Dünyanın romantikleşmesi gerek

Kapadokya'da genç müzisyenlerin, ustalarla birlikte oda müziği konserleri verdiği 'Klasik Keyifler'in ilk bölümü geçen hafta yapıldı. Eylülde bir dizi yeni konserle sürecek etkinlik, dünyayı daha romantik kılmaya çalışıyor
Dünyanın romantikleşmesi gerek

Konserlerin gerçekleştirildiği mek nların doğal akustiği, başka yerde bulması zor bir dinleti fırsatı sunuyor.

Turuncu pembe günbatımına nâzır, güvercinlikler domateslere tohum verme nöbetinde...  Kayalara oyulmuş soluk sarı evlerin, kiliselerin içleri güneşin alnında buz kesmiş... Buruk baharatlı tanen, damakta çözünürken dört bir yandan oluk oluk müzik akıyor... Yaz başında havada gördüğüm leylek sağolsun, geçen hafta beni ‘güzel atlar diyarı’ Kapadokya’ya uçurdu. ‘Klasik Keyifler’ oda müziği atölye ve konserlerinden bir kuple dinleyebilmek için oradaydım. Dedim ya leyleğin kanadı, ne kadar olsa biraz güvensizdi ancak yol faslındaki ‘türbülans şovu’ saymazsak, hayatımda bu kadar değmiş bir yorgunluk hiç yaşamamışımdır herhalde. Dolayısıyla 17-19 Eylül arasında bu yılki üçüncü periyodu gerçekleşecek ‘Klasik Keyifler’i can-ı yürekten önererek sözlerime başlamak isterim.
‘Klasik Keyifler’, oda müziği ve keman sanatçısı Ellen Jewett ile profesyonel rehber ve tarihçi Hüsam Süleymangil’in bir projesi. Çağın en önemli yazın ustalarından Novalis’in ‘Dünya romantikleştirilmelidir’ sözünün adeta peşinde, dünyayı müzikle romantikleştirmeye çalışıyor, bence kendileri de oldukça romantik bu ikili.
Jewett ve Süleymangil, Türkiye’de sahnelenme ve kayıt uygulamaları açısından yetersiz olan oda müziğine yönelik bir proje geliştirerek, genç müzisyenlere sadece müzikte değil hayatta da koordine bir şeyler yapabilme yeteneği kazandırmayı hedefliyorlar. Türkiye’de gerçekten yetenekli bir dolu müzisyen olduğu halde çoğunun solist olmak istemesinden ötürü birlikte çalma becerilerinin eksik olması ‘Klasik Keyifler’in oda müziği zemine oturmasının önemli nedenlerinden biri olmuş tabii.
2008’de ‘bakalım nasıl olacak’ merakıyla Didim-Bodrum-Kapadokya üçgeninde  başlayan ‘Klasik Keyifler’ bugün Türkiye’nin en sessiz sakin ve doğru dürüst klasik müzik etkinliklerinden biri. Jewett’in çevresinden, standart konser ücretleri birkaç bin dolar olan müzisyenleri, sadece masrafları karşılayarak getirmek ve bu masrafları bölüştürmek için üç ayrı yerde konser düzenlemek fikri ile  yola çıkan Jewett ve Süleymangil, üç ayrı mekânın daha masraflı olduğunu ve Kapadokya dışında pek istekli ve destek çıkmadığını deneyimledikleri için bütün projeyi buraya taşımışlar. Öyle isabet buyurmuşlar ki, örneğin Kapadokya’nın kanımca düşsel mekânı olan Saklı Vadi’nin sahibi Memet amca, geçen Eylül’de başka bir yerde yaptıkları konsere kendisini çağırmayı unuttukları için bizim ikiliye gönül koymuş. Nitekim yöre halkının ‘Klasik Keyifler’e olan ilgisi günden güne de artıyor. 
‘Klasik Keyifler’in hedefleri, müzisyenler ve izleyiciler cephesinde öyle güzel anlamlandırılmış ki burada olup biteni herhangi bir klasik müzik etkinliğinden ayrıştırmak aslında hiç zor olmuyor. Daha fazla performans pratiği ve tecrübe oluşturabilmek için hocanın öğrenciye ders verdiği değil, herkesin birlikte çalarak öğrendiği bir yer yakalama fikri projenin temelini oluşturuyor. ‘Klasik Keyifler’ dinleyici babında ise klasik müziğin t-shirt ve elde bir kadeh şarapla da dinlenebileceğini ama kesinlikle yemek yiyip sohbet ederken çalınan bir arka plan müziği olmadığını göstermeyi amaçlıyor. Ve Kapadokya imajına klasik müziği de eklemeyi tabii, Prag gibi mesela...
Geçen sene bir atölye ve 14 öğrenciyle başlayan ‘Klasik Keyifler’ 2010’da iki atölye ve 80 öğrenciyle sürüyor. Ellen Jewett’in ve çok sayıda genç müzisyenin yanı sıra, Kapadokya’da bulunduğum 13-15 Ağustos tarihlerinde Yunan soprano Irini Kyriakidou, ABD’li çellist Greg Hesselink, Nesrin Bayramoğulları (viyola), Erman İmayhan (çello), CSO Çello Quartet ve sevgili arkadaşlarım Birsen ve Özcan Ulucan’ı dinleyebildiğim için çok mutluyum. ‘Klasik Keyifler’e bu yılki anlamını kazandıranlardan Güç Gülle, Nusret Ispir, Oksana Ezhokina, Efdal Altun gibi sanatçılara ise ne yazık ki yetişemedim ama bir dahakine telafi edeceğim.
Özellikle 14 Ağustos akşamı hocalar ve öğrencilerden oluşan KK Oda Orkestrası’nın verdiği Saklı Vadi konserindeki müthiş Do’da (Terry Riley) yorumunun ve CSO Çello Quartet’in çok eğlenceli repertuvarındaki Nothing Else Matters düzenlemesinin tadları damağımda kaldı. 15 Ağustos’ta ‘Schumann’ın Dünyası’na davet edildiğimiz Saruhan Kervansaray’da kendimi içinde uçarken bulduğum Brahms’ın Fa minör piyano beşlisi için ise  Jewett- Tire- Bayramoğulları- İmayhan-Birsen Ulucan’dan oluşan ekibe tekrar teşekkür ediyorum. Tüflerin arasındaki doğal akustiğin bahşettiği muhteşem müzik için ise ‘Klasik Keyifler’ ekibini tebrik etmeli. ‘Klasik Keyifler’le keyiflenebilmek için yalnızca tabiata, tarihe ve yaşam seçimlerimize minnet duymakla olmuyor. Birilerinin dünyayı romantikleştirmesi gerekiyor.