Veterjan bayramlar ve astral gezintiler

Yıllık iznimin bir bölümünü kullanmadığım için devam ediyoruz yazmaya, nerede kalmıştık en son? Ha evet baget. Bu baget meselesi çok mühim. Amy Winehouse'un babetleri kadar olmasa da.

Yıllık iznimin bir bölümünü kullanmadığım için devam ediyoruz yazmaya, nerede kalmıştık en son? Ha evet baget. Bu baget meselesi çok mühim. Amy Winehouse'un babetleri kadar olmasa da. Şimdi burada tutup Amy Winehouse topuna çıkacak değilim. Bu konuyla cidden ilgilenenler, sarardıkça güzelleşen dergi (bana kalırsa dünyanın en güzel dergisi, vışş) Roll'un bu sayısındaki ecnebi mecmualardan derlenmiş Winehouse röportajını okusun. Şu an çok daha önemli bir mesele var gündemimde...
Neymiş, Fazıl Say bakan eşlerinin türbanlanmasına, İslamcıların güç kazanmasına o kadar içerlemiş ki Türkiye'yi terk edebileceğini söylemiş. Bakınız kendisi sanatçı kişi olduğu için adeta hassas, ne kadar dışlanırsa o kadar içleniyor. Hani, Say haklıdır haksızdır, ara sıra delirip ortaya karışık abuklayandır ayrı mesele de asıl bomba, verilen karşılıklar. Cumhurbaşkanımız buyurmuş ki: 'Olur mu öyle şey? Fazıl Say şöhretli piyanistimizdir'. Hadee yavv, öyle midir, e çok iyimiş o zaman gitmesin. Kam on Fazıl naz yapma! Daha fecisi iktidar partisi genel başkan yardımcısı demiş ki: 'Çok üzüleceğimizi düşünmüyorum'. Eee oldu olacak duvarlara da 'Ne olur geri dönme Fazıl' filan yaz tam olsun. Nedir arkadaşım, siyasetin tepesinden gelen bu 'Acımadı kiii acımadı kiii' tavrı, biz de sizi politikacı sanıyorduk iki politik laf edersiniz filan.
Aman çok sıkıcı mevzu, bayram seyran zamanı çekilmiyor. Bu durumda Kurban Bayramınız afiyet olsun demiş de olayım laf arasında. Ben bu bayramda karnabahar kestim.Üzerinize afiyet vejetaryenim. Hatta liseden sevgili bir öğretmenin ifadesiyle veterjanım! Geçenlerde de en az benim kadar vejetaryen, sevgili dostum, memleketimizin 'the' müzik yazarı Murat Beşer'le enginar kesmeye kalkışmıştık Balans'ın kapısında. Niye? Çünkü hastayız. Hayır değil. Çünkü Atmosfer'in kurulduktan 20 yıl sonraki ilk albümü 'Ağaçların Öyküsü'nün tanıtım konserini hayırlamak istedik.
Şimdi Atmosfer ne ola ki diye soranlar sol yanıma bir geçsin hele. Grubu ve Mustafa Dönmez'i bilenler yazının geri kalanını okumayabilir, ben döndüm sola başladım bile anlatmaya: Efendim, Atmosfer, Türkiye'nin ilk caz-rock-fusion topluluğu olarak 1986'da Mustafa Dönmez tarafından kuruluyor. Hatta 1989'da Erkin Koray ile aynı sahneyi paylaştıkları tarihi Moda Sineması, Fenerbahçe Parkı ve Taksim Meydanı konserleriyle epey sükse yapmışlar. Odur budur derken kadro ve müzikal yaklaşım olarak çeşitli evrelerden geçen Atmosfer'i Mustafa Dönmez ayakta tutmuş. Bu arada albüm yapamadığı için yapmamış değil Mustafa. Hatta Fransa'da eşikten dönmüş, ama kalbi buraları istemiş. Böyle böyle 'Ağaçların Öyküsü' 2007 doğumlu olmuş. Neticede bazı şeyler zaman ister. 'Ağaçların Öyküsü' de demek ki böyle bir şey. Mustafa Dönmez gitar, gitar synth, perdesiz gitar ve tarı; Sertaç Tunguç elektrik ve perdesiz bas ile klavyeyi; Bilge Candan vurmalı çalgıları seslendiriyor. Mustafa'nın 'Zaman Geçer Sevgi Kalır' ve 'Anahtar'daki vokalleri dışında 10 parçalık bir enstrümantal albüm... Tümü Mustafa'ya ait beste ve düzenlemeler bazen cazırdayıp bazen rockırdayıp yolunu bir güzel buluyor. Ve Mustafa her parçanın öyküsünü o kadar tatlı anlatıyor ki sözüyle dönüştüğü müziğin bu olması kaçınılmaz. Zevk meselesi elbette, ama şahsen 'Sifer', 'Anahtar' ve 'Zaman Geçer Sevgi Kalır'ın bağımlılık yaratabilecek parçalar olduğunu düşünüyorum. 'Astral gezinti' diyor Mustafa. Cidden öyle. Hatta çizgi kahramanlar Jetgiller'inkilerden bu yana daha keyifli bir astral gezinti görmedim ben.
Seksenler, grup müziği, rock göndermeleri yapmışken bir iyi haber daha: RA orijinal kadrosuyla Şubat 2008'te bir konser verecek. Hayatımda ilk kez RA konseri izleyeceğim için çok heyecanlıyım. Eğer grup elemanları rakı içtikleri gibi çalacaklarsa iyi vakit geçireceğiz o akşam. Zamanı geldiğinde konuşalım bu RA meselesini tekrar.