Alman seçimlerini fazla kendimize yonttuk

Almanya'daki seçim sonuçlarını milletçe fazla kendimize yonttuk gibi geliyor bana.</br>Genel olarak seçim süreci 'Türkiye gözlüğü'yle izlendiği için olsa gerek seçim sonucu da 'Türkiye gözlüğü'yle yorumlandı.

Almanya'daki seçim sonuçlarını milletçe fazla kendimize yonttuk gibi geliyor bana.
Genel olarak seçim süreci 'Türkiye gözlüğü'yle izlendiği için olsa gerek seçim sonucu da 'Türkiye gözlüğü'yle yorumlandı. AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği, elbette seçim kampanyasının konularından biriydi ve sonuçta partilerin bu konuya yaklaşımının da etkisi (özellikle kararsız seçmenler nezdinde) olmuştur muhtemelen. Ancak AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği, seçimin temel konularından biri olmadığı gibi, sonuca bakarak Almanların Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik tutumlarına ilişkin doğrudan sonuç çıkarmak da doğru değil (tıpkı Fransa ve Hollanda'daki AB Anayasası referandumları gibi).
Almanya'daki seçimin belki de tek bir temel konusu vardı: Ekonomi. Özellikle de işsizlik ve durgunluk. Sonuç itibarıyla, Almanya'da çoğunluğun Schröder hükümetinin ekonomik performansından memnun olmadığı, buna karşılık Merkel liderliğindeki bir hükümetin ekonomiyi düzeltebileceğine inanan bir çoğunluğun da bulunmadığı ortaya çıktı.
Seçim sonucunun Almanların, Türkiye'nin AB perspektifine ilişkin ne söylediğine gelince...Oraya gelmeden önce konuyla doğrudan ilgili bazı rakamlara göz atmakta yarar var. Rakamlar, sık sık Avrupa'nın nabzını tutan Eurobarometre'nin son kamuoyu yoklamasından. Bakalım, Almanlar, AB'nin genişlemesi ve Türkiye'nin üyeliği konusunda ne düşünüyor:
Almanların yüzde 40'ı genişlemeye hepten karşı, AB'ye hiçbir yeni üyenin alınmasını istemiyor. İsteyen her ülkenin (gerekli koşulları yerine getirdikten sonra tabii ki) AB'ye girebilmesini savunan Almanların oranı yüzde 11'de kalıyor (Bu oranın daha düşük olduğu yalnız iki ülke var: Fransa ve Avusturya, söz konusu oran iki ülkede de yüzde 10). Almanların yüzde 44'ü ise AB'ye yeni üye alımında seçici davranılmasını istiyor (Almanların 'tercih' listesinde Türkiye 11 ülke arasında Arnavutluk'un ardından sondan ikinci).
Gelelim Alman halkının Türkiye'nin AB üyeliğine nasıl baktığına...Almanların yüzde 74'ü, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı (Bu oranın daha yüksek olduğu yalnız iki ülke var, Kıbrıs ve Avusturya, söz konusu oran iki ülkede de yüzde 80). Türkiye AB'ye alınmalı diyen Almanların oranı yüzde 21. Kalan yüzde 5'lik kesimin 'Fikri yok.' Son bir not:
AB Anayasası, Almanya'da referanduma sunulmayacak, ancak sunulacak olsa, aynı araştırmaya göre Almanların yüzde 29'u sırf Türkiye'ye üyelik yolunu açıyor diye AB Anayasası'nı reddedecek.
Mayıs-haziran aylarında gerçekleştirilen bu kamuoyu yoklamasına nabzı böyle yansıyan Almanlar, üç-dört ay sonra, yani geçen hafta sonu parlamento seçimleri için oy kullandı. Seçim sonucunda Türkiye'nin AB'ye üyeliğini açık açık savunan Sosyal Demokratlar ve Yeşiller toplam yüzde 42 oranında oy aldı. Kalan oylar, başta Birlik partileri olmak üzere ya Türkiye'nin üyeliğine açık açık karşı çıkan ve en fazla 'imtiyazlı ortaklık' öneren ya da eleştirel yaklaşan partilere gitti. Birlik partileri, beklenenin, daha doğrusu kamuoyu yoklamalarına yansıyanın 7-8 puan altında oy toplayabildi.
Şimdi, Eurobarometre'nin rakamlarına ve seçim sonucundaki oy dağılımına bakarak istatistiksel açıdan şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Sosyal Demokratlara ve Yeşillere oy veren tüm Almanların en azından yarısının Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediği ileri sürülemez. Buna karşılık diğer partilere oy atan seçmenlerin çoğunun Türkiye'nin AB üyeliğine muhalif ya da eleştirel baktığı pekâlâ ileri sürülebilir.
Dolayısıyla Almanya söz konusu olduğunda, Türkiye açısından önemli olan, partilerin konjonktürel seçim performansından ziyade, Alman halkının Eurobarometre'nin araştırmasına da yansıyan Türkiye'nin AB üyeliğine yaklaşımının değişip değişmeyeceği. Bu değişimin, yeter değil ama gerek koşullarının başında Alman ekonomisinin canlanması geliyor...Kurulacak hükümetin rengi ne olursa olsun.