'Köledoyuran'ın hak ettiği gibi duyulmasını istiyoruz

On yıl önce çıkardıkları 'Köledoyuran' albümü yeniden yayımlanan Replikas üyeleri: O zamanlar hiçbir şey bilmiyor, anlamıyorduk gerçekten ama 'Köledoyuran' ile hesaplaşmamız gerekiyordu

Hiç ölü zenci yok

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

Replikas’ın ilk albümü ‘Köledoyuran’ yayımlanışının 10. yılında yeniden yapılandırılarak Ada Müzik etiketiyle tekrar basıldı. Derinleşen ve boşluklar üstünden genişleyen ses yapısıyla şaşırttığı gibi motiflerin Anadolu’ya dönük yüzleriyle de dinleyeni içine çeken ‘Köledoyuran’, hem Replikas hem Türkiye yeraltı tarihçesinin mihenk taşlarından biri. Albümün sınırlı sayıda basılmış remastered versiyonu ise kendisini sese adamış Replikas üyelerinin gelişen perspektiflerini göstermesi açısından yerinde olmuş. 9 Aralık’ta Babylon’da yapılacak ‘Köledoyuran’ 10. yıl konserine az zaman kala Replikas’ı temsilen Selçuk Artut ve Barkın Engin olup biteni anlattı. Doğru anlaşılma kaygısının albüm satışını önemsememek anlamına gelmediği yönündeki mesaja ek olarak şunu da söylemeden geçmediler: “Konsere bekliyoruz, merak etmeyin Seyyah çalacağız”. 

Sound’unuz 10 yıl içinde evrilmişken farklı bir şey yapmaktansa remastered versiyonunu çıkarmak Replikas’ın ‘Köledoyuran’la hesaplaşması gibi bir şey mi?
Selçuk Artut: Doğru. ‘Köledoyuran’ın 10. yılına dair bir şey yapmak gerekirse, baştan kaydetmek olabilirdi belki. Ben albümü dinlediğim zaman gerçekten bir 10 yıl öncesine gidiyorum. O acemiliğimiz güzel bir şeye de dönüşmüş. Fakat aynı heyecanı saklayarak teknik açıdan biraz daha iyi duyulur olmasını sağlamak gerekiyordu. Yani yeni albüm üstüne efor sarf ediyoruz ama ‘Köledoyuran’la hesaplaşmamız remaster albümüyle sona erecek. Hak ettiği gibi duyulmasını istiyoruz artık.
Barkın Engin: O zamanlar post prodüksiyon süreci ciddi bir şekilde uygulanabilmiş değildi albüme, mastering aşaması açıkçası yoktu. O da iyi duyulmamasına neden olabiliyor. Yeniden kaydetmek ise belli bir ruhu ıskalayabileceği için, ki oluyor öyle albümler, daha iyi duyulur hâle getirmek bize daha mantıklı geldi. Tarihe böyle kalsın istiyoruz işin doğrusu. 



Zaten şu anda sesle yoğun olarak uğraşıyorsunuz ama ‘Köledoyuran’ zamanında öyle değildi.
S.A. : Hiçbir şey bilmiyor, anlamıyorduk gerçekten.
B.E.: Kişisel olarak, benim böyle bir eğitim alma sebebim, kafamızdaki şeyi biraz daha kendimizin yansıtması gereğidir. Çünkü o albümde normal bir prodüktörlük sistemi, alakadar bir ses mühendisi yoktu. Nereye yönlendiriliyorsan oraya gidiyordun. Öğrenmemizi tetiklemesi açısından tabii iyi oldu. Şu anda yanımızdaki ses mühendisi ‘Köledoyuran’ zamanında asistandı.
S.A.: Metin’le ilk beraber çalışmaya başladığımız, bir daha da ayrılmadığımız albümdür ‘Köledoyuran’. Barkın o zamanlar hiçbir şey bilmezken bugün üniversitede ders veriyor bu konuda. Şöyle bir örnek de verebilirim. 2000’de web sitesi yaptırmak için uğraşıyor, kimseyi bulamıyorduk. Sonunda oturup ben yapayım dedim. Şimdi ben de bunun dersini veriyorum. Kendi kafandaki şeyi meydana getirmen için başkalarıyla çok sağlıklı ilişkiler kurmak lazım. Şu anda kendine yeter bir hale gelmemizle örtüşüyor. 

Ses kısmı bir yana, ‘Köledoyuran’ı şu anki bilgi ve deneyim düzeyiyle yapıyor olsaydınız parçalarda duygusal olarak ne değişirdi?
B.E.: Kötü ya da iyi anlamda değil, bazı parçaları şu an yapabileceğimizi düşünmüyorum. ‘KÛh’ ya da ‘Çekirge Dansı’ gibi. Yetersizliğin verdiği bir cesaret var. Şimdi başka anlamlarda cesur adımlar atıyoruz ama ‘Çekirge Dansı’ gibi çok eklektik bir parçayı belki sorgulardık.
S.A.: İnatçı bir şarkı o. Baştan sona kendisini kabul ettirmeye çalışıyor. O dönem performanslar adı altında işler yapıyorduk. Bildiğin müzik ve ses tabanlı ama disiplinlerarası işlerdi. Müziğe de biraz böyle yansıyordu. O günden bugüne kıyasla bugünkü dalgalı hareketimiz daha kolay şarkıya dönüşebiliyor ama o zamanlar ucu açık şeyler yapıyorduk. Çaldıkça gelişen, gelişen ve serbest bırakan. ‘Köledoyuran’ zamanı için farklı deneysellikler barındıran bir albüm. 

Dinledikleriniz ne yönde değişti o günden bugüne?
B.E.: Yelpaze genişledi. Temel bir estetik anlayışa her zaman sahiptik ama on sene önce, kabaca klasik müzik dediğimiz şeye ben daha uzaktım. ‘Köledoyuran’ 1997-2000 arasındaki şarkıların bir mamulü aslında.
S.A: O zamanlar kasetin son dönemleri artık. Müziğin yaygınlaşması yeni başlıyordu. ‘Köledoyuran’ zamanında internette müzik dinleme alışkanlığımızın olduğunu hatırlamıyorum. Şimdi her şeyi dinlemeye açık oluyor insan. İstanbul aktivitelerle doldu. Köledoyuran zamanı ve onun beslendiği kaynak biraz arkeolojik araştırma sonuçları gibi. Gizli kalmış plakları bulmalar, kaset çekmeler filan. Sonrasında bir bombardımanla beslendik. Umarım bütün müzikler için geçerlidir bu, evlerinde hâlâ aynı kasetleri dinleyen insanlar yoktur. 

Seyyah

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle



Bir de insan kaynakları departmanlarının klişeleri vardır ya, ‘Köledoyuran’ zamanı üstünden düşünecek olursak, ’10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun Replikas’ sorusuna verdiğiniz yanıtlar bugün karşılığını buldu mu?
S.A.: Bizim bir kariyer planımız olmadı, her şey doğal oldu.
B.E: Başlangıçta albüm yapmayı bile aklımızdan geçirmediğimizi düşününce çoğu şey tahmin edemediğimiz şekilde gelişti. Bir başarı öyküsü olarak sunmak için değil ama 10 sene öncesine göre artık kendi kendisinin prodüktörü olabilen, yurtdışına konserler verebilen bir grup olduk. O zaman her şey günlük gelişiyordu.
S.A.: Ötesinde Türkiye’de de bu kadar bilinir, saygı duyulan bir grup olacağımızı tahmin edemiyorduk açıkcası, cahildik canım bayağı. ‘Bugün sahneye çıkıyoruz acaba ne söyleyelim’ hesapları hiç yapılmadı. ‘Bugün demokrasi adına bir şey söyleyelim’ gibi. Evet yani bir prodüktörle çalışmak ya da Sonic Youth’la konser vermeyi tahmin edemiyorduk ama Sonic Youth’un Türkiye’de konser vereceğini de öyle. 

Sonic Youth’la muhabbet etmiş miydiniz bari?
S.A.: Thurston Moore gelip ‘Hey guys’ filan gibi bir şey demişti.
B.E.: Sen Lee Ranaldo ile konuşmuştun galiba? Sonuçta bunaltmak da istemedik. Sonuçta 30 yıldır gördükleri kaç milyonunca ön grubuzdur acaba.
Replikas’ın ‘Köledoyuran’ 10. Yıl konseri bu akşam Babylon’da.