ABD karşıtlığına Radikal bir katkı

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, 14 Mart günü Bursa'daydı. Ziyareti izleyen gazetecilerden biri Edelman'a bir soru sordu. Soru şuydu:

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, 14 Mart günü Bursa'daydı. Ziyareti izleyen gazetecilerden biri Edelman'a bir soru sordu. Soru şuydu: "Bugünkü gazetelerde, Cumhurbaşkanı Sezer'in, ABD'nin erteleme beklentisine karşın, Suriye'ye yapacağı ziyareti kararlaştırılan tarihte yapacağına ilişkin bir haber var. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?"
Edelman'ın yanıtı şöyleydi: "Suriye konusunda önemli nokta, uluslararası topluluğun bir bütün olarak BM Güvenlik Konseyi'nin 1559 sayılı kararının arkasında durduğudur. Söz konusu karar, ABD ve Fransa'nın ortak çabasıyla hazırlanmıştır ve Suriye'nin Lübnan'daki tüm güçlerini derhal çekmesini ve Lübnan'daki milis kuvvetlerin silahlandırılmasını öngörmektedir. Bu, uluslar arası desteği bulunan bir tutumdur. Bush Avrupa'ya geldiğinde, bu tutum, Chirac, Schröder, Rus hükümeti, Suudi hükümeti ve Mısır hükümetince onaylanmıştır. Biz bölgedeki istikrar için izlenmesi gereken yolun bu olduğuna ilişkin inancımızı koruyoruz. Umarız, Suriye'nin Lübnan'dan tamamen ve derhal çekilmesine ilişkin bu uluslararası mutabakata Türkiye de katılır. Uluslararası topluluğun genel pozisyonunu nasıl değerlendireceğine Türkiye karar verecektir."
Edelman'ın demeci sözcüğü sözcüğüne böyle. Bir bağlam içinde söylenmiş, sonu başı belli, anlaşılır sözler...
Nitekim gerek Anadolu Ajansı, gerekse Doğan Haber Ajansı, Edelman'ın sözlerini, içerdiği anlamı çarpıtmaksızın, yorum katmaksızın, olduğu gibi aktardı. Yapmaları gereken de buydu
Şimdi bu haberin 15 Mart 2005 tarihli Radikal'deki sunumuna bakalım. Başlık: 'ABD: Suriye'ye bastırın.' Haberin giriş cümlesi şöyle: "ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, dün Türkiye'ye Suriye konusunda
'ültimatom' gibi mesajlar verdi." İkinci cümle de şöyle: "Edelman, Türkiye'nin Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi için uluslararası taleplere katılmaması halinde 'uluslararası toplumun dışında kalacağını' iddia etti."
Bir büyükelçi, dünyadaki tek hipergücün büyükelçisi de olsa, görev yaptığı ülkeye 'ültimatom' gibi mesajlar' veremez.
Bu, ne teamüle sığar ne de elçinin yetki alanına. Olmaz ya, varsayılım ki büyükelçinin gözü döndü, teamülü bir kenara bırakıp yetkisini aşmaya kalkıştı; o zaman da bunu bir gazetecinin alelade bir sorusu üzerine yapmaz.
Yukarıda okudunuz siz de; Edelman ne "Türkiye'ye 'ültimatom' gibi mesajlar" veriyor, ne "Türkiye'nin Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi için uluslararası taleplere katılmaması halinde 'uluslararası toplumun dışında kalacağını' iddia" ediyor, ne de "Suriye'ye bastırın" diyor.
Edelman'ın sözlerinde ince bir uyarı, bir ima bulunduğu ileri sürülebilir. Dolayısıyla bu unsurlar, uygun biçimde habere yedirilebilirdi. Ancak ne yazık ki verilmemiş ültimatom gibi mesajlar, edilmemiş bir iddia, bulunulmamış bir talep üzerine kurulmuş haber.
Diplomasi bir nüanslar manzumesidir. Diplomasi haberciliğinin gereklerinden biri de bu nüanslara hâkim olmaktır.
Kaldı ki iş nüans olmaktan çıkmış burada.
Sanmayın ki topu başkalarına atıyorum. O başlığı da o cümleleri de düzeltmiş olması gereken kişilerden biri benim.
ABD Büyükelçiliği, Edelman'ın sözlerinin çarpıtıldığını, Gül de kastını aşaçak biçimde yansıtıldığını açıkladı. Elbette bir tek Radikal'e değil bu açıklamalar. Çünkü söz konusu haber, başka gazetelerde de Radikal'deki gibi algılandı ve aktarıldı.
İşte iki örnek: Cumhuriyet: "ABD'den gözdağı... ABD'den kriz iması." Vatan: "ABD'den tehdit gibi açıklama... 'Sezer Suriye'ye giderse Türkiye uluslararası camiada yalnız kalır.' (Adamın böyle bir lafı yok, yine de varmış gibi tırnak içinde verilmiş. Sezer'in (...) Suriye gezisi ABD ile Türkiye arasında yeni bir krize yol açtı."
Algılamanın, özün önüne geçmesinde, Türkiye'deki ABD karşıtlığının etkisi var hiç kuşkusuz. Oysa doğru ya da yanlış ABD karşıtlığı bir siyasi tavırdır, bir habercilik bağlamı olamaz. Haber neyse odur.
Bu açıdan bu haber özelinde Radikal olarak kötü not aldığımız, Türkiye'deki ABD karşıtlığına Radikal bir katkıda bulunduğumuz ortada.