Diplomasi zamanı

Genel olarak bakıldığında Rice'ın ilk yurtdışı turunda olumlu izler bıraktığı görülüyor. İddialı gelebilir ama, tur kapsamındaki ziyaretlerin ABD ile müttefikleri arasında Ortadoğu kaynaklı anlaşmazlıkların giderilmesine yönelik bir çabanın ilk hamlesi sayılabilir.

Genel olarak bakıldığında Rice'ın ilk yurtdışı turunda olumlu izler bıraktığı görülüyor. İddialı gelebilir ama, tur kapsamındaki ziyaretlerin ABD ile müttefikleri arasında Ortadoğu kaynaklı anlaşmazlıkların giderilmesine yönelik bir çabanın ilk hamlesi sayılabilir.
Söz konusu anlaşmazlıklar üç dosyadan oluşuyor: Irak, İran ve Filistin sorunu. Her üç dosya da, halihazırda Atlantik hattındaki gerilimi azaltabilecek bazı gelişmelerin eşiğinde. Ve her üç dosyada da ABD ve Avrupa'nın birbirine gereksinimi var. Dolayısıyla ABD'nin Rice'la yaptığı hamle zoraki, yapay ya da göstermelik bir girişimin ötesinde, günün gereklerinin ışığında kararlaştırılmış bir açılım diplomasisine denk düşebilir pekâlâ.
Irak'tan başlayacak olursak, 30 Ocak'ta gerçekleştirilen seçimler, ABD'nin Irak için öngördüğü siyasi sürece güvenini pekiştirirken, Avrupa'yı da söz kosunu sürece bakışını gözden geçirmeye yöneltti. Irak'ın içinde bulunduğu koşullarda seçimlerin yapılabilmesi, üstelik katılım oranının en iyimser tahminleri bile geride bırakması (Sünniler için de geçerli bu durum) başta ABD'nin eleştirel müttefikleri Fransa ve Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde Irak'ta egemenliğin yerel güçlere devrinin bir aşaması olarak değerlendirildi. Fransa ve Almanya başından beri ısrarla Irak'ta Amerikan egemenliğinin bir an önce sona ermesi gerektiğine dikkat çektikleri için, halk iradesinin tam olmasa da tecellisine isteseler de kayıtsız kalamazlardı, kalmadılar da. Tabii ki devamının gelmesi dilekleriyle birlikte... Kısa vadede ABD'nin de desteğiyle egemenlik devri için gerekli diğer adımların atılması, orta vadede de ABD'nin belli bir güvenlik düzenlemesi kapsamında Irak'tan askerlerini çekmek için bir takvim belirlemesi durumunda, Avrupa Irak'ın yalnızca siyasi yapılanma değil, ekonomik toparlanma sürecine de daha yakından ilgi göstermeye yönelebilir. Böylelikle uzun vadede, Irak'ın Atlantik hattında oluşturduğu çatlak yine Irak üzerinden onarılabilir.
Filistin-İsrail anlaşmazlığındaki tıkanıklık, Arafat'ın sahneden çekilip Abbas'ın işbaşına gelmesiyle geride bırakılmıştı. Yeni ortamın ilk somut sonucu, Mısır ve Ürdün'ün de desteğiyle İsrail ile Filistin arasında önceki gün ateşkes anlaşması imzalanmasıydı. Ateşkesin tutması, öncelikle İsrail ve Filistin liderliklerinin yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı. Bu konuda her iki tarafa ilişkin soru işaretleri var. Kaldı ki bu soru işaretleri giderilse bile, yine her iki tarafta başka etkenler de söz konusu, başta yerleşimciler olmak üzere İsrailli uzlaşma karşıtları ve aynı nitelikteki Filistinli silahlı gruplar gibi...Yine de ateşkes anlaşması, ABD'nin İsrail-Filistin anlaşmazlığının çözümü için kararlı bir girişim başlatabileceği bir ortam oluşturursa, Avrupa da bir denge ve destek unsuru olarak sürece el verebilir. Bu da, ABD-Avrupa işbirliği için bir başka zeminin oluşması anlamına gelir.
İran'a gelince...Üslup ve yöntem farklarına karşın hem ABD hem Avrupa'nın amacı ortak: İran'ın bir nükleer güce dönüşmesini önlemek. Halihazırda ABD ile Avrupa İran'a karşı kötü polis/iyi polis gibi hareket ediyor. ABD sopa, Avrupa havuç gösteriyor İran'a. Eşgüdümü de Britanya sağlıyor. ABD zaman zaman çıkışlar yapmıyor değil, ancak şu anda Avrupa'nın başlattığı üçlü girişimin (Britanya, Almanya, Fransa) sonucu bekleniyor. Tahran'ın 'nükleerleşme'sinin diyalog, denetim ve ödüllendirme yoluyla önlenmesini hedefleyen bu girişime ABD de destek veriyor, ama kendini bağlamamak ve yaptırım, tecrit ve cezalandırma seçeneğini dışlamamak koşuluyla... Dolayısıyla önümüzdeki dönemde İran'da da ABD ile Avrupa'nın birbirine gereksinimi artacak gibi görünüyor. ABD Avrupa'nın 'yumuşak gücü'ne, Avrupa da ABD'nin 'kaba gücü'ne...
Rice daha göreve gelmeden, 'Artık diplomasi zamanı geldi' demişti; Avrupa turunda sözünün arkasında durdu. Ama Irak'ın işgali, ABD'nin 'diplomasi zamanı'nın bir sınırının olduğunu da gösterdi.
Bunu en iyi Avrupalılar biliyor olsa gerek.