'Aliyevgillerin ülkesi'nde daha çok kafa kol kırılacak

Bir Azerbaycan klasiği bu. Seçimler yaklaştıkça siyasi gerilim yükseliyor. Siyasi gerilim parti binalarından taştıkça muhalefet yanlıları sokaklara, meydanlara dökülüyor.

Bir Azerbaycan klasiği bu. Seçimler yaklaştıkça siyasi gerilim yükseliyor. Siyasi gerilim parti binalarından taştıkça muhalefet yanlıları sokaklara, meydanlara dökülüyor. Göstericiler 'kamu huzurunu bozunca' rejim bekçisi güvenlik güçleri devreye girip kafa kol kırmaya başlıyor.
6 Kasım'da 'Aliyevgillerin ülkesi'nde genel seçimler var. Azerbaycan bugüne kadar evrensel demokratik kıstaslara uygun, diğer bir deyişle 'hür ve adil' tek bir seçim bile yapamadı. 6 Kasım seçimlerinde de 'gelenek' bozulmayacak. Daha şimdiden başta AGİT olmak üzere uluslararası örgütler, yerel sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri, seçim sistemindeki değişiklik taleplerinin hükümet tarafından duymazdan gelindiğini, sandık heyetlerinin ve seçim komisyonunun iktidar partisi yanlılarınca doldurulduğunu, birden fazla oy kullanımını engellemek için seçmenlerin parmaklarının mürekkeplenmesi yolundaki önerilerinin reddedildiğini bildiriyor.
Azerbaycan rejimi, üzerinde oturduğu dünyanın en verimli enerji kaynaklarını, ne halkının refahını artırmak için kullandı, ne doğru dürüst bir sosyo-ekonomik düzen kurmak için ne de demokratikleşme yönünde özlü adımlar atmak için. Tüm o kaynaklar iki amaç için kullanılıyor: rejimin bekası ve Ailyevgillerin sefası. Azerbaycan bugün dünyanın en yolsuz polis devletlerinden biri.
Bugün Türkiye ile ABD'nin 'tam' işbirliği içinde bulunduğu tek ülke var: Azerbaycan. Bakü'deki otoriter rejimin küresel dayanağı ABD ise, bölgesel dayanağı da Türkiye. Uluslararası şirketler de sacayağını tamamlıyor. İşbirliğinin özü basit ifadeyle şu: Demokrasinin ne önemi var, mühim olan istikrar. İşin ucu petrole dokunuyor, Bakü'den başlayıp Tiflis'ten geçerek Ceyhan'a uzanıyor. ABD için biraz da küresel İslamcı terörizmle mücadeleye (Azerbaycan deyip geçmeyin, Irak'ta tam tamına 150 Azeri askeri var, üsleri de icabında Amerikalıların kullanımına hazır).
Dolayısıyla mevcut konjonktürde, Azerbaycan'a yönelik stratejik beklenti, demokratikleşmek değil istikrarsızlaşmamak. O yüzden Ukrayna'da, Gürcistan'da, hatta Kırgızistan'da göze alınan risk, Azerbaycan için akla bile getirilmiyor...
Azeri muhalefeti önceki seçimlerden ve yukarıda adı geçen ülkelerin geçtiği süreçten ders çıkarmış olacak ki bu seçimlere ittifak halinde (Azatlık-Özgürlük) giriyor. Daha derli toplular, sesleri biraz daha gür çıkıyor. Ama degişen pek bir şey yok. Seslerini Türkiye bile duymadıktan sonra, dünya nasıl duysun? Muhalefetin önde gelen iki ismi, İsa Kamber ve Ali Kerimoğlu, geçenlerde peş peşe doğrudan Türkiye'ye Aliyev rejimiyle ilişkisinden ötürü sitem ettiler, Azerbaycan'daki antidemokratik ortama kayıtsız kalmasından ötürü kırgınlıklarını dile getirdiler. Ankara oralı bile olmadı. Daha önce de olmamıştı, bundan sonra da olacağı yok... Ankara, bu tutumuyla, Azeri muhalefetini kendine yabancılaştırmayı sürdürüyor...Oysa Aliyevgillerin bir yüzü hep Rusya'ya, hatta İran'a dönük oldu, oysa Azeri muhalefeti hep Türkiye'ye, Batı'ya baktı, medet umdu.
Bu açıdan Kamber'in doğrudan doğruya Batı'ya hem Türkiye'ye yönelik şu sözleri kayda değerdi: "Tarihi tecrübe gösterdi ki demokratik dünya, özellikle de ABD ve AB, beraber hareket edince, şer güçler daha çabuk geri çekiliyor...Türkiye'nin edilgin tutumunu, Azerbaycan'da demokrasi ve özgürlüğün gelişmesini desteklememesini de üzüntüyle karşılıyoruz."
Kuvvetle muhtemel ki 6 Kasım seçimleri ve seçim sonrası da bir Azerbaycan klasiği olacak: Sandıklara hile bulaşacak.
Usulsüzlük iddiaları ayyuka çıkacak. Muhalefet bağırıp çağırdığıyla, dayak yediğiyle, haksızlığa uğradığıyla kalacak. Ulus-lararası topluluk alçak perdeden seçimlerin 'özgür ve adil' geçmediğini bildirip Aliyevgillere seçim sistemini düzeltme çağrısında bulunmakla yetinecek. ABD ve Türkiye, seçimleri demokrasi yolunda atılmış bir adım olarak niteleyecek.
Sonuç itabarıyla Azerbaycan'da 'istikrar' bir kez daha sağlama alınmış olacak, petrol akacak, demokrasi bekleyecek. Bekleyecek, bekleyecek, bekleyecek...