Gazze Şeridi'nde reality show

İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi, Ortadoğu barış sürecinin çerçevesini çizen 2002 tarihli Yol Haritası bağlamında atılmış bir </br>adım değil.

İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi, Ortadoğu barış sürecinin çerçevesini çizen 2002 tarihli Yol Haritası bağlamında atılmış bir
adım değil. İsrail'in geçen yıl başında tek taraflı olarak aldığı karar doğrultusunda atılmış bir adım söz konusu. Buna karşılık, İsrail'in Gazze'den çekilmesinin, Yol Haritası'yla bire bir uyumlu olduğu da bir gerçek.
Şu andan öngörülemeyecek dramatik bir gelişme meydana gelmezse İsrail geri dönüşü bulunmayan bir adım atmış durumda. Bu açıdan Ortadoğu'nun siyasi haritasında İsrail'in Güney Lübnan'daki işgali sona erdirmesi gibi kalıcı bir değişiklikle karşı karşıya bulunduğumuz söylenebilir.
Gazze'den çekilme Ortadoğu barış sürecinin önündeki engellerden birini ortadan kaldırdı. Her şeyden önce İsrail, 'yerleşimci' tabusunu kırdı.
Gerçi, Menahem Begin de zamanında Mısır'la varılan anlaşma gereği Sina Yarımadası'nın boşaltılması sırasında benzer bir işleme imza atmıştı ama
o zaman 'yerleşimler' henüz bir tabu değildi İsrail açısından. Yalnızca toplum üzerindeki sosyopsikolojik güçlerinden ötürü değil, aynı zamanda siyasi bağlantılarıyla da yıllarca dokunulmaz olarak kaldı yerleşimler. Kemikleştikçe de Ortadoğu barışının önündeki engellerden biri haline geldiler. Zaten bu, Gazze Şeridi'nden günlerce dünya ekranlarına yayılan reality show görüntülerinden de belli oluyordu. Gazze Şeridi'nin boşaltılması İsrailliler için kapanması zaman alacak bir yara, bir travma olacak hiç kuşkusuz. Talihin cilvesi olarak Gazze'deki yerleşimleri ortadan kaldırmak, yerleşimcilerin babası olarak bilinen Şaron'a nasip oldu. Dolayısıyla nereden bakarsanız bakın tarihi bir gelişme söz konusu.
Gelgelelim, Gazze Şeridi'nin İsraillilerce boşaltılıp bütünüyle Filistinlilere devredilmesi Yol Haritası'nın aşamalarından yalnızca biri. Kaldı ki şu haliyle, bu geri çekilme, bizzat Şaron'un Nisan 2004'te Bush'a yazdığı mektupta belirttiği gibi, 'İsrail'in güvenliğini pekiştirmek' amacıyla tasarlandı.
Yine Şaron'un ifadesiyle, çekilmenin İsrail ve Filistinliler arasındaki uçurumun kapatılmasına katkıda bulunması, bir 'umut'tan ibaret. Şaron mektubunda şöyle diyordu: "(Çekilme) bize Filistin Yönetimi'nin durumu, Yol Haritası'nın yeniden devreye sokulmasına elverene kadar birliklerimizi daha etkin biçimde konuşlandırma imkânı tanıyacak."
Tabii şimdi Filistin Yönetimi'ni de zorlu bir sınav bekliyor. Başta İsrail olmak üzere tüm dünyanın gözü, Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'ni nasıl idare edeceğinde olacak. Doğabilecek ve silahlı gruplarca doldurulacak bir otorite boşluğu, Yol Haritası'nın ileriki aşamalarına geçişi zora sokmak bir yana, Filistin Yönetimi'nin mevcut kazanımlarını da tehlikeye atar. Elbette ki bu sınavı Filistin Yönetimi'nin tek başına vermesi beklenemez. Bu noktada, uluslararası toplumun vakit kaybetmeden Filistin Yönetimi'ne yardım elini uzatması gerekecek. Ancak şu noktada öncelikli beklenti, Abbas'ın Filistin Yönetimi'nin bir 'barış ortağı' yapacak siyasi iradeyi ortaya koyması. Tıpkı Şaron'un, Gazze Şeridi'nden çekilme sürecinde ortaya koyduğu gibi.
Hiç kuşku yok ki Şaron bundan sonra bekle gör politikası uygulayacak. Yol Haritası bağlamında, kısa vadede ikinci bir adım atmadan, Gazze'den çekilerek attığı adımın karşılığını almak isteyecek. Ve ancak Filistin Yönetimi'nden bu karşılığı alabilirse, toplumunu yeni uzlaşma hamlelerine hazır hale getirebilecek. Zaten Gazze'den çekilme, Batı Şeria için de benzer bir hamleyle desteklenmezse barış süreci açısından güdük bir adım olarak kalabilir.
Dolayısıyla Şaron'un yukarıda sözünü ettiğim mektupta dile getirdiği
'fırsat penceresi'nin mümkün mertebe genişletilebilmesi için her iki tarafa da sorumluluk düşüyor. Aksi takdirde bu pencere de çok geçmeden kapanıp gider.