Eğrisi doğrusuna geldi

Böyle giderse Türkiye'nin Irak'a asker gönderip göndermemesi, dış politikada karar alma süreci açısından eşine az rastlanır bir örnek oluşturacak herhalde.

Böyle giderse Türkiye'nin Irak'a asker gönderip göndermemesi, dış politikada karar alma süreci açısından eşine az rastlanır bir örnek oluşturacak herhalde. Öncelikle Ankara, sonra da Washington açısından.
İnsan ister istemez bölgesel bir gücün burnunun dibindeki, küresel bir gücün de bizzat içinde bulunduğu ülkenin gerçeklerine nasıl olup da bu kadar şaşı bakabildiğini anlamakta zorlanıyor. Hal böyle olunca da her iki başkentin çizdiği zikzakları izlemek baş döndürüyor.
Türk askerinin bugüne kadar Irak'ta hoş karşılanmadığı sır değil. Gerek Kürtler gerekse Arap Birliği aracılığıyla başta Irak olmak üzere Araplar Türkiye'nin 1990'lar boyunca giriştiği sınır ötesi harekâtları da, Kuzey Irak'taki askeri varlığını da eleştirdi (Kürt liderlerin birbirleriyle savaşında oportünist bir yaklaşımla zaman zaman Türk askerini bölgeye buyur etmesi ya da yeni öğrendiğimize göre Saddam'ın Ankara'ya 'Gelin Kürtleri beraber keselim' demiş olması bu genel eğilimi değiştirmez).
Savaş öncesinde de her ne kadar Türkiye'deki savaş karşıtı ortamın hengâmesinde tam olarak anlaşılamadıysa da ABD, Ankara'dan hiçbir zaman Irak'a asker göndermesini istemedi. Çünkü Washington böyle bir durumun, Irak'taki silahlı tek müttefiki Kürtleri ürkütebileceğinin farkındaydı. Aksine savaş durumunda kendince gerekçelerle Irak'a girmek isteyen Ankara'nın kendisiydi. Onca pazarlık sonucunda ABD, Türkiye'den kuzey cephesini açabilmek uğruna bir ara yol bulmuş, Türk askerine koşullu ve sınırlı olarak Irak'a girme yolunu açmıştı. Ancak TBMM'nin
1 Mart tarihli kararı diğer birçok mutabakat gibi bu 'Irak'a giriş' mutabakatını da tarihin çöp sepetine atıverdi.
Savaş sonrasına gelince. Önceleri ne Washinton'ın Irak'a Türk askeri gönderilmesi gibi bir hesabı vardı, ne de Ankara'nın böyle bir niyeti. Nitekim ABD'nin net bir talebi olmadı Türkiye'den. Ankara da işin lojistik, ekonomik ve insani yönüyle ilgilenmekten yanaydı. Gelgelelim Amerikan askerlerinin Irak'ta karşılaştığı saldırıların boyutu, Washington'ı bir kez daha düşünmeye itti. Ankara da 1 Mart kararının ikili
ilişkilerde yarattığı kırılmayı onarma olanağı doğduğu değerlendirmesinde bulundu. ABD tarafından bazı teşvik unsurları (kredi yardımı gibi) ve Türkiye tarafından da bana göre
'zorlama' ek gerekçeler (PKK, Irak'ın istikrarına katkı vb.) yaratılarak 7 Ekim'de TBMM'den malum karar çıkarıldı.
Ne olduysa ondan sonra oldu. Başta Kürtler olmak üzere Iraklılar genel olarak ülkelerinde Türk askeri görmek istemediklerini ortaya koydular. Bu yönde her türlü mesaj verildi. Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği'ne karşı girişilen saldırı dahil. Sonra peş peşe bölge ülkelerinden, hatta Avrupa'dan benzer siyasi mesajlar gelmeye başladı. Aksi yöndeki değerlendirmeler tek tüktü. Kamuoyları da farklı düşünmüyordu. Şu anda baktığınız sayfada TBMM'nin AKP hükümetine Irak'a asker gönderme yetkisi vermesi üzerine 50'ye yakın yorum yayımladık. Gerek Batı basınından gerekse Arap basınından. Bir ikisi hariç (onlar da gayet temkinli ve çekinceliydi) bu yazıların tamamında TBMM'nin kararı isabetsiz ve son derece tehlikeli bir karar olarak değerlendirildi. Emin olun, yetiştiremediğimiz için yayımlayamadığımız onca yazıda da aynı değerlendirme söz konusuydu.
Ankara başta direndi. O derece ki Ankara, Irak yönetiminin iradesi hilafına ve son derece ağır bir bedel ödeme pahasına bu ülkeye asker gönderme kararında ısrarlı göründü. Böyle bir ısrarın desteklenecek bir yanı yoktu, olamazdı da.
Nitekim Ankara'nın ve ABD'nin ısrarı, Irak yönetiminin direncini kıramayınca, çözülmeye başladı. Önce Erdoğan'ın, "İstenmiyorsak gitmeyiz" dediğini duyduk. Ardından Rumsfeld'in Irak'a Türk askeri konusunda karamsar ifadeleri geldi. Nihayet dünkü Los Angeles Times'a göre Bremer da Washington'a Türk askerinin zararının yararından fazla olacağını rapor etmiş. Burası Irak ne olur ne olmaz, ama 'Yanlış hebap Bağdat'tan döner' demenin tam zamanı herhalde.
Iraklılar ilk egemen çıkışlarını yapmışa benziyor. Türkiye üzerinden ABD'ye karşı.