Sesi Cihan'ı tutan bir kadın

Bülent Ortaçgil 'tribute' albümündeki 'Çığlık Çığlığa' yorumuyla 'en ünlü albümsüz' şarkıcılardan biri olan Birsen Tezer'in de albümü çıktı

Müzik camiası için yeni bir isim değil Birsen Tezer. Bodrum ve İstanbul’daki kulüp konserleriyle tanınmış, Bülent Ortaçgil’e ‘Tribute’ albümünde ki ‘Çığlık Çığlığa’ yorumuyla sivrilip fanatik Ortaçgilciler dahil olmak üzere pek çoklarının hayranlığını kazanmış ve bu vesilelerle ‘en ünlü albümsüz şarkıcı’ ünvanına lâyık görülmüş bir müzisyen o. Ancak eğri oturup doğru konuşmak gerekirse ünlü olduğundan çok ünsüz  biri Birsen Tezer. Çünkü  ezelden beri, sadece olması gerekeni yaparak, müziğine kendi seçimleri üstünden yön veriyor.  Sevdiği şarkıları söylüyor, inandığı müzisyenlerle çalışıyor, uygun gördüğü noktada çıkarıp kanununu çalıyor, beste güfte yapacak diye ortadan ikiye ayrılmıyor, böyle müdanasız bir tip olmasından ötürü de ilk albümünü çıkarması gördüğünüz gibi milyonlarca yılı alıyor. Meseleye geç olsun, güç olmasın kabilinden yaklaşırsak eğer, ilk kaydını hele ki böyle bir dönemde çıkardığı için Birsen Tezer’e koskocaman alkışlar tutmalıyız...
Birsen Tezer’in uzatmalısıyken şimdi yasal albümüne dönüşen Cihan, Kalan etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayınlandı.Bu içerikte bir albümü Kalan’dan başka bir firmanın çıkaracağını da pek tahmin etmiyorum. Müziğin kendisi bir yana kartonet tasarımından Tezer tarafından kaleme alınmış basın bültenine dek her şeyin incelikle düşünüldüğü bir yapım Cihan.

Çocukluktan şarkıcı
Birsen Tezer küçüklüğünden beri şarkıcı olmak istemiş. Müziğe ortaokul orkestrasında başlayıp lise yıllarında Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmalara katılıp üst üste iki sene ödülle dönmüş. Üniversite zamanı geldiğinde ilk olarak Hacettepe Kimya Mühendisliğine kapak atmış fakat burası açmayınca aklındaki İ.T.Ü Konservatuvarı Klasik  Türk Müziği Bölümü’ne girmiş. Bu bölümü seçme nedeni, Batı müziğiyle iyice haşır neşir olmadan önce kendi kültürümüzün müziğini öğrenme arzusuymuş. Enstrümanı kanunu ise bu kadar bilinçli şekilde değil, bir söyleşisinden okuduğum kadarıyla ‘o piti piti karamela sepeti’ yöntemiyle seçmiş.
Konservatuvar eğitimi süresince Tezer’in en büyük hayallerinden biri, Erol Deran’dan neredeyse birebir aldığı kanun dersleriyle gerçekleşmiş. Üçer kişilik sınıflardan söz ediyoruz, yani o derece birebir. Mezuniyetinden kısa bir süre önce ise ekonomik faktörler devreye girince düşlediği gibi bir koro sanatçısı olmak yerine başlangıçta tek bir gitarın eşlik ettiği kulüp şarkıcılığı akıntısına kapılmış.  Tezer’in müzikle ilgili hayallerinden bir başkası ise Bülent Ortaçgil’le tanışmasıyla gerçekleşmiş. En başta sözünü ettiğimiz  ‘Çığlık Çığlığa yorumundan önce Ortaçgil’in Light albümünde Kimseye Anlatamadım isimli parçada düet yapmış olmaları sanatçının yaşamındaki mihenk taşlarından biri. Nitekim Çığlık Çığlığa’yla birlikte Ortaçgil’in ‘Değirmenler’i de bu albümde dönüyor. Cihan’ın güzellikleri Ortaçgil’le sınırlı değil tabii. Albümde sözleri Tezer’e ait iki Erkan Oğur bestesi, bir Zafer Cınbıl, bir İlhan Şeşen ve üç adet hâlis Birsen Tezer parçası var. Sözleri Rüştü Şardağ, müziği Avni Anıl’a ait nihavent şarkı ‘Aşk bu değil’ ise Klasik Türk Müziği’ne bir saygı duruşu mahiyetinde.
Tezer albümü yıllardır sahneyi ve hayatı paylaştığı dört arkadaşıyla kotarmış. Onun vokaline ve kanununa basta Mümtaz Solmaz, akustik gitarda Tunç Öndemir, elektrik gitarda Emre Tankal ve perküsyonda Ahmet Özbilen eşlik ediyor. Kayıtların sahne performansı canlılığında olması gerektiğini düşündükleri için hücum kayıt yapmışlar. Böylece daha çok zevk alıp kendilerini daha özgür hissetmişler. Birsen Tezer albüme Cihan adını vererek albüm süresince kurdukları küçük müzik dünyalarına  ve bu ismin kendisindeki özel anlamlarına  bir arada gönderme yapmış.  Parçalardan herhangi biri diğerinden daha A1 olmadığı için 10 parça alfabetik olarak sıralanmış. Albümün tek bir milimetrekaresinde tek bir fotoğraf kullanılmamış ki Birsen Tezer kendisi için ‘müzisyen bir şarkıcı’ olmaktan bir gıdım fazlasını istese ‘sarışın güzel kadın’ olarak hakkından gelmesi çok kolaydı.

Şarkı sözlerine dikkat!
Zafer Cınbıl’ın ‘bakarım kendim gibi kel kalmış selvilere’ dizesi gibi gayet doğrudan sözler olduğu gibi,  Tezer’in ‘bayat bir somun ekmeğin kokusuyla boyuyorum sabahı’ gibi oyunlu ama yalın; besbelli ki yine Ortaçgil etkisine tâbi sözler var bu albümde. Bir de albümü dinlerken amca Şeşen’in parçası ‘di Gel Yanıma’nın Tezer’in hecelik katkısıyla ‘Hadi Gel Yanıma’ isimli bir parçaya dönüşmesi gibi ufak espirilerle karşılaşıp; ‘Bilsen’ ve ‘Seher Vakti’ gibi parçalarla Erkan Oğur’un bu dünyaya gönderilmiş bir nur olduğu gerçeğini kendinize tekrar tekrar hatırlatabilirsiniz.
Birsen Tezer eğitimini aldığı Türk müziği ile gediklisi olduğu Batı müziğini beraberce çalkalayıp kâh çalıp kâh söylüyor. Kendi doğal sesi üstüne kurulu, scat’ten uzak duran bir şarkı söyleme tekniği benimsediği için dinleyiciye çabucak nüfuz ediyor. İyi bir lirik yorumcusu olmanın ötesinde ‘Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği’nde Hümeyra’dan sonra oluştuğunu düşündüğüm ‘başka türlü bir kadın sesi’ açığının da onunla sona erdiği kanaatindeyim.
Cihan’ın önemli işlevlerinden biri bunu belgelemek olacak belki de. Zannediyorum bir lirik sopranonun çıkardığı parlak tonlar yerine bir dramatik mezzosopranonun özellikle peslerdeki iniş çıkışlarını tercih eden her kulak Birsen Tezer’in sesini farklı bir yerde konumlandıracak, tınısındaki tek kişilik fanfardan yeterince etkilenecektir. Sesi Cihan’ı tutan bu kadının artık daha yakın takipçisiyiz...