İran nereye?

Ahmedinecad'ın seçim zaferi tüm dünyada (İran dahil) şaşkınlıkla karşılandı. Ardından da tartışma başladı: İran değişir mi?

Ahmedinecad'ın seçim zaferi tüm dünyada (İran dahil) şaşkınlıkla karşılandı. Ardından da tartışma başladı: İran değişir mi?
Bilmem anımsar mısınız dünya benzer bir şaşkınlığa Hatemi cumhurbaşkanı seçildiğinde de (1997) kapılmıştı...O zaman, İran'ın değişeceğinden kimsenin kuşkusu yoktu.
Çünkü bizzat Hatemi 'değişim'i simgeliyordu.
Ahmedinecad, katılım oranının yüzde 56'da kaldığı bir seçimde ve ancak ikinci turda seçilebildi. Katılım oranı hesaba katıldığında Ahmedinecad'ın yüzde 61'lik oyu, tüm seçmenlerin yüzde 36'sının oyunu aldığını gösteriyor.
Oysa Hatemi, katılım oranının yüzde 90'a vardığı bir seçimde, üstelik ilk turda oyların yüzde 70'ini alarak seçilmişti. Dahası 2001 yılında yeniden işbaşına geldi, hem de oy oranını yüzde 77'ye yükselterek.
Dolayısıyla Hatemi'nin başından beri halk desteği sağlam, demokratik meşruiyeti tamdı. Ülkenin en dinamik güçleri, öğrenciler, aydınlar, işadamları, gazeteciler arasında hatırı sayılır itibarı vardı. Buna ek olarak reformcu söylemi ve ılımlı kimliğiyle, hem bölge ülkelerinin sempatisini, hem de ABD başta olmak üzere Batı'nın kredisini kazanmakta gecikmedi.
Kısacası, Hatemi, ilk bakışta İran'ı değiştirebilecek güce sahip görünüyordu.
Ülke giderek muhafazakâr-reformcu kamplaşmasına sahne olmaya başladı.
Bu kamplaşma siyaset koridorlarından sokağa taşındı, sokaktan meclise taşındı...
Peki değiştirebildi mi Hatemi İran'ı? Hayır. İslami demokrasi, bireysel özgürlükler, medeniyetler diyaloğu...Hatemi'yi iktidara taşıyan ve iktidarda tutan iddialı hedefler laftan öteye gidemedi ve bir bir ülke gündeminden düştü. Sonuçta reform iddiasıyla siyaset sahnesine çıkan Hatemi sekiz yıl boyunca bir iki kazanımı saymazsak dişe dokunur tek bir reforma bile imza atamadan, rejimin siyasi sistem ve toplumsal hayat üzerindeki ağırlığını hafifletemeden siyaset sahnesinden ayrıldı.
Hatemi değişim için çaba göstermedi değil. Hatta bir yere kadar siyasi risk de aldı.
Ama sonuçta başaramadı...Peki neden?
Elbette bu başarısızlığın tüm sorumluluğunu Hatemi'ye yüklemek doğru değil. Çünkü İran'da davul cumhurbaşkanında olabilir ama tokmak liderde, dini liderde. İran'da meclisten polise, yargıdan orduya kadar gerçek güç, Hatemi cumhurbaşkanı seçildiğinde olduğu gibi bugün de Ayetullah Ali Hamaney'in (adı 'Ali Şah'a çıkmış) liderliğindeki muhafazakârlarda. Dolayısıyla Hatemi böylesi çember içinde mücadele etmek durumundaydı. Nihai tahlilde, rejimle doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı, o kadarına cesaret edemedi ya da kazanamayacağını anlayıp vazgeçti.
Hal böyle olunca desteği yavaş yavaş eridi ve sonuçta reformcuların, değişim sürecinin üstüne koca bir hayal-kırıklığı olarak çöktü.
Hatemi'nin gözden düşmesinde en az özgürlükler bağlamında hiçbir somut ilerleme sağlanamaması kadar önemli sayılması gereken başka nedenler de var. İlki, ekonominin giderek kötüleşmesi. Hatemi döneminde işsizlik arttı, yoksulluk yayıldı, yolsuzlukların önüne geçilemedi. Dolayısıyla iç politika açısından bütün olarak bir fiyasko söz konusuydu. İkincisi, İran'ın tecrit halinin sürmesi. Hatemi, ılımlı söylemine ve çatışmacılıktan uzak icraatına karşın, İran'ın ABD'nin 'şer ekseni'ne yerleştirilmesini önleyemedi, AB'yle eleştirel diyaloğu aşamadı, hayli umut bağlanan nükleer politikayı ABD-AB kıskacından kurtaramadı. Taliban ve Saddam gibi iki stratejik tehditten kurtuldu ama, buna karşılık sınırlarının dört bir yanında Amerikan askerlerinn konuşlanmasını engelleyemedi. Kısacası dış politikada durum, iç politikadan daha parlak değildi.
Hal böyle olunca 2000 yılında reformculara kaptırdıkları meclisi geçen yıl geri alan muhafazakârlar, şimdi de cumhurbaşkanlığını ele geçirerek zincirin eksik halkasını tamamlamış, kuşatmayı nihayete erdirmiş oldu. Bir anlamda 'birinci kare'ye dönüldü.
Hal böyleyken, İran'ı değişimci, reformcu bir cumhurbaşkanı bile değiştirememişken, muhafazakâr, köktendinci bir cumhurbaşkanının ne kadar değiştireceğini tartışmak abesle iştigal gibi. Ahmedinecad da rejimin kurallarına göre oynamak zorunda. Ahmedinecad'ın cumhurbaşkanlığında İran'ın değişmesi değil, pekişmesi beklenmeli. İran Hatemi'nin reformcu politikalarıyla ne kadar normalleştiyse Ahmedinecad'ın köktendinci politikalarıyla o kadar radikalleşecektir... Daha fazla değil...