Bin Ladin artık yok, ne kaldı peki geriye?

ABD, önemli bir çatışmayı kazandı terörle savaşta. Fakat zafer ilan etmek için henüz çok erken.

Bin Ladin’in, takipçileri için ‘en kıymetli mirası’ Kaide. Cihat paydasında birleşmiş, hücre hücre örgütlenmiş, ademimerkeziyetçi, küresel bir cihat hareketi…
Kaide bir örgüt değil, bir fikir, bir ideoloji, bir dava. Bin Ladin de fikir babası, ideoloğu, bayraktarıydı Kaide’nin. Ölümü elbette Kaide’yi sarsacaktır. Bu sarsıntının sonrası önemli.
Ölüm haberinden çok önceden bu yana Bin Ladin’in Kaide üzerindeki operasyonel etkinliğini kaybettiği yazılıp çiziliyordu uzmanlarca. Bu yüzden olsa gerek, iki gündür de ölümü nedeniyle Kaide’de emir komuta açısından bir boşluk doğmayacağı belirtiliyor. Dolayısıyla hareket, epey bir süre ‘miras’tan yiyebilir. 

Kaide çaptan düştü
Tabii, dünyanın dört bir yanındaki ‘mirasçıları’nı teşvik etmek amacıyla hareketin önde gelenlerinin, ‘şehit edebiyatı’na yükleneceğini kestirmek için uzman olmaya gerek yok. Nitekim başladılar bile. Bu, kısa vadede başta ABD olmak üzere dünyanın yüreğine korku salacak eylemlerin işaretçisi olabilir pekâlâ.
Ancak son yıllarda Bin Ladin’le birlikte Kaide’nin de 1990’ların ortası ve 2000’lerin başına oranla çaptan düştüğü bir gerçek. Bu gerilemede, yöntemlerinin yol açtığı travmanın etkisi var en başta. Zaman içinde ciddi bir güven kaybına yol açtı söz konusu yöntemler. Harekete ve liderine genel olarak sempatiyle bakılan ülkelerde bile… Örneğin Bin Ladin’e güven, Pakistan’da 2003’te yüzde 46’yken 2010’da yüzde 18’e gerilemiş. Ürdün’de 56’dan 13’e, Lübnan’da da 19’dan 1’e... (Kaynak: Pew)
İkinci etken, hareketin tüm etkinliğine ve meydan okumalarına karşın askeri ya da siyasi bir zafer kazanamaması. Kaide, İkiz Kuleler’i vururken ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesiyle sonuçlanacak bir süreci başlatmayı umuyordu. Bir zamanlar Lübnan’dan, Somali’den çekildiği gibi. Tam tersi oldu! 

İkinci darbe ‘Arap ‘baharı’yla geldi
Belki de 11 Eylül 2001, Kaide için sonun başlangıcı olarak tarihe geçecek ileride. O gün hareket, zirveye çıkmıştı. Sonrası düşüş. 10 yıl boyunca ABD’nin ‘bir numaralı düşmanı’ olarak güçlü ve ayakta kalmak her babayiğidin harcı değil.
Çok yeni belki ama, ‘Arap baharı’ da Bin Ladin’in sözcülüğüne soyunduğu baskı altındaki Müslüman halklara ‘bir başka yol’ daha bulunduğunu gösterdi. Çok daha meşru, çok daha insani. O fonda, Kaide ve Bin Ladin giderek silikleşti. Otokrat rejimler düştükçe giderek marjinalleşebilir, ‘bağlam dışı’ da kalabilir hareket. ‘Arap baharı’nın bir önemi de bu.
Ancak ‘Arap baharı’nın şu ana kadarki sınırlı başarısı bir yana, Kaide’nin uğruna savaştığı her şeyin yerli yerinde durduğu da bir gerçek. En başta da Filistin sorunu.
Evet, ABD önemli bir çatışmayı kazandı küresel terörle savaşında Bin Ladin’i öldürerek. Fakat Afganistan’ın, Pakistan’ın, Irak’ın, Somali’nin, Yemen’in hali ortadayken zafer ilan etmek için çok erken.
Obama’nın operasyonun ardından yaptığı konuşmada, ‘‘İslam’la savaşta değiliz’’ demesi isabetliydi. Ama bunu söyleme gereği duyması bile, aksi yöndeki algının hâlâ ne kadar yaygın ve kemikleşmiş olduğunu gösteriyor.

.