Irak'taki diğer olasılık

Irak'taki diğer olasılık şu: İç savaş ve parçalanma. </br>Hiç de hafife alınabilecek bir olasılık değil bu. Nitekim Irak denince akla gelen uzmanların başında Amerikalı Peter Galbraith ve İsrailli Amatzia Baram, bu olasılığa dikkat çekiyor.

Irak'taki diğer olasılık şu: İç savaş ve parçalanma.
Hiç de hafife alınabilecek bir olasılık değil bu. Nitekim Irak denince akla gelen uzmanların başında Amerikalı Peter Galbraith ve İsrailli Amatzia Baram, bu olasılığa dikkat çekiyor.
Galbraith, 7 Nisan'da Boston Globe'da çıkan yazısında önce şu saptamayı yapıyor: "Seçimin galipleri, Kürtlerle Şiiler, simgesel devlet başkanlığının bir Kürt, daha güçlü yetkileri bulunacak başbakanın ise Şii olmasında anlaştılar. Hükümet koltuklarının paylaşımında da anlaştılar. Ama başka hemen hiçbir konuda anlaşabilmiş değiller." Galbraith'in
özellikle dikkat çektiği tehlike, Kürtlerin bağımsızlık eğilimi. "Kürtler Irak'ın parçası olmak istemiyor. Gayriresmi referandumda yüzde 97'si bağımsızlıktan yana oy kullandı. Bush yönetiminin umduğunun aksine, demokrasi Kürtlere Irak'ı sevdirmek yerine, bağımsızlığın mümkün olduğuna ilişkin inançlarını pekiştirdi. Şiilerle Kürtler gevşek bir federal sistem üzerinde ortak zemin bulabilse bile bu zeminin korunacağını görmek güç. Kürtler hep kendi devletlerini isteyecek ve demokratik süreci bu taleplerine ulaşmak için kullanacak."
Baram ise söz konusu olasılığı daha geniş bir çerçeveden değerlendiriyor. Baram'a göre, Irak'taki 'demokrasi serüveni'nin mutlu sonla noktalanması şu koşulların yerine gelmesine bağlı: Süregiden isyanın bastırılması, ekonomi ve altyapının geliştirilmesi, siyasi yetkenin dengeli biçimde paylaşılması.
Baram, Suriye'nin Iraklı Sünniler, İran'ın da Iraklı Şiilere verdiği lojistik ve siyasi desteği, Irak'ı istikrarsızlaştırabi-lecek unsurlar olarak görüyor. "Mesela şu anda Basra, üyeleri İran'ın etkisi altındaki köktendinci Şii militanların denetiminde. İslami gelenekler ve kurumlar açısından halihazırda Basra, Tahran'dan çok daha köktendinci bir yapıda." Baram, isyanla başa çıkmada, her şeyden önce güçlü bir düzenli ordunun kurulmasının gerekliliğine dikkat çekiyor.
İsrailli uzman, ekonomi ve altyapı açısından istihdam yaratılması, elektrik, su, kanalizasyon sistemlerinin iyileştirilmesi ve yeni evlerin inşa edilmesinin önemine dikkat çekiyor. "Şu anda 2.5 milyon eve ihtiyaç var."
Baram, siyasi güç paylaşımı konusunda ise, Irak'ın tarihinin, Kürtlerle Şiilerin Sünnilere makul bir pay vereceğine ilişkin soru işareti yarattığını vurguluyor.
İsrailli uzmanınki uzun ve kapsamlı bir 'Eğer...' listesi. Baram'a göre Irak'taki demokratik güçlerin ve ABD öncülüğündeki çok uluslu gücün, Irak'a istikrar getirmek için 2006'ya kadar vakti bulunduğu görüşünde. "Bunun alternatifi" diyor Baram, "Irak'ın parçalanmasıyla sonuçlanacak bir iç savaştır. Bu Irak halkı için korkunç olur. Ve tabii yol açacağı istikrarsızlık nedeniyle bölge için de."
Peki, gerek Galbraith'in gerekse Baram'ın dikkat çektiği olasılığın gerçekleşmesinden en zararlı çıkacak bölge ülkelerinin başında hangisi geliyor? Elbette Türkiye...
Kürtlerin bağımsızlığa yönelmesi, Ankara'nın kâbusu. Köktendinci bir Şiiliğin Irak'ta zemin kazanması, Ankara için daha az rahatsız edici olmaz. Böyle bir ortamda Sünni odaklı isyanın pekişmesi, ister istemez Kürtlerle Şiileri de silaha yönelteceğinden, Irak'ın parçalanma sürecine ivme kazandırmaktan, dolayısıyla, en hafif deyişle Türkiye'yi hem stratejik, hem siyasi hem de ekonomik açıdan bir zaafa uğratmaktan başka işe yaramaz.
Dolayısıyla, Iraklı Kürtlere yönelik 'alerjik' ve Irak'ta seçimle başlayan sürece yönelik 'skeptik' yaklaşımını bir an önce terk edip, federal, demokratik ve müreffeh bir Irak'tan yana esaslı bir politika geliştirmek her ülkeden önce Türkiye'nin yararına.
Irak yenileniyor. Türkiye'nin de Irak politikasını yenilemesinin zamanı geldi de geçiyor.