Kıbrıs'ın nabzı

Temel konuların hepsinde, iki tarafta da çoğunluğun onayını alan en az bir çözüm seçeneği bulunuyor. Yani, Kıbrıs'ta hâlâ umut var...

Kıbrıslıların Annan Planı'na yaklaşımlarını ve bu plan temelinde inşa edilecek bir çözümden beklentilerini ortaya koyan bir araştırma var önümde. Araştırma Kuzey Kıbrıs'ta KADEM, Güney Kıbrıs'ta CYMAR adlı şirketlerce 15-30 Mayıs 2005 tarihlerinde gerçekleştirilmiş; her iki tarafta da 18 yaşın üstünde 1000'er kişiyle yüz yüze görüşme yapılmış.
CYMAR Başkanı Alexandros Lordos ve KADEM Başkanı Muharrem Faiz'in vardığı sonuç şu: Farklı yaklaşım ve beklentilere karşın Kıbrıslı liderlerin ve diğer ilgili tarafların yapıcı bir rol üstlenmesi durumunda Kıbrıs'ta kapsamlı bir sonuca varılması kesinlikle mümkün. Kıbrıs'ta çözüm ufkunun hayli karardığı şu konjonktürde, ferahlatıcı bir sonuç bu.
Gelelim ayrıntılara...
Gerek Kıbrıslı Türkler gerek Kıbrıslı Rumlar birçok ortak yönlerinin bulunduğu görüşünde. Her iki tarafta da çoğunluk komşu olarak iç içe yaşayabileceklerini düşünüyor...Ancak iş kız alıp vermeye ya da diğer tarafın yönetimi altında yaşamaya gelince durum değişiyor.
Taraflar birbirlerine pek güvenmiyor. Kapsamlı bir anlaşmaya varılması durumunda, diğer tarafın anlaşmanın gereklerini yerine getireceğinden emin değiller. Birçok Kıbrıslı Türk, herkesin kendi yoluna gitmesinin daha hayırlı olacağına inanıyor. Kıbrıslı Rumların çoğu bu görüşü paylaşmıyor.
Kıbrıslı Rumların çoğu bir çözümde diğer tarafın kaygılarının gözetilmesini gerekli görüyor. Ayrıca Kıbrıs sorununun tarihi seyrinde kendilerinin de sorumluluğunun bulunduğunu inkâr etmiyorlar. Kıbrıslı Türkler ise bu konularda bölünmüş durumda.
Kıbrıslı Rumlar, bir Kıbrıslı kimliğinin geliştirilmesini hararetle destekliyor. Bu kimliğin, Rum ya da Türk kimliğinden üstün tutulmasını istiyorlar. Kıbrıslı Türkler bu konularda da bölünmüş durumda.
Her iki taraf da barış ve güvenlik özlemini paylaşmakla birlikte bir çözümden beklentileri hayli farklı. Kıbrıslı Rumlar için öncelikli konular şöyle: Mültecilerin evlerine dönebilmesi, Kıbrıs'ın istedikleri yerinde yerleşip yaşayabilmek, adanın tek ve ortak bir yönetim altında siyasi bütünleşmesi. Ayrıca çözüm için Türk askerlerinin adadan tamamen çekilmesi Kıbrıslı Rumlar açısından 'zorunlu.'
Buna karşılık Kıbrıslı Türkler ekonomik kalkınma, uluslararası bir kimliğe kavuşma ve AB üyeliğinin getirilerinden yararlanmaya odaklanmış durumda. Kendi federe devletlerinde yaşamak Kıbrıslı Türklerin bir diğer beklentisi.
Taraflar, kendi liderliklerinin Kıbrıs sorununa yaklaşımından memnun. Gelgelelim diğer tarafın liderliğine güvenmiyorlar. Rumlar Papadopulos'un içtenlikle adayı yeniden birleştirmeye ve sorunu çözmeye çalıştığını düşünüyor; Talat ise adanın bölünmüşlüğünü sürdürmekten yana ve kapsamlı görüşmeler yürütmekten aciz. Kıbrıslı Türkler ise her iki lider hakkında tam tersini düşünüyor.
Lordos'a ve Faiz'e göre toplumlardaki liderlere yönelik bu 'güven uçurumu', ola ki görüşmeler yeniden başlarsa ciddi sorunlara yol açabilir; ne de olsa liderlerden birinin önerisi, diğer toplumca art niyetli olarak görülebilecek. Öte yandan toplumların kendi liderlerine güvenmesi, görüşme masasında liderlerin elini güçlendirici bir etken olarak değerlendirilmiş.
Her iki taraf da herkesten çok kendi 'anavatan'larına güveniyor. Onları sırasıyla Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler geliyor. ABD ve Britanya'ya ise her iki toplumun çoğunluğu da güvenmiyor. Kıbrıslı Rumlar Türkiye'ye, Kıbrıslı Türkler de Yunanistan'a güvenmiyor. En ilginci şu: Kıbrıslı Rumlar, İslam Konferansı Örgütü'ne ABD ve Britanya'dan daha fazla güveniyor.
Araştırmada temel konular, yani güvenlik, mülkiyet hakkı, yerleşim hakkı, yerleşimciler (1974'ten sonra adaya yerleşmiş Türkiyeliler), karar alma mekanizması, federal devletin ve federe devletlerin yasal statüsü ve anlaşmanın uygulanacağına ilişkin güvenceler konularında tarafların nabzı tutulmuş. Sonuç şu: Temel konuların hepsinde her iki tarafta da çoğunluğun onayını alan en az bir çözüm seçeneği var. Zaten Lordos ile Faiz'i en başta değindiğim iyimser sonuca vardıran da bu...
Kıbrıs'ta hâlâ umut var...