'İdeal' hedef

Kaide dün de Mısır'a uğradı, daha doğrusu yeniden uğradı...</br>Peki şimdi Kaide tarafından neden hedef alındı Mısır?</br>Bu soruyu sormak ne kadar anlamlı bilmiyorum aslında.

Kaide dün de Mısır'a uğradı, daha doğrusu yeniden uğradı...
Peki şimdi Kaide tarafından neden hedef alındı Mısır?
Bu soruyu sormak ne kadar anlamlı bilmiyorum aslında. Bana öyle geliyor ki Endonezya niye vurulduysa, Fas niye vurulduysa, Türkiye niye vurulduysa Mısır da o yüzden vuruldu...
Bu ülkelerin ortak özelliği Batı'yla sorunları bulunsa da Batı'ya açık, Batı'yla diyalog, işbirliği ve çıkar ilişkisi içinde bulunan ülkeler olmaları...
Özel olarak Mısır'a baktığımızda görünenler şunlar: Gerek tarihi kalıntıları, gerek egzotizmi, gerekse tatil tesisleriyle (en başta da dün vurulan Şarm el-Şeyh), Batılı turistlerin en fazla tercih ettiği İslam ülkelerinin başında yer alıyor Mısır. Nitekim turizm, Mısır'ın en verimli sektörü olarak biliniyor. Sektörden elde edilen yıllık gelir ortalama 6.6 milyar dolar. Bu gelir, Mısır rejimini ayakta tutan başlıca dayanaklardan biri.
Zaten Kaide de başından beri Mısır'daki saldırılarını turizm merkezlerine yönlendiriyor. Turistler Batı'nın, onlara hizmet edenler de işbirlikçi Kahire yönetiminin temsilcisi Kaide'nin gözünde. Bir önceki eylem geçen yıl ekim ayında Taba'da gerçekleştirilmiş ve 34 kişinin canına mal olmuştu. Düne kadar Mısır'da en fazla ses getiren terör eylemi ise 1997 yılında Luxor'da 58 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırıydı. Luxor'daki eylemin ardından, Mısır turizminin yeniden canlanması yıllar aldı. 2004'te turist sayısının 8.1 milyona ulaşmasıyla tüm zamanların rekoru kırılmıştı. Turizm sezonunun en canlı dönemine denk getirilen Kaide'nin son eylemi, bu eğriyi yeniden tersine çevirebilir.
Mısır'ın Kaide'nin 'gözde' hedeflerinin başında gelmesinin bir nedeni de ABD'nin stratejik nedenlerle kolladığı İslam ülkelerinden biri olarak bilinmesi. Hatta Mısır, ABD'nin İsrail'den sonra en fazla doğrudan yardımda bulunduğu ikinci ülke. Ayrıca, İsrail'le barış anlaşması imzalamış, diplomatik ilişkileri bulunan bir ülke Mısır.
Bir diğer neden de siyasal İslamcılığın yeraltındaki kalesi sayılan Müslüman Kardeşler örgütünün, Mübarek'in dikta rejimi tarafından katı bir baskı altında tutulması. Siyasal İslamcılığın bir numaralı ideoloğu Seyyid Kutub'u idam eden rejim bu. Yıllardır siyasal İslamcılara karşı amansız bir mücadele yürütüyor Mübarek rejimi. Kendisi birkaç kere suikast girişiminden kurtuldu. Dolayısıyla hem düşünsel hem de eylemlilik açısından sağlam bir siyasal İslam altyapısı var Mısır'da.
Son olarak yaygın yoksulluk, rejimin otoriterliği ve söz konusu siyasal İslam altyapısıyla kolayca istikrarsızlaştırılabilecek bir ülke, düşürülebilecek bir kale olarak görülüyor Mısır Kaide tarafından. Yani bir potansiyeli de söz konusu örgüt açısından. Bugün Bin Ladin'in başyardımcısı olarak bilinen Ayman el-Zevahiri de Mısırlı.
Tüm bunlar Mübarek'in ülkesini Kaide için 'ideal' hedeflerden bir haline getiriyor. Hiç kuşku yok ki örgüt turizm tesislerini vurarak hem Batılılara gözdağı vermenin hem de Mısır'daki rejimi sarsmanın, zayıflatmanın hesabını yapıyor.
Ancak durumu fazla lokalize etmek de doğru değil. Sonuçta Mısır, Kaide'nin küresel çapta yürüttüğü savaşın, cihadın, Ortadoğu'daki cephelerinden biri yalnızca. Cuma günkü yazıda da anlatmaya çalıştığım gibi Kaide geniş bir coğrafyada kendi ideolojisi doğrultusunda İslam adına bir iktidar mücadelesi yürütüyor.
Son eylemi Kaide'ye bağlı Şehit Abdullah Azzam Tugayları adlı bir örgüt üstlenmiş. Filistinli Azzam 1989'da Afganistan'da öldürülene kadar Usame bin Ladin'in 'hoca'larından biriydi ve cihadın, ulusal davaların (Afganistan, Filistin, Keşmir vb.) ötesine, küresel boyuta taşınmasının öncülerinden biri olarak tanınıyordu. Bin Ladin, Şarm el-Şeyh'ten Azzam'a bir selam daha göndermiş oldu böylece. Bakalım bir sonraki selamını nereden gönderecek?