scorecardresearch.com

Hayyam bağnazlığa hümanist cevaptır

Barana Quintet'in 'Şarap' albümü Ömer Hayyam güzellemeleriyle dolu. Grubun kurucu üyesi Behsat Üvez, 'Hayyam hâlâ güncelliğini koruyor. Günümüzü ta 11. yüzyıldan betimlemiş ya da Hayyam'dan beri bir şey değişmemiş' diyor

Ömer Hayyam güzellemeleriyle dolu bir albüme ‘şarap’tan başka bir isim yakışır mıydı? Mümkün değil. Biri Türkiyeli, dördü Hollandalı müzisyenden oluşan Barana Quintet de böyle düşündüğü için zaten, Baykuş Müzik etiketli albüme ‘şarap’ diyerek koyulmuş yola. Ekibin Türkiye kanadını oluşturan kurucu üye Behsat Üvez’le konuştuk.
Barana ilk olarak nerede, ne zaman, nasıl bir araya geldi?
Steven (Kamperman) ile 1989-2002 yıllarında Global Village Orchestra’da birlikteydik. 11 farklı ülkeden ve farklı altyapıları olan müzisyen vardı orada. Steven free caz geleneğinden gelmişti ve bizim müziğe karşı inanılmaz bir merakı vardı. 2002’de Music Meeting festivali kapanışı için özel kompozisyon görevi aldığımda hemen onu aradım ve birliktelik orada başladı. ılk olarak Barana’nın dokuz kişilik ilk grubunu oluşturup Barana&Co adıyla Yunus’un, Karacaoğlan’ın sözlerinden de yararlanarak ilk repertuvarımızı hazırladık.
Bu kapanış konseri canlı olarak yayınlandı ve onun kayıtlarını NPS TV’den alarak ilk CD’mizi çıkartık. Sonra Barana&Co’nun ikinci albümü ‘ıleriye Anılar’ ve Barana Trio olarak kaydettiğimiz ‘Gül ve Bülbül’ albümleri izledi. Aslında Barana, Hollanda’da kendi yolunu kendisi yaratmış oldu. Önceden düşünülmüş temalara uygun 40’a yakın müzisyen ve onlarla oluşturulan gruplarla devam edildi Barana Quintet’e dek.
Peki Barana Quintet müziğe ve hayata yaklaşımı açısından Barana geleneğinin en çok hangi özelliklerini taşıyor?
Barana Quintet aslında Steven ile birlikte ‘şarap’ albümü için düşündüğümüz bir gruptu. Bu da geleneksel Barana’nın yenilikçi ve birlikte üreten özelliğini yansıtıyor. Bugüne değin henüz albüm haline gelmemiş ‘Xenopolis’ (Ceylan Ertem ile) ve ‘Modes et Maqams’ (Valentin Clastrie ve Carlo Rizzo ile) projelerimizde de Barana’yı birlikte müzik üretilen bir buluşma noktası olarak gördük. Önümüzdeki yıl Koreli müzisyenlerle yapacağımız projemiz de buna güzel bir örnek. Yeni arayışlar, sesler, birliktelikler ve birlikte üretim.
Bir tarafta Anadolu geleneğinden kendisine isim seçiyor bir taraftan Nişaburlu Ömer Hayyam’dan içerik çıkarıyor. Bunlara ek olarak Türk makam müziği ile Avrupa cazının iç içe geçişini de hesaba katarsak ‘şarap’ın çokkültürlülüğüne ilişkin neler söylemek gerek?
Türkiye yıllarımda halk kültürü ile çok ilgiliydim. Barana kültürünü ve adını TRT ızmir Televizyonu’nun o dönemlerde yaptığı ve benim de ara sıra eşlik ettiğim halk müziği ile ilgili seri yapımda duymuştum. Birlikte üretilen, herkesin her alanda dahil olamayacağı bir anlayış. Anadolu ve etrafındaki kültürlerde buralarda pek bilinmeyen müthiş altyapı var. 11. yüzyıl Hayyam’ının hâlâ güncelliğini koruyabilmiş temaları, burada benim ve Steven’ın müzikal değişimimize farklı bir anlam kattı. Zira Barana’da müziğin güçlü temalarla işlenmesi ilk tercihimizdi. şarap ise evrensel bir sembol. Hem Hayyam’da hem Dionysos’ta var. Hayyam’ın şarabındaki mistizm ise cazın geniş yüreğine çok uygun. Günümüzde çokkültürlü ülkelerdeki hoşgörüsüzlük de dikkate alındığında bizim ‘şarap’, kültürlerin birbirine söyleyeceği çok şeyi olduğunu ortaya koyuveriyor. Bu bağlamda Hayyam, günümüzü ta o zamanlardan betimlemiş. Ya da Hayyam’dan beri pek bir şey değişmemiş. Biz ‘şarap’ ile Hayyam’ı güncellemek istedik.
Ömer Hayyam matematikçiliği ile de çok önemli olduğuna göre ona bir nevi methiyede bulunan ‘şarap’taki müziklerin matematiğini nasıl kuruyorsunuz?
‘şarap’ta matematiksel işlere ritimsel olarak kalkıştık diyebilirim. Örneğin Hayyam Peşrev’deki onlu ritim cümlesi, melodi ve serbest şan bölümlerinde epey düşünmeye itti bizi. Umarım Hayyam da beğenir!
Dünyanın batısına ait coğraf-yadan gelen Barana Quintet’in Doğu’ya ait bir edebiyattan beslenirken oryantalizmin tuzaklarına düşme olasılığından hiç çekinmediniz mi?
Steven ile dünyaya bakışımız aynı paralelde diyebilirim. Evrenseli ve hümanizmi göz önünden kaçırmama, temel çıkış noktamız. Hayyam’a olduğundan fazla bir anlam da yüklenmedi. şarap salt ona mal edilmedi. Fransız bağbozumu Bouree dansçıları ile Dionysos da şaraplar getirdiler albüme. Buralarda da Hayyam’ı ateist tanımlayanlar veya saf sufi gören oryantalistler var tabii ki ama biz Hayyam mistisizminin evrensel ve hümanist yönlerine baktık. Bence Hayyam ve ‘şarap’ oryantalist, şoven ve bağnaz tuzaklara karşı harika bir humanist cevap.

http://www.radikal.com.tr/102926210292620

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.