Dokunmadan sevmek

Amy'nin ölümünün ardından piyasaya sürülen 'Lioness: The Hidden Treasures'ın prodüktörleri Salaam Remi ve Mark Ronson, belli ki acıdan nemalanmak yerine müstesna bir yeteneğin anısına saygı duruşunda bulunuyor
Dokunmadan sevmek

Gazetemizin bu yazıyı Muhsin (Akgün) tarafından çekilmiş bir fotoğraf eşliğinde yayımlayabilmesini o kadar isterdim ki. Çünkü o fotoğraf, nabzı başka türlü atan bir gerçeğe ait olacak ve masumiyetin koşarak kat ettiği çavdar tarlalarının ucunda derin uçurumlar saklamayacaktı. Ama olmadı, olamadı. O yüzden ve mecburen, zamanımızın ‘gönülçelen’ Amy Winehouse’unu gencecik yaşında uçurumdan yuvarlayan gerçeğe bakakaldık, aşina ve umutsuz… Ve sonra gelsin güzel haberler. O ne? 27 yıllık ufacık tarihinin son albümü ‘Lioness: Hidden Treasures’ piyasaya sürüldüğü gün 70 bin adet satmış. Ne de olsa en vurgulu eyeliner bile gözlerin ölüm anı itibarı ile dönüştüğü bademin rengini, şeklini, parlaklığını veremiyor. Durum böyle olunca, ne mutlu başkasının kırık ve kırgın yaşamından besleniyorum diyene. “Vah zavallı kızcağız”…
Buna karşılık prodüktörleri Salaam Remi ve Mark Ronson, acıdan nemalanmak yerine müstesna bir yeteneğin anısına saygı duyan bir izlek içinde Amy Winehouse’u ‘dokunmadan sevmeye’ alışmaya çalışıyorlar belli ki. Remi ve Ronson ikilisi ‘Lioness: Hidden Treasures’ ile sanatçının son 10 yılda zulaya indirip yayımlamadığı 12 parçayı ‘kayıp hazineler’ olarak kalmaktan kurtarmış. 

Orijinalinden iyi cover’lar 
Albüm 1963’te Ruby& The Romantics’i zirveye taşıyan ‘Our Day Will Come’ ile açılıyor. Bossanova versiyonu öne çıkan orijinale, bas ve davulun ölçülü atışması beraberinde reggae makamından selam çakan parça geri vokallerin de katkısıyla ‘soul’u görmezden gelmiyor. Peşinden gelen ‘Between The Cheats’ ise yine benzer vokal yapının yanında hafif tempodaki ‘cazlı’ gidişatı ile 50’lerin jukebox standartlarını anımsatıyor. ‘Back To Black’ albümünün öne çıkanlarından ‘Tears Dry’ ise orijinal versiyonunda daha tiz tınlıyor ve ağırlaşmış temposunda parçanın söylem ve eylemini örtüştürüyor. The Shirelles’in yaklaşık 50 yıl öncesinin ruhunu başarıyla temsil eden naif ‘Will You Still Love Me Tomorrow’una ve 2000’lerin The Zutons topluluğunun ünlü ‘Valerie’sine Winehouse’un getirdiği yorumlar da orijinalinden iyi cover’lar arasındaki yerlerini almış. 

Amy Winehouse’un Tony Bennett’le yaptığı dört dörtlük ‘Body & Soul’ düetine karşılık eski yürek çarpıntılarından hiphop’çı Nas’la yaptığı ‘Like Smoke’ düeti ise katiyen müzikal veya tematik değil, ama kategorik nedenlerle albümde iğreti kalmış. 

‘Best Friends’, ‘Halftime’ ve ‘A Song For You’ gibi orijinallerle birlikte yüzlerce kez yorumlanmasına karşın Winehouse’un Astrud Gilberto’dan ödünç aldığı bayrak misali taşıdığı ‘The Girl From Ipanema’ da eşsiz bir caz divasını kaybettiğimizi yüzümüze vuruyor. Sarah Vaughan, Peggy Lee, Etta James, Dusty Springfield veya başka birinden daha azı değil. Mevzu parçanın Gilberto yorumundaki saksofon partisine Winehouse’un scat’lerle verdiği muazzam karşılığa kulak verince bana hak da vereceksiniz. Ama oluyor işte, bazı tedirginlikler 28 yaşına kadar bile dayanmıyor.