Irak'ta neyin seçimi?

Irak'ta bugün seçim yapılıyor.</br>Daha doğrusu şöyle demek lazım: Irak'ta bugün ilk kez seçim yapılıyor. Evet, tarihte ilk kez...

Irak'ta bugün seçim yapılıyor.
Daha doğrusu şöyle demek lazım: Irak'ta bugün ilk kez seçim yapılıyor. Evet, tarihte ilk kez... Iraklılar ülkelerini kimin yöneteceği, nasıl yöneteceği konusunda söz sahibi olacak bugün. Başlı başına önemli. Irak seçimlerini değerlendirirken bu noktayı aklımızdan hiç çıkarmamamız lazım...
Hiç kimse seçimlerin tamamen güvenli ve demokratik bir zeminde, normal koşullarda gerçekleştirildiğini ileri süremez elbette. Silahların, bombaların gölgesinde, on binlerce yabancı askerin nezaretinde yapılacak oy kullanma işlemi. Dahası nüfusun yaklaşık yüzde 20'lik kesimini oluşturan Sünnilerin bir bölümü, sandığa gitmeyecek, seçimi boykot edecek.
Sünnilerin ne kadarının oy kullanmayacağı belli değil. Ama bunun topyekûn bir Sünni boykotu olmadığı, olmayacağı ortada. Şu anki geçici yönetimde devlet başkanı dahil Sünni partilerin temsilcileri var.
Kaldı ki bir ülkedeki seçimin meşruiyeti, seçime katılım oranı ya da toplumun hangi kesimlerinin oy kullanma işlemine katılıp katılmadığıyla ölçülmez; ölçüt, o ülkedeki siyasi otoritenin seçime katılmaya ehil tüm yurttaşlarına oy kullanma hakkı tanıyıp tanımadığı ve insanların hür iradeleriyle oy kullanıp kullanmadığıdır (Aksi olsaydı Saddam Hüseyin'in yüzde 99'la devlet başkanlığına yeniden ve yeniden getirildiği 'seçim'leri meşru saymak gerekirdi).
Bugün Irak'ta Sünnileri oy kullanmaktan alıkoyan ne işgal güçleri ne de Şii-Kürt ağırlıklı Allavi hükümeti.
Tam tersine, işgal güçleri ve Allavi hükümeti, seçime katılımı mümkün mertebe teşvik etmeye çalışıyor.
Genelde Iraklıların, özelde Sünnilerin sandığa gitmesini engellemeye çalışanlar, Kaide'ye bağlı silahlı gruplar ve Baasçı Sünni güçler. Bu perdelemenin başlıca üç nedeni var: İlki Kaide'nin Irak'ı ABD'yle bir savaş alanı olarak görmesi, bu Zarkavi için önemli. İkincisi, seçimlerin, işgalcinin desteğindeki siyasi yeniden yapılanma sürecinin meşruiyetini pekiştirecek yeni bir aşama olarak görülmesi. Üçünsüsü şu: Sünniler tek bir fire dahi vermeksizin seçime katılacak olsa bile, sonuç Sünnilerin Irak'ta bir daha hiçbir zaman iktidara gelemeyeceğini gösterecek. Bunlar da Baasçı Sünniler için önemli.
Irak'ın kuruluşundan bu yana sayıca az olmalarına karşın siyasi iktidarı tekellerinde tutmuş Baasçı Sünniler, işgalin başından beri aslında işgale değil, iktidarı kaybetmiş olmalarına direniyor. (Bir an için Amerikan işgalinin, Şii ve Kürt isyanına karşı Sünni yanlısı bir müdahale olduğunu varsayın ve acaba o zaman da Sünniler şimdiki gibi direnir miydi diye düşünün).
Bugün yapılacak seçimler de Baasçı Sünnilerin bu kaybını tescil edecek. Dolayısıyla onlar için asıl mesele Irak'ın işgali değil, iktidarın elden gitmiş olması.
Baasçı Sünniler, onlarca yıl Kürtlerin, Şiilerin ve hatta Baas muhalifi Sünnilerin baskı ve ölüme maruz bırakıldığı iktidarlarının bedelini ödüyor şimdi...
Saddam'ın devrilmesiyle Irak'ta iktidarlarının sona erdiğini, bir daha da geri gelmeyeceğini kavrayan ve yeni duruma ayak uydurmaya çalışan Sünnilerle, hiçbir zaman Baasçı iktidarın parçası olmamış, hatta muhalifi olmuş Sünniler, seçimlere karşı değil. Ve muhtemelen can güvenliklerinden kaygı duymazlarsa bugün gidip oylarını kullanacaklar. Şiiler ve Kürtler de öyle. Bu seçim, Irak'ın bir adım da olsa ileriye gitmesini isteyenlerin seçimi, yerinde saymasını, geriye gitmesini isteyenlerin değil...
Hiçbir zaman seçimle işbaşına gelmemiş yüzde 20'lik kesim, Irak nüfusunun yüzde 80'ini asıp keserken kılını kıpırdatmayan, kalem oynatmayanlar, şimdi halkın yüzde 80'ini temsil eden partilerin meşru gördüğü bir seçime, nüfusun yüzde 20'lik kesiminin ne kadar olduğu bilinmez bir bölümü seçimi boykot ediyor diye, meşruiyetten, demokrasiden söz ediyor. Tuhaf değil mi?