Bir seçim daha var

Türkiye bugünlerde kendi toprakları dışında bir demokrasi sınavından geçiyor. Sınavın adı Kuzey Kıbrıs genel seçimleri.

Türkiye bugünlerde kendi toprakları dışında bir demokrasi sınavından geçiyor. Sınavın adı Kuzey Kıbrıs genel seçimleri.
Ankara bugüne kadar KKTC seçimlerinin hep 'içinde' yer aldı; başkanlık seçimlerinde Denktaş'tan, genel seçimlerde başta UBP olmak üzere 'düzen' partilerinden desteğini esirgemedi.
Şimdi ilk kez 'düzen' partileri (UBP ve DP) aralık ayında yapılacak seçimler sonucunda meclisteki çoğunluklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Bugüne kadar yapılan kamuoyu araştırmalarının hemen hemen tümü, seçimlerden 'düzen karşıtı' partilerin (CTP, BDH ve ÇABP) galip
çıkacağına işaret ediyor. Bu partiler statükoya karşı çıkıp çözüm ve AB üyeliği yönünde kampanya yürütüyor. Son olarak Ticaret Odası'nın yaptırdığı araştırmaya göre üç partinin oy oranı yüzde 54'e varmış durumda.
Bu tablo yalnız 'düzen'in adamlarını değil 'düzen'in liderini, yani Denktaş'ı ve Denktaş'ı destekleyen asker-sivil bürokrasiyi de rahatsız ediyor. Bu amaçla çalışmalara da başladılar zaten. Eski MGK Genel Sekreteri Kılınç'ın giderayak verdiği mesajlardan biri de, Kuzey Kıbrıs'ta milli şuurunu kaybetmiş partilerden uzak durulması yönündeydi. Sonra 'bundan böyle sorunun değil çözümün parçası' olmaya karar verip 'düzen karşıtı' cepheye geçen Göçmenler Derneği ve Gaziler Derneği'ne karşı bir sindirme kampanyası başlatıldı adadaki sivil ve askeri birimlerce. Son olarak da Radikal'in geçenlerde ortaya çıkardığı MGK'ya bağlı psikolojik savaş ekiplerinin seçime yönelik faaliyetlere geçmek üzere Kuzey Kıbrıs'ta üslendiğine ilişkin haberler çıktı KKTC basınında. Denktaş ilk seçim demecini, "Rum (Kıbrıs) pasaportu alanların seçimde oy kullanıp kullanamayacağı tartışmaya açılmalı" diyerek vermişti. Çünkü o insanlardan birinin bile 'düzen'e oy vermeyeceğini biliyor. Asıl çıkışını ise Hürriyet gazetesini ziyaretinde yaptı Denktaş, "Anadolu'yu arkama alıp mücadele ederim" diyerek. Ne oluyoruz? Savaş mı çıkıyor? Kim kime karşı, ne uğruna bir mücadele başlatıyor? Alt tarafı bir seçim yapılacak. İnsanlar gidip oy kullanacak ve kimler tarafından yönetilmek istediklerini belirleyecek. Bundan daha doğal ne olabilir? Meğer bu kadar da değilmiş. Denktaş iki gün sonra da kendisine karşı cephe oluşturan muhalefet partileri için, "Ceplerinde bol bol AB parası var" deyiverdi. Bir cumhurbaşkanına yakışıyor mu bu tür sözler? Eğer elinizde bir kanıt varsa gider adli makamlara verirsiniz. Yoksa yok mu?
Evet 'düzen' seçim kampanyasını ısıtıyor. Ama en önemlisi seçmen konusu. Aralık seçimlerinde 'düzen'e oy vermeleri için yine bir vatandaşlık verme seferberliğine girişildiği iddiaları ayyuka çıkmış durumda. KKTC'nin vatandaşlık yasası suiistimale açık. Özellikle de iktidar partileri için.
'Düzen karşıtı' partiler de boş durmuyor bu arada. Seçmen tabanlarını genişletmek için yoğun çaba içindeler. Üç parti son olarak bir protokol imzalayıp mecliste çoğunluğu ele geçirmeleri durumunda Denktaş'ın görüşmecilik görevine son vereceklerini açıkladı (KKTC'de cumhurbaşkanını halk seçiyor ama görüşmeciyi meclis atıyor). Muhalefet, kamuoyu araştırmalarının ortaya koyduğu siyasi havadan memnun.
Ama 'düzen'in ayak oyunlarından çekinmiyor da değiller.
Peki tüm bu tabloda Ankara'daki sivil iktidar nerede duruyor. Hemen belirteyim ki Gül'ün gerek Kuzey Kıbrıs'taki seçimlerin demokratik geçmesi gerektiği yolundaki demeci gerekse Denktaş'a cevaben, "Anadolu zaten
arkasında, önce kendi halkını arkasına alsın" yollu sözleri son derece olumlu. Ancak bu zihniyetin, bu söylemin 'pratikte' ne kadar işe yarayacağı da bir soru işareti tabii. Yine de Gül'ün bugüne kadar hiçbir siyasi iktidarın yapmadığını yapıp seçim bağlamında 'düzen'le arasına mesafe koyması AKP adına artı puan.
Ancak Kuzey Kıbrıs'taki seçimlerin tüm 'demokratik ağırlığı'nı AKP'nin omuzlarına yüklemek de doğru değil. 'Düzen'in hamisi CHP'den pek umudum olmadığı için geçiyorum. Ama Türkiye medyası, sivil toplum örgütleri, aydınları ve tüm demokratik güçleriyle AKP'nin yükünü paylaşmalı.
İnanın bu, basit bir seçim değil. Bir demokrasi sınavı.