Geçen hafta bugün Kuzey Kıbrıs'ta

Hâlâ anlaşılamadı 14 Aralık günü Kuzey Kıbrıs'ta ne olduğu. Ne sayısal olarak ne siyasi olarak.

Hâlâ anlaşılamadı 14 Aralık günü Kuzey Kıbrıs'ta ne olduğu. Ne sayısal olarak ne siyasi olarak.
Sayısaldan siyasala gidelim.
Her ne kadar, milletvekillerini belirlemek amacıyla yapıldıysa da cumhurbaşkanından sokaktaki adama kadar herkesin kabul ettiği üzere 14 Aralık seçimleri çoktan bir referanduma dönüşmüştü. O gün atılan her oy
'Annan Planı temelinde bir çözüm ve ardından AB üyeliğine evet mi, hayır mı' sorusuna yanıt olarak atıldı.
Hal böyle olunca seçimlerden sonra 'Eğer bu hakikaten bir referandum olsaydı sonuç ne olurdu' tartışması başladı. Denktaş'ın Doğu Akdeniz Üniversitesi'nden uzmanlarca yapıldığını söylediği bir çalışma tartışmayı alevlendirdi. Araştırmaya göre referandum yapılmış olsa Denktaş'ın ifadeleriyle "Sağ partiler yüzde 51.2, sol partiler ise yüzde 48.8 oranında oy taplayacaktı. Dolayısıyla bir referandum olsaydı Annan Planı reddedilmiş olacaktı.
Ayrıca o takdirde halk başka açılardan da düşünecekti.
Bu durumda sağ partilerin oyu daha da artardı."
Denktaş böyle deyince gerek KKTC, gerekse Türkiye basınındaki destekçileri,
Annan Planı'nın reddedildiğini 'ilan etmek'te gecikmedi.
Bir kere Denktaş'ın sözünü ettiği araştırma ne herhangi bir yerde yayımlandı, ne de o günlerde üniversitenin böyle bir çalışmadan haberi vardı. Kim, nasıl yapmıştı kimse bilmiyordu...
Diyelim ki vardı böyle bir çalışma, o zaman da vardığı sonuç yanlıştı... Kuzey Kıbrıslı finans ve işletme uzmanı Azmi Özünlü'nün Yüksek Seçim Kurulu'nun açıkladığı resmi rakamları baz alarak yaptığı araştırmaya göre,
o gün seçim değil de referandum yapılmış olsa 'Evet' diyenlerin oranı yüzde 50.45, 'Hayır' diyenlerin oranı yüzde yüzde 49.55 çıkacaktı. Oy sayısı itibarıyla 'Evet'çiler 52 bin 66, 'Hayır'cılar 51 bin 128'di (Özünlü'nün bu sonuca nasıl vardığını merak edenler ayrıntıları 17 Aralık 2003 tarihli Kıbrıs gazetesinde bulabilir).
Denktaş'ın 'Referandum olsa sağ partilerin oyu daha artardı' yollu sözlerine gelince... Referandum olması durumunda CTP, BDH ve ÇABP gibi çözüm ve AB yanlısı partilerin seçmenlerinin fire verme ihtimali yok denecek kadar azdı. Çünkü bu partiler başından beri Annan Planı temelindeki bir çözümün, hatta Annan Planı'nın bu halinin bile statükodan daha iyi olduğunu söylüyordu. Dolayısıyla o gün sandığa gidip bu üç partiye oy veren insanların referandum yapılsaydı 'Hayır' demiş olmasını düşünmek zor. Ancak özellikle iki sağ parti DP ve MBP, Annan Planı temelinde bir çözümü hiçbir zaman kategorik olarak reddetmediği için bir referandum durumunda bu partilerin seçmenleri arasında 'Evet'çilerin safında yer alacak kişiler pekâlâ çıkabilirdi.
Dolayısıyla Denktaş'ın referandum hesabı yanlış, varsayımı ise en azından aksi varsayıma oranla zayıftır.
Gelelim işin siyasi tarafına. Burada Denktaş'ın hakkını vermek lazım. Seçim sonuçlarına en doğru yorumu da o getirdi, "Halkın yüzde 100'ü uzlaşma ve AB üyeliğinden yana oy kullandı, ancak yöntemler konusunda ayrılıyorlar" diyerek.
Evet, 14 Aralık günü olan budur. Sağın en güçlü partisi UBP bile her ne kadar statükoyu Annan Planı temelinde bir çözüme tercih ettiğini saklamasa bile seçim kampanyası boyunca ne çözümsüzlüğü ne de AB karşıtlığını savundu. UBP'nin en fazla öne çıkardığı seçim sloganlarından biri,
'Kaybederek değil kazanarak AB'ydi.
Velhasıl Kuzey Kıbrıslılar 14 Aralık'ta çözümsüzlüğü sandığa gömdü. Çözüm ve AB üyeliğinin sözcülüğünü yapan solun büyük partisi CTP'yi birinci yaptı, statükonun partisi UBP'yi ikinciliğe itti. Zaten tüm dünya da seçim sonuçlarını böyle okudu.
Dolayısıyla ister sayısal ister siyasal olarak bakın sonuç ortada: Kuzey Kıbrıslılar 'değişim' istiyor. Bu talebin önünde hiç kimse duramaz, durmamalı. En başta da Denktaş.