İdam darbecinin cezası

İdam tartışma-</br>sındaki kurumsal ve kişisel eksenleri ayırmak zorunludur: TBMM'nin idam kararını kaldırması ayrı meseledir, Abdullah Öcalan'ı asmaktan vazgeçmek farklı karardır.

İdam tartışmasındaki kurumsal ve kişisel eksenleri ayırmak zorunludur: TBMM'nin idam kararını kaldırması ayrı meseledir, Abdullah Öcalan'ı asmaktan vazgeçmek farklı karardır.
Muhtemelen bilinçli olarak birbirine karıştırılan, eşanlı tartışmaya açılmak
istenilen bu iki dosya arasındaki irtibatın koparılması, analizi çok kolaylaştırır.
Çünkü aslında Meclis'in ve sivil iktidarların idamı fiilen uygulamadığı bellidir. İdamın son 40 yıldır sadece askeri dikta rejimlerine özel ceza sıfatını kazandığı rakamlarla ortadadır.
Tablodan da anlaşılacağı üzere,




DönemSiyasal suçluAdli suçluToplam
27 Mayıs rejimi
(27 Mayıs 1960-25 Ekim 1961)
32225
12 Mart rejimi
(12 Mart 1971- 14 Ekim 1973)
31417
12 Eylül rejimi
(12 Eylül 1980- 6 Aralık 1983)
2424(*)48
TOPLAM306090

27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri rejimleri toplam 90 idam kararının infazına sahne oldu...
(Kaynak: Mehmet Semih Gemalmaz,
'Türkiye'de Ölüm Cezası', Beta Yayınları,
Ocak 2001, Aktaran: Seyfullah Çakmak, 'Yasama Hakkı ve Ölüm Cezası', Yargı Matbaası, 2002)
(*) Bir ASALA üyesi bu rakama dahil.
H H H
Askeri darbe günlerinde darağacına başbakanlar, bakanlar, paşalar, genç eylemciler çıktı. Ama,
'İdam darbecinin cezasıdır' tezi sadece infaz istatistiklerine dayanmadı.
Tersi de doğruydu! Yani son 40 yılda darbe dönemleri dışında idam cezası uygulanmadı:
1) 27 Mayıs rejimini takip eden iki askeri ihtilal girişimi sonucunda verilen idam cezaları hariç tutulursa, 6 Temmuz 1964 ve 16 Temmuz 1971 arası 7 yıl 10 günlük dönemde hiçbir infaz yaşanmadı.
2) 12 Mart'tan, 12 Eylül'e kadar iki infaz arasında
8 yıl 5 ay 1 günde yine idam yoktu.
3) 12 Eylül'ü takip eden sivil iktidarın 1984'teki
iki infazının ardından bugüne kadar geçen 18 yılda yine idam dosyaları Meclis'te bekledi.
Özetle genç demokrasinin ilk darbesi 27 Mayıs'tan bugüne kadar geçen 41 yılın 31 yıldan fazlasında Meclis ve siyasi iktidarlar idam cezasını yasalardan kaldırmasalar da uygulamaktan kaçındı. Cellat sadece askeri darbe günlerinde fazla mesai yaptı.
H H H
Bütün bu rakamlara dudak bükenler dahi, herhalde mevcut iktidarın Abdullah Öcalan'ın kesinleşmiş idam cezasının infazını Meclis'te oylatmayarak geciktirdiğinin bilincindedir. Üstelik bu oyalama taktiğinin ne kadar yerinde olduğu idam tartışmasında hortlayan ucuz siyaset hevesinden bellidir. Yıllardır Meclis komisyonlarında bekleyen idam dosyaları için parmağını oynatmayanların aniden efelik taslamalarının sebebi ortadadır. Siyasilerin rakiplerini seçim meydanında 'Bak Apo'yu bile asamadı' diye suçlayıp ceset ticaretiyle oy toplamak uğruna idam ayıbını savunur hale gelmesi hazindir.
Oysa Abdullah Öcalan yakalandığında bu memleketin bayram etmesi sadece basit intikam hevesinden ötürü değildi. Nihayet siyasette ve demokrasideki Apo lekesi/ipoteğinden kurtulduğumuzu sandığımız için de sevinmiştik. Ama heyhat fena yanılmışız.
Baksanıza, Avrupa'ya ve halkına Kürtçe TV sözünü veren hükümet, PKK'ya yarar diye çamura yattı. Kürtçe eğitim dilekçe eylemcileri tutuklandı, MGK "Bu talep bölücü işidir" diye kestirip attı. Şimdi de idamın kaldırılmasına Öcalan'ın yaşamı fiziki engel...
Öcalan yakanlandığında kimileri, 'Lideri elimizde rehin, artık PKK kıpırdayamaz' diye düşündü. Eh terör eylemleri tamamen kesildiğine göre pek de haksız çıkmadılar...
Ama eğer Türkiye'nin Avrupa yolu Apo'nun fani yaşamına bağlıysa, kimin kimi siyaseten rehin aldığını düşünme zamanı gelmedi mi?