Bu destek Bush'a yeter

Schröder ile Chirac'a geçmiş olsun. Tecrit edilen artık ABD değil, Alman-Fransız bloku...

Schröder ile Chirac'a geçmiş olsun. Dünden itibaren Irak'la savaş bağlamında tecrit edilen artık ABD değil, Alman-Fransız bloku...
Yanda tamamını bulabileceğiniz bildiri, imzacıları, içeriği ve zamanlamasıyla belirleyici önemde.
Kestirmeden söylemek gerekirse bildiri, imzacıları itibarıyla, ABD ile Avrupa'nın karşı karşıya geldiği, Atlantik aşırı ittifakın çatladığına ilişkin 'mit'in son kullanma tarihinin dolduğunun belgesi. Yalnızca Irak'a karşı başından beri ABD'nin yanında yer alan Blair'in ya da ABD'ye yakın duran Berlusconi ve Aznar'ın imzası yok bildirinin altında. Şaşırtıcı biçimde Rasmussen'in de var mesela. NATO ve daha da ilginci AB'nin yeni üyeleri Macaristan ile Polonya'nın liderleri de imzalamış bildiriyi. Ve tüm siyasi ve entelektüel ağırlığıyla günümüzün son 'bilge kral'ı Havel...
Artık hiç kimse kalkıp Irak'ın gerekirse silah yoluyla silahsızlandırılmasını 'Amerikan kovboyu ile İngiliz fino köpeği'nden başka kimsenin desteklemediğini ileri süremeyecek.
Bildiri mesaj dolu. Bir kere Batı'nın değerlerinin her zamankinden çok daha fazla tehditle karşı karşıya bulunduğu belirtiliyor. Böylelikle Batı'nın her zamankinden daha fazla birlik içinde bulunması gerektiğine işaret ediliyor. Dolayısıyla Amerikan söylemiyle koşutluk söz konusu.
Dahası ABD'nin bile kendini alıkoyduğu bir anımsatmada bulunuyor sekiz lider: Avrupa'yı önce nazizmden sonra komünizmden ABD kurtarmıştı.
Ve nihayet terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasını önleme amacıyla Irak'a karşı yapılacak bir müdahaleye yeşil ışık yakılıyor. Liderler tıpkı Bush gibi, Saddam'ı 'kandırmak, inkâr etmek ve işbirliği yapmamak'la suçluyor.
Gelelim zamanlamaya... Irak'ta teftiş sürüyor, henüz bitmemiş. Dolayısıyla BM süreci tamamlanmamış. Dahası ABD elindeki kanıtları henüz sunmamış. Savaşın Güvenlik Konseyi'nden onay alıp almayacağı belirsiz. Bildiriyi
tam da bugünlerde yayımlamak niye? Bu şu demek: Güvenlik Konseyi onay verse de vermese de ABD davasında haklı, biz de onun yanındayız. Tabii zamanlama önümüzdeki süreçte BM'de ABD'nin elini güçlendirmeye de yönelik.
Bu bağlamda özellikle son cümleye dikkatinizi çekerim. Güvenlik Konseyi üstüne düşeni yapmaya çağrılıyor. Malum konu eninde sonunda Güvenlik Konseyi'nin önüne gelecek. ABD'nin Irak'la savaşını uluslararası meşruiyet temeline oturtabilmesinin asgari koşulu Güvenlik Konseyi'nin onayı. Gerçi ABD kendini bu kararla bağlı hissetmeyeceğini son olarak dolaylı biçimde Bush'un ağzından bir kez daha dile getirdi. Yine de Güvenlik Konseyi onayı ABD'yi rahatlatacaktır. ABD ve Britanya'nın tutumu belli. Rusya ve Çin bugüne kadar BM yörüngesinde kalmakla birlikte veto kelimesini hiç telaffuz etmedi. ABD'yle özellikle 11 Eylül sonrasında kurdukları ilişkiyi riske etmeyecekleri gayet açık. Geriye kalıyor Fransa. Fransızlar birkaç kez vetodan bahsetmişti. Dolayısıyla son cümlenin hedefi doğrudan doğruya Fransa.
Velhasıl, bu destek Bush'a yeter de artar bile.
Sekiz imzalı metin başka gerçeklere de işaret ediyor.
Belki başlıbaşına bir yazı konusu ama iki cümleyle değinmek lazım. Birincisi, AB'nin hâlâ ortak bir dış politikası yok. İkincisi, Almanya ile Fransa AB'nin 'motor'u olabilir, ama beyni değil. Üçüncüsü AB'nin genişlemesi stratejik açıdan AB'den ziyade ABD'nin işine yarayacak gibi.
Bir de not: Bildiriye imza atan AB üyesi ülke liderleri, üyelik sürecinde Türkiye'ye en fazla destek çıkan liderler. Diğerleri de NATO'ya üyelik süreçlerinde Türkiye'nin destek çıktığı ülkeler? Ne tesadüf değil mi?
Peki Türkiye nerede? Geçen haftaki yazıda, Türkiye'yi Ortadoğu ülkeleri ile Batı arasında değil, Batı içindeki kamplar arasında yapacağı seçimin zorlayacağını yazmıştım. Türkiye elbette Polonya ya da Portekiz değil Irak savaşı bağlamında. Ancak sekiz liderin bildirisinden sonra Türkiye tarafını seçmeyi daha ne kadar erteleyebilecek bakalım?