Çehresine kavuşan adam

'Gözaltına alınıp hücreye kapatılanlara mahkemeye çıkıncaya kadar ayna vermiyorlar. Ve böylece ben kendi çehremden ayrıldım...

'Gözaltına alınıp hücreye kapatılanlara mahkemeye çıkıncaya kadar ayna vermiyorlar. Ve böylece ben kendi çehremden ayrıldım... Ben pencere arkasından ziyaretçime gülümsersem benim çehrem de gülümsüyor mu bilemem... Tebessüm özellikle dünyamızın medeni kısmında insan çehresinin en çok ihtiyaç duyduğu işlevdir... Gülümseme fetişizmi o kadar hayatımıza musallat olmuştur ki diktatörler bile ayna önüne geçip suratının kaslarını gevşeterek egzersiz yapmaya başladı.'
Bilmem önceki gün Radikal'de yayımlanan bu satırları da içeren makaleyi okudunuz mu? Okumadıysanız çok şey kaçırdınız bence...
Muhalif Özbek lider Muhammed Salih'in, Prag'ın Pankrac Hapisanesi'nde geçirdiği ilk gün kaleme aldığı, salıverildikten sonra da Çek lider Vaclav Havel'e hediye ettiği makaleden bahsediyorum...
Salih Sovyetler'in çöküşü ardından 1990 yılında Demokratik Erk Partisi'ni kurdu. 1991'de Kerimov'a karşı başkanlığa adaylığını koydu. O hengâmede hiç de fena sayılamayacak yüzde 12'lik oy aldı. Bu oran bile Kerimov'u korkutmaya yetti. Partisi kapatıldı, kendisi de sürgüne gönderildi.
Wagner'in ünlü 'Uçan Hollandalı'sı gibi sığınacak güvenli liman araya araya geçirdi sonraki yıllarını. Sığınamadığı ülkeler hangileriydi acaba?
Kerimov'un diktatörlüğü koyulaşıp kemikleştikçe dönüş umudu azaldı. Diktatörler muhalif sevmez. Özbekistan'da ailesi ve kendisine yakın isimler hapse atıldı. Erk çembere alındı. 1999'da Taşkent'te birtakım bombalama eylemleri meydana geldi. Milliyetçilerden köktendincilere kadar tüm muhalefet, tabii Erk de zanlıydı. Salih'in payına gıyabında 15 yıl 6 ay hapis cezası düştü. Neyse ki Salih onca uğraştan sonra nihayet 1998 yılında Norveç hükümetince siyasi mülteci olarak kabul edilmişti. Kendi deyişiyle,
'Norveç'in ne Özbekistan'da jeopolitik çıkarları vardı ne de Norveç Özbek pamuğu ithal ediyordu." Hangi ülkeleri kastediyordu acaba?
1999'dan itibaren Norveç'te yaşamaya
başladı Salih.
11 Eylül'e kadar yine kendi deyişiyle "bir Kafka karakteri" gibi yaşadı. Uluslararası alanda saygın bir kişilikti ama sürgündeydi.
11 Eylül'den sonra ortaya çıkan cadı avı sırasında nasıl olduysa adı aranan teröristler listesine bile sızdırıldı. Neyse ki çok geçmeden yanlışlık düzeltildi. Ancak cadı avı peşini bırakmadı. 28 Kasım'da Özbek hükümetinin talimatı üzerine Interpol tarafından tutuklandı. Hem de Çek Cumhuriyeti'nde. Yani örnek aldığı iki liderden birinin, Havel'in ülkesinde (diğeri Mandela). Ve Prag'da bulunan Pankrac Hapisanesi'ne atıldı.
Interpol, 11 Eylül sonrası başgösteren iklimden yararlanıp muhalefeti ezmek için terörizmle mücadele perdesinin arkasına saklanan Kerimov'un oyununa gelmişti. Ama Çek yargısı gelmedi aynı oyuna. Hakkındaki deliller yetersiz bulundu. Önce tahliye edildi, sonra da salıverildi Salih. Bu kararda, uluslararası kamuoyunun ciddi payı vardı. Başta Norveç olmak üçere Hollanda, Britanya, hatta terörle mücadelenin bayraktarı ve Kerimov'un yeni dostu ABD bile Salih'in salıverilmesi için devreye girdi. Hangi ülkeler girmedi acaba?
Tabii elinden geldiği kadarıyla Havel de lobi yapıyordu. Çek liderin içine baştan beri sinmemişti Salih"in başına gelenler ama, "Ne yazık ki hücresinin anahtarı bende değil" diyordu. Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Komitesi, Uluslararası Kriz Grubu Salih için kampanya başlattı. Amaçlarına da ulaştılar.
Salih şimdi yeniden limanında.
Tahliye edildiği gün can alıcı bir soru sormuştu: "Mesele çok basit: Batı neyin yanında? Diktatörlüklerin mi, demokrasinin mi?" Yanıtını aldı.
Yukarıda da ben bazı sorular sordum hangi
diye başlayan? Maalesef hepsinin yanıtının içinde yer alan bir ülke var: Türkiye.
Aslında Ankara'nın Salih'e reva gördüğü muamele, Orta Asya ve Azerbaycan politikasının aynası. Jeopolitik çıkarlar ve ekonomik çıkarlar uğruna demokratik muhalefete sırt çevirme. Adı ister Kerimov olsun, ister Aliyev ister Niyazov, diktatörlerle flört.
Salih bir Türkiye âşığı. Özbekistan'dan sınır dışı edilince soluğu İstanbul"da almıştı. Orta Asya'daki birçok demokrat muhalefet lideri gibi Ankara'dan çok şey bekliyordu. Oysa Salih üç yıl içinde tam dört kez sınır dışı edildi Türkiye'den. Kerimov Ankara'ya mı geliyor. Salih dışarı. Taşkent'e mi gidilecek? Salih dışarı... Küçük ülkenin büyük lideri Havel, Salih'i tüm dünyanın gözü önünde sarayında ağırlarken bizimkiler Salih'le yan yana gelmekten bile çekiniyor...
Nereye kadar?