Esperanza'yı kimseyle karşılaştırmayın!

Geçen yıl rakibi Justin Bieber'ı sollayıp en iyi çıkış yapan sanatçı dalında Grammy alan kontrbas virtüözü, parlak vokalist Esperanza Spalding, bu akşam Harbiye Açıkhava'da

“Esperanza müstesna biri. Gerek müzisyenliği gerekse kişiliği… Kimseyle karşılaştırılmamalı. Ve artık onun döneminin gelmesinden ötürü son derece mutluyum...”

Davetlilerin rezilliği yüzünden heba olmuş müthiş bir konserin iki yıldızından biri Joe Lovano (diğeri McCoy Tyner’dı), öğrencisi ve ‘çekirgesi’ Esperanza Spalding’le ilgili sorumu böyle yanıtlamıştı. Yüzünde büyük gurur, bir o kadar tebessümle... Ne de olsa Esperanza’nın dört yerine üç yılda tamamladığı Berklee College of Music’teki ustası olur kendisi. Ayrıca ‘Folk Art’ ve ‘Us Five’ albümlerinde de birlikte çaldıkları için ilk söz hakkı her daim Lovano’nun.

Hoş, Esperanza’nın birlikte çaldığı ustaları saymaya kalkınca buradan doğduğu Portland’a yol olur zaten ya; Stanley Clarke, Pat Metheny, Nando Michelin, Francisco Mela, Horacia ‘El Negro’ Hernandez, Michel Camillo, Mike Stern, Nicholas Payton, Jack DeJohnette diye başlasak; Stevie Wonder, Prince diye sürdürsek de liste eksik kalır, kalıyor, kalacak.

Kontrbas virtüözü ve parlak bir vokalist olmasının yanında yaratıcı bir besteci ve yetkin bir şef Esperanza Spalding. 1984 doğumlu. Kıvır kıvır saçları, çıkardığı seslerden beklenmeyecek bir fiziği var. Elleri alabildiğine narin. İsminin anlamı gibi, umut veriyor Esperanza.

Oysa yaşamının ilk yılları pek umut dolu geçmemiş. Ekonomik açıdan güç koşullarda geçen çocukluğuna bir de hastalık eklenmiş. Bunun üstüne eğitimine evde devam etmek zorunda kalmış. Fakat ilk bakışta dezavantaj gibi görünen bu durumu kendi öğrenme tekniklerini keşfederek avantaja çevirmiş. Zorunlu değil olumlu eğitim olmuş onunki ama tabii evveliyatı da var.

Televizyonda gördüğü Yo Yo Ma’yı kafaya takıp beş yaşında kendiliğinden keman öğrenmiş. 10 yıl boyunca Oregon Oda Orkestrası’nda çalmış. 15 yaşına geldiğinde ise klasik müziğe olan ilgisi doğaçlama merakının ardına düşmüş. Akustik basa geçmiş. Bu şekilde beste yapmış. Şarkı yazmış. Çeşitli kulüplerde sahneye çıkmış. 17 yaşında öğrenci olarak girdiği Berklee’de 20 yaşındayken eğitmenliğe başlayarak okulun tarihindeki en genç ‘hoca’olmuş. Eşzamanlı olarak Boston Caz Derneği ödülü gelmiş…

Sonrası az çok malum. Klasikten Latin caza seğirten ilk albümü ‘Junjo’ 2005’te, tüm marifetlerini ortaya koyması açısından köşe taşı olan albümü ‘Esperanza’ 2008’de geldi. Esperanza ‘Esperanza’ ile uzak denizlere açıldı. 2010’da gelen ‘Chamber Music Society’ ise alışılageldik bir trio (piyano-bas-davul) kaydı olmanın ötesinde yılın en iyi çıkış yapan sanatçısı Grammy’sini getirdi 2011’de. Daha önce bu ödülü kazanan cazcı olmamıştı ya, bir de rakibi Justin Bieber’dı…

Yolu iyice açıldı. Esperanza Beyaz Saray’da, Oscar ve Nobel törenlerinde, ABD içinde, dışında, caz olan ve olmayan sayısız yerde konser verdi. Son olarak ve bu sefer ‘Radio Music Society’ albümüyle yolu İstanbul’a da düştü ve bizleri sonsuz sevinçlere gark etti. 19. İstanbul Caz Festivali’nin kanımca zirvedeki iki konserinden birini verecek Esperanza Spalding. Katı cazseverler için belki yine ‘Bunun neresi caz?’ düzeyinde kalacak ama yaratmak ve özgürlük kıymetli olduğu sürece Esperanza Spalding, hep kıymetli kalacak. Çok caz yapmaya gerek yok!

Esperanza Spalding, bu akşam saat 21.00’de Harbiye Açıkhava’da. Gecenin açılışını ise Echo Jazz 2011 ödüllerinde en iyi kadın şarkıcı seçilen Lyambiko yapacak.