1500 sayılı karar

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde perşembe günü kabul edilen 1500 sayılı karar, yalnızca Irak'ın geleceği açısından değil...

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde perşembe günü kabul edilen 1500 sayılı karar, yalnızca Irak'ın geleceği açısından değil, belki daha fazla, BM'nin geleceği açısından da belirleyici nitelikte.
Irak'tan başlayalım...Malum, 13 Temmuz'da Irak'ta idari bir yapı kuruldu. 'Yönetici Kurul' olarak adlandırılan bu yapıda demografik ve siyasi dengeler gözetilerek Irak'ı oluşturan etnik ve dini grupların temsilcilerine yer verildi.
25 üyeli 'Yönetici Kurul' geçici bir yapı. Kuruldan beklenen, Irak'ta genel seçimler yapılana dek ülkeyi 'idare etmesi.' Dış etken (Amerikan egemenliği) ve iç etken (kargaşa) göz önünde bulundurulduğunda kurulun,
'idare etme'nin ötesinde bir işlev üstlenmesi zor zaten.
'Yönetici Kurul'un temsili bir nitelik taşıdığı ne kadar su götürmezse, demokratik açıdan meşru bir nitelik taşımadığı da o kadar su götürmez. Kuzeydeki Kürt bölgesi dışında Irak topraklarında on yıllardır seçim yapılmadı. Dolayısıyla söz konusu kuruldaki Kürt temsilciler dışında hiçbir temsilcinin demokratik meşruiyeti yok.
Zaten 1500 sayılı BM kararı da kurulun bu ikircikli yapısından izler taşıyor. Karar, Yönetici Kurul'u tanımıyor, yalnızca oluşturulmasını memnuniyetle karşılıyor. Peki ne olarak karşılıyor? 'Irak halkınca, uluslararası alanda tanınacak, temsili nitelik taşıyacak ve egemenliği elinde bulunduracak bir hükümet oluşturulması yolunda bir adım' olarak;
geçici bir yapı olarak.
Ancak ne olursa olsun, 1500 sayılı kararla, uluslararası toplumun Irak'a 'bakış'ında bir değişiklik meydana geldiği de ortada. (Tabii uluslararası toplumdan Arapları düşmek lazım. Çünkü Arap Birliği, seçimle işbaşına gelmediği için 'Yönetici Kurul'u tanımaya yanaşmadı. O Arap Birliği ki seçimle işbaşına gelmiş hükümetlerce yönetilen üye ülke sayısı bir bile değil, sıfırdır. Bu başlı başına bir yazı konusu olsa gerek). 1483 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla ABD ve Britanya'yı 'işgal otoritesi' olarak kabul eden uluslararası topluluk, şimdi de aynı 'işgal otoritesi'nin gözetim ve denetiminde oluşturulan yerel yönetimi kabul etme noktasına gelmiş bulunuyor. Bakalım, daha nerelere gelecek...Kararın Rusya, Çin, Fransa ve Almanya gibi 'savaş karşıtı blok'un önde gelen üyelerince de onaylandığını unutmayalım. Hiç kuşku yok ki ABD açısından başarılı bir diplomatik hamle bu.
1500 sayılı kararın BM açısından önemine gelince... Çok değil daha birkaç ay önce mevcut Amerikan yönetiminin yeni muhafazakâr ideologları Birleşmiş Milletler'in pek yakında Cemiyeti Akvam'ın akıbetini paylaşıp tarihin çöp sepetini boylayacağını dile getiriyordu. Oysa 1500 sayılı kararla BM yeniden 'oyun'a dahil olmuş sayılır. Çünkü karar, BM'ye Irak'ın kapılarını açıyor. Karara göre 300 kadar BM görevlisi Irak'ın yeniden yapılanması ve demokratik bir yönetim oluşturulması sürecine katkıda bulunmak için yakında yola çıkacak.
Bu da hiç kuşku yok ki tek tek ülke bazında Irak'ın dışında kalan ya da bırakılan ülkeler (Çin, Rusya ya da Fransa, Almanya gibi) açısından başarılı bir diplomatik hamle. Başından beri Irak'ta BM'nin daha fazla rol üstlenmesini isteyen bu ülkeler de duvarda bir gedik açmış oluyorlar böylece.
Geçen ay ortasında Powell ile Annan arasında yapılan görüşmede BM'nin barış kurma anlamında askeri bir rol oynamasının da gündeme geldiği düşünülürse, bu gedik önümüzdeki dönemde daha da büyüyebilir.
Velhasıl, 1500 sayılı karar ABD ile BM'nin 'alışveriş'i oldu. Umarım bu 'alışveriş'ten Irak halkı da kazançlı çıkar.