Epik tiyatro tadında '1-Oyun'

Çağrı Raydemir'in ilk albümü '1-Oyun', epik tiyatro zeminli bir albüm desek yeridir. Raydemir, rock müziğin en güzel metrelerini koşanlardan biri olacak, burası garanti
Epik tiyatro tadında '1-Oyun'

Çağrı Raydemir, ?1-Oyun?u ev stüdyosunda kaydetti. Şarkı sözleri ve müziklerin yanında enstrümanlar, vokaller, miks-mastering de ona ait.

Yeryüzünün tüm karnabahar tröstleri, gözünüz aydın! Öyle çok büyüdünüz ve zenginleştiniz, hırslanıp güçlendiniz, somura sömüre yayıldınız ki bakın; Brecht’ten neredeyse 55 yıl sonra bile hemen her sanata malzeme verebiliyorsunuz. Üstelik, pisliği doğuran karın bu kadar verimli olduğu sürece eskisinden bile çok rağbet görüyorsunuz, göreceksiniz. Zaferinizi kutlayın! Ne de olsa Arturo Ui’nin yükselişi artık önlenilemez boyutlarda... Özetle budur.
Çağrı Raydemir’in ilk albümü ‘1-Oyun’ bana bunları anlattı. Çünkü Raydemir, salonun gevezeliklerine maruz kalmamak için başkalarını susturmaya çalışmak yerine kendi duyularını sımsıkı kapattığı bir durumu seçmiş. Epik tiyatro zeminli bir albüm desem yeridir. Zaten kapak görselini görür görmez tahmin edebiliyorsunuz ‘1-Oyun’da bekleyenlerin neler olduğunu. Hatta galiba ben de bu sebeple Mk2 etiketli albümü dinlemeyi hep salim kafalı olmayı umduğum zamanlara erteledim. Gerginliğin karnına yeni kör eğeler saplamamak için.
Bir ‘şey’ daha var. Albümünü tümüyle kendi kotardığı halde bunun çığırtkanlığını etmeyen birine insan ister istemez dikkatli yaklaşıyor. Erdem avcılığını kenara bırakıp, hayatın oralarda bir yerlerde yoğun provokasyonuna çoktan başladığını fark ediyorsunuz. ‘Madem bağıra çağıra duyurmayacaktın neden böyle bir albüm yaptın’ sorusuna yanıtlar arıyorsunuz. Aramıyorsanız, ‘1-Oyun’la işiniz zaten yok demektir, rahatınıza bakın!
Asıl mesleği makine mühendisliği olan Çağrı Raydemir, 13 yaşında gitar çalarak başlamış müziğe. Yaklaşık iki yıllık gitar eğitiminin ardından girdiği otodidakt yolda Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Yavuz Çetin, Demirhan Baylan, Korhan Futacı, Depeche Mode, Michael Jackson, Richie Kotzen, John Mayer, Dream Theater gibi beş benzemez müzisyenden feyz almayı tercih etmiş. Belli bir tür kısıtlamasına girmemiş, içinde rock, blues ve elektronik unsurlar barındıran müziklerden hoşnut bir hali var. Elini kolunu bile nereye koyacağını bilemeyen müzik marketler galiba bu kez doğru söylüyor; ‘1-Oyun’un yeri rock reyonunda. Olsa olsa...
Çağrı Raydemir yazıp söylüyor. Bir çoğundan nefret ettiği 100’ün üstünde parçası var şimdilik, seçtiği 10 tanesini ‘1-Oyun’da paylaşıyor işte. Albümü ev stüdyosunda kaydetmiş. Şarkı sözleri ve müziklerin yanında enstrümanlar, vokaller, kayıt, düzenlemeler, miks-mastering ve hatta albümün kapak tasarımı bile ona ait. Bu konuda güzel bir şey söylemiş, verdiği bir söyleşide okudum; “Kişinin üretmeyi ne kadar istediğine, gelişmeye ne kadar aç olduğuna ve ne kadar emek verdiğine bakan bir mevzu müzik”, tam da kendisini anlatıyor. İsteği, açlığı ve emeğiyle muhtemelen zaman içinde müziğini olgunlaştıracak da. Veya Raydemir duyup duyabileceğimiz en güzel sesleri belki de hiçbir zaman çıkarmayacak ama gerçekliği duyumsayışı itibarı ile memleketin rock müzik ortamının en güzel metrelerini koşanlardan biri olacak, burası garanti...
Hayatın içinde çokça oyun barınıyor ya işte o yüzden ‘1-Oyun’ genel olarak dertlerden besleniyor. Hepimizde olması gereken dertlerden. Nitekim temamız oyun olduğu halde, karşımıza ‘Ciddiyet Aktörleri’ diye bir parça çıkınca yazının girişindeki esinli bilinç akışının boş yere olmadığını göreceksiniz. Bu arada ‘Oyun’un başındaki Perihan Mağden ‘1’i elimizdekinin, müstakbel albümler arasındaki sıralamasına işaret ediyor, ki bu Raydemir’in motivasyonunu sağlıyor.
Sanırım ‘1-Oyun’un kartoneti üstüne de bir iki kelam gerek. Kapak fotoğrafında Çağrı Raydemir’in ağzı, kulakları ve gözleri kapalı. Fakat bunun üç maymun göndermesinden fazlasına tekabül ettiğini düşünüyorum. Çünkü söz konusu uzuvları kamufle eden enstrümanların birlikteliği, yaklaşmakta olan isimsiz tehlikeleri hatırlatıyor sanki. Hatta bana kelimesi kelimesine şunu söylüyor o fotoğraf; hayatın her ânı, egemeninin kim olduğuna bağlı olarak birer kitle imha silahına dönüşebilir, dönüşüyor da.