekinsiz olmayan bir muhitte ve belki sadece 10 dakikalık bir mesafedeki evine birlikte yürüme isteğini hem çocukca, hem de 'kadınca' bulup ona daha bağımsız ve özgüvenli olması gerektiğini söylerdim. Bir kadının, benim gözumde hic bir tehlike arz ettiğini düşünmediğim, görece nezih bir mahallede bile güvensiz hissedebileceği gerçeğini görmezden gelecek kadar erkekliğin sağladığı avantajlarla körleşip ukalalaştığım ve onun yaşadığı korkunun bir de sorumluluğunu ona yığdığım için #ozurdiliyorum.

Özgür (36)

Bu olay daha doğrusu bir birine çok yakın iki olay 30 yaşımda olmuştu. Delicesine aşık olduğum bir kadındı. Gel gitleriyle beni allak bullak etmişti, türlü saçmalıklar yapmış, kendimi rezil etmiştim etrafa. Bir delilik anında, beni bu duruma düşürdüğü için ondan intikam almaya karar vermiştim. Bir kutlamada yüzüne bira dökmüştüm. Ve o kadın bana tepki vermemişti. Delilik anına, aşık olma halimin arkasında saklanmaya çalışsam da, biliyorum ki, o delilik anında bana onu yapacak yetkiyi veren, o hareketi bilinçaltı olumlayan şey ataerkil anlayıştır. Bu olaydan çok kısa süre sonra, onu unutmak için kendimi kucağına attığım başka bir kadınla ilişki karmaşık bir hal aldı. Ayrıldık. Kıskançlık dürtüsüyle olsa gerek, ölümle tehdit etmiştim onu bir sinirli anımda. O da bana korku dolu bakışlarla bakmıştı sadece. Asıl budur en utanç duyduğum. Tam da erkek kabadayılığı yapmıştım. Benden yaşça küçük, fiziksel olarak da zayıf, karakter olarak da çok daha nazik bir insana çok kötü davranmıştım.

Erkan (38)

Ortaokulda çirkin bir ergenken yavaş yavaş yakışıklı, eğitimli, çekici bir erkeğe dönüştüm. Üniversitede birlikte olduğum kadınlar benim için sadece fethedilecek birer beden oldular, skorer bir futbolcu gibi gollerimi sayıyor, golden sonra da o bedenin miadı doluyor, yeni bir maç arıyordum, asla doyamıyordum. Erkek arkadaşlarım bana hayran hayran bakıyorlar, kıskanıyorlardı. Onlara taktikler veriyordum. Gözyaşları, kadınların bu tavrı anlayamamaları umrumda değildi, tek umrumda olan daha fazla bedeni fethetmekti. Çok kadını kırdım, ağlattım, tüm bunları yaparken en az bin defa kadın erkek eşitliğine dair ahkam kestim. Şimdi değişmenin yollarını arıyorum, özür diliyorum.

Kemal (34)

Çocukken saçı uzun diye saçını çekiştirdiğim, çünkü bunu yapabileceğimi düşündüğüm kız arkadaşlarımdan, sokakta top oynarken "karı gibi oynamayın lan şu topla!" diye avaz avaz bağırdığım için tüm kadınlardan, çocukluk aşkım ile öpüşürken yakalanıp ailesinin önünde çok kötü zamanlar yaşarken O'nu yalnız bıraktığım için O güzelim ilk aşkımdan, yeni yetme bir ergenken sırf zengin, güzel ve karşı cins olduğu için pandik attığım ve bunu böbürlenerek erkek ergenler sofrasına malzeme ettiğim için o masum kızcağızdan, lise yıllarında kendimizde hak gördüğümüz için taciz ettiğimiz sayısız arkadaşımdan, uçmak isteyen bir genç kadının özgürlüğünü evlilik ile prangaya vurup kendi baskılanmış erkekliğimi tatmin etmeyi tek çıkış olarak gördüğümden dolayı o güzelim kadından, sabahtan akşama kadar ağzımdan çıkan isyanın gereçleri olan kadın cinselliği odaklı küfür sözcükleri için bütün kadınlardan, askerde "karı gibi koşmayın lan!" diye bağıran komutanıma "emredersiniz" diye karşılık verip biat ettiğim için tüm kadınlardan, çalışan bir kadın olan annemin sırtındaki onca yüke rağmen daha fazla yük olduğum için annemden, annem sıkıyönetim döneminden miras o soruşturmalarla boğuşurken bunu bir matahmış gibi sadece kadın olduğu için kendisine kızabildiğim için sağa sola anlatıp kadıncağızın başını daha da beter derde soktuğum için tekrar annemden, kadınlara yönelik bu çirkin düzenin yeniden üretiminin bir parçası olduğum için tüm kadınlardan tekrar tekrar özür diliyorum. Bu düzeni kıracak bütün eylemlere var gücümle sarılıyorum ve bu eylemleri sonuna kadar destekliyorum. Yaşasın kadınlar ve onların mücadelesi!

Barış (29)

Geleneksel bir beyaz Türk ailede büyüdüm, üniversite yıllarıma kadar da toplumsal kalıpların dışına çıkamadım. utandığım bir tecrübem ise, bir kez, ergenliğin verdiği başıbozukluk ve erkek zorbalığının verdiği çekiciliğe teslim olarak, zannedersem lise 1.sınıftayken, kalabalık bir otobüste giderken utangaç bir biçimde, çaktırmadan bir kadını taciz etmiş olduğumdur. Orta yaşlı kadının yanındaki kadına dönerek “arkadaki beni mi fortluyor kız?” dediğini hatırlıyorum. Şu an beni ağlatacak derece üzen bu kepazeliği okuldaki arkadaşlarıma sınıfta anlattığımda herkes kahkahalarla gülerek karşılamış, hatta bir kısmı bundan dolayı beni takdir etmişti. Cinsiyetçi küfürler, yaftalar, cinsel çağrışımlı imalar gibi sıradan erkek zorbalığına ek olarak, kimi zaman sevdiğim kadınlara bağırdım. Dizginlemeye çalıştığım canavara bu şekilde hakim olamadığım için utanç duyuyor ve özür diliyorum. Üniversiteye başladıktan sonra erkek bir feminist olarak daima kadın mücadelesine destek olmaya çalıştım. Umarım böylece borcumu ödeyebilir ve kendimi affedebilirim.

Adnan Genç (58)

Pek çok kez evlendim ve boşandım. Her seferinde hâlâ özledim ve saygıyla andığım eşlerim; bana, evlenmemiz gerektiğini ve hazırlık yapılmasını söyledi… Ama ne yazık ki, hepsinde nasıl bir hayal kırıklığı yarattıysam (ki, 4 kez resmen boşanmis durumdayım), “Bu iş yürümeyecek Adnan, ben ayrılmak istiyorum’ dedi… Hiç bir ayrılık düğün dernekle olmadı. Kalbimiz kırıldı, üzüldük ve gözlerimizin içine baka baka ayrıldık aslında. Ama… Evet, ama benim özür dileyeceğim nokta da tam burası… Ama en az evlendiğim 4 kadından (ve iki başka kadından daha) özür diliyorum. Birlikte yaşamaya dair genç kızlıklarından beri, neyi hayal etmişlerse, (kuvvetle muhtemel) hepsini yerle yeksan ettim. Biri, “Sayende artık erkeklere güven duyamayacağım. Hepsinden kötüsü bu oldu, bilesin” dediydi… Utanç duyulacak yanı da şu olsa gerek; bir kadının hayata ilişkin beklentilerinin bir bölümünün odağında olmama karşın; çok belli ki görevlerimi yeterince yerine getirmedim… Akıllandım diyecek halim de yok… Pek çok ‘olay’ yaşamışım, görüldüğü üzere… Ama en azından bu metni kaleme alacak kadar bir özür dilemeyi uygun ve gerekli görüyorum… Umarım hayatlarında benle olduklarından daha mutlu ve huzur içindedirler…