Irak nereye?

Iraklı 'direnişçi'ler ve destekçileri için önceki gün şanlı bir gündü hiç kuşku yok ki.

Iraklı 'direnişçi'ler ve destekçileri için önceki gün şanlı bir gündü hiç kuşku yok ki.
Sabah saatlerinde Bağdat'ın Kazımiye semtindeki amele pazarına bir kamyon yanaştı. Meydanda 1500 kadar işsiz güçsüz Şii vardı. Her sabah olduğu gibi şafak vaktiyle beraber amele pazarında almışlardı soluğu. Kamyondaki adam, işçi aradığını söyleyince yüzlercesi kamyona hücum etti, izdiham oluştu. Ne olduysa tam o sırada oldu. Şiddetli bir patlama duyuldu. Amele pazarı, göz açıp kapayana kadar cehennem yerine döndü. Kamyondaki adam, intihar bombacısıydı. Sonuç: 114 ölü, 156 yaralı... İmza, Kaide.
Eylem, Saddam'ın devrilmesinden bu yana Irak'ta 'direnişçi'lerce gerçekleştirilen en kanlı saldırı olarak kayda geçti. Dahası aynı gün içinde gerçekleştirilen altı ayrı saldırıda sivil, asker, polis 152 kişi daha hayatını kaybetti, 542'si de yaralandı. İmza, yine Kaide.
Irak'taki örtülü iç savaş, yavaş yavaş örtüsünden sıyrılıyor. Nitekim, Irak'taki Kaide lideri Zarkavi dün baklayı ağzından çıkarmış ve 'Hedefimiz Şiilerdir' demiş. Zarkavi internet üzerinden yayımlanan mesajında, "Mezopotamya'daki Kaide örgütü, Irak'ın tüm bölgelerindeki Şiilere karşı savaş ilan etmiştir" diye buyurmuş.
Irak'ta 'kâbus senaryosu' gerçekleşiyor mu? Irak bir iç savaşa mı sürükleniyor? Artık 'Hayır' demek zor.
Usta gazeteci Robert Fisk, dünkü Independent'ta çıkan yazısında, "Irak'ta hiçbir zaman iç savaş olmayacak. Irak'ta hiçbir zaman iç savaş olmadı... Irak bir mezhepler devleti değil, bir kabile devleti" diyor ve bir Iraklının, "Ben Sünniyim, karım Şii. Şimdi karımı öldüreyim mi?" yollu sözlerine yer veriyordu görüşünü desteklemek için. 1991'e kadar eski Yugoslavya'da da iç savaş yaşanmamıştı. Eski Yugoslavya da bir mezhepler devleti değildi. Eski Yugoslavya'da da kim bilir kaç Sırp-Hırvat, Hırvat-Boşnak, Boşnak-Sırp karı koca vardı. Ama bunların hiçbiri, eski Yugoslavya'nın bir iç savaşa, hem de Avrupa'nın 2'nci Dünya Savaşı'ndan beri görülmemiş boyutta bir iç savaşa sürüklenmesini engellemedi.
İşin evveliyatı bir yana, Kürtlerin ve Şiilerin, Körfez Savaşı'nın ardından Saddam iktidarına karşı ayaklanması, eğer ABD tarafından yüzüstü bırakılıp Saddam güçleri tarafından bastırılmasaydı, pekâlâ bir iç savaşa dönüşebilecek boyuttaydı. Üstelik şimdi Irak'ta Kaide gibi bir 'dış etken' söz konusu.
Kaide Irak'ta asimetrik bir gücü elinde bulunduruyor. Ve bu gücü etkin biçimde kullanıyor. Bugüne kadar icat edilmiş en etkili silahtan, ölümü göze almış insandan yana bir sıkıntısı yok Kaide'nin. Amerikan askerlerinin ve Iraklı güvenlik güçlerinin, bu silahı etkisiz hale getirmekte yetersiz kaldığı ortada.
Önceki günkü saldırılar Irak'taki asimetrik savaşın tipik bir göstergesiydi aslında. ABD ve Irak ordusu binlerle ifade edilen bir güçle günlerdir Telafer'de 'direnişçi' avında. Sonuç muğlak. Oysa Kaide, bu harekâta karşılık olarak gerçekleştirdiği tek bir adamlık tek bir eylemle gayet 'net' bir sonuç elde ediyor.
Sünniler de, Baas dönemi boyunca elde tutup ABD işgali sonrasında Saddam'ın devrilmesiyle kaybettikleri iktidarı, Kaide üzerinden yeniden ele geçirmenin hesaplarını yapıyor. Nitekim Zarkavi söz konusu mesajında, Sünni Iraklıların sözcülüğüne de soyunmuş ve "Iraklı Sünnilerin yok edilmesine izin vermeyeceklerini" belirtmiş. Aslında burada da tuhaf bir durum söz konusu. Kurulduğundan bu yana Irak, kendi ölçüleri içinde, laik bir devletti. Son dönemdeki anayasa tartışmalarında da, Sünnilerin en fazla itiraz ettiği konuların başında, İslam hukukunun, yani şeriatın, Irak anayasasının temel kaynaklarından biri haline getirilmesi yollu Şii talebi geliyordu. Oysa Kaide'nin, Şiilerinkinden elbette farklı bir yorumla olsa da, İslam hukukunu temel aldığı ortada. Kaide'nin İslam hukukundan ve uygulanmasından ne anladığını Taliban liderliğindeki Afganistan'da gördük. Dolayısıyla Kaide-Sünni işbirliği de stratejikten ziyade taktik bir işbirliği olmaya mahkûm. Köprüyü geçene kadar...