Liman çıkmazı

Ankara, AB'yle Gümrük Birliği'ni Kıbrıs dahil yeni üyelere genişleten ek protokolü imzalamaya hazır olduğunu Brüksel'e 29 Mart 2005'te bildirdi.

Ankara, AB'yle Gümrük Birliği'ni Kıbrıs dahil yeni üyelere genişleten ek protokolü imzalamaya hazır olduğunu Brüksel'e 29 Mart 2005'te bildirdi. Aynı gün, 17 Aralık 2004'teki AB Konseyi zirvesinde mutabık kalındığı üzere, ek protokolün geçerlik kazanmasının, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması anlamına gelmeyeceği karşılıklı demeçlerle teyit edildi.
Gelgelelim hâlâ bir pürüz vardı ortada: Ankara, bizzat Gül'ün ağzından, ek protokolün, yalnızca malların serbest dolaşımını kapsayacağını, dolayısıyla Türkiye'ye ille de limanlarını Kıbrıs'a ait gemilere açma yükümlülüğü getirmeyeceğini savunuyordu. Ne var ki Brüksel aynı görüşte değildi. Daha o gün, yani 29 Mart'ta Avrupa Komisyonu Sözcüsü Krisztina Nagy, Türkiye'nin Kıbrıs'a ait gemilere kısıtlama getirmesi durumunda Gümrük Birliği'nin ihlal edileceğini belirtti. Brüksel, sonuncusu 7 Mart'ta Ankara'da yapılan Troyka toplantısında olmak üzere, Türkiye'ye defalarca söz konusu kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini iletmişti. Aynı mesaj, AB'nin 26 Nisan'da açıkladığı 'Ortak Tutum' belgesinde de yinelendi: "Türkiye Kıbrıs'a ticaret ve ulaşım kısıtlamalarını sürdürmektedir. Özellikle Kıbrıs gemileri ve Kıbrıs'taki limanlara uğramış gemilere kısıtlamalar söz konusu."
Mevzunun evveliyatı var: Türkiye, resmi olarak limanlarına Kıbrıs gemilerini 1987'den beri sokmuyor. Fiiliyatta bu yasak delinebiliyordu. Ta ki 1998'e kadar... O tarihte yürürlüğe giren yeni uluslararası deniz taşımacılığı kuralları, gemilere kimlik bildirim zorunluluğu getirmişti. Hal böyle olunca Kıbrıs gemileri bir daha Türkiye limanlarına uğrayamayacaktı.
Ankara'nın yasağı yalnızca Kıbrıs bandıralı gemileri değil; Kıbrıs limanlarında işlem yaptırmış başka ülkelerdeki şirketlere ait gemileri, Kıbrıs'tan işletilen yabancı şirketlerin gemileri, kısacası Kıbrıs'la bir biçimde bağlantılı tüm gemileri kapsıyor. Anlaşılan o ki Türkiye ek protokülü imzaladıktan sonra işi daha da sıkı tutuyor.
Size en taze iki olayı aktarayım: Geçen ağustos ayı başında BP için mazot taşıyan bir Alman şirketina ait tanker, Mersin'e yanaşmak istedi. Ancak liman yetkilileri tankere işlem yapmayacaklarını bildirdi. Çünkü, gemi Kıbrıs bandıralı değildi ama, Chemtrans adlı işletmeci şirketin merkezi Kıbrıs'ın Limasol kentindeydi. Gemi rotasını değiştirmek zorunda kaldı.
Yine geçen ağustosta, Ukrayna'daki
bir şirkete mal götürmek üzere Boğaz'dan transit geçiş yaptığı saptanan Kıbrıs bandıralı bir gemi durduruldu. Gerekçe olarak, söz konusu Ukrayna şirketi ile Türkiye arasındaki bir ticari anlaşmazlık gösterildi. Sonra da gemiye mazot ve diğer
ihtiyaçları karşılanmaksızın İstanbul
açıklarında günlerce bekletildi.
Her iki vakadan ötürü uluslararası deniz taşımacılığı örgütleri Ankara'ya kaygılarını bildirdi. Kıbrıs Deniz Taşımacılığı Birliği de konuyu AB'ye taşıdı.
Dolayısıyla mesele yeni değil. Meseleyi yeni yeni kavrayan, daha doğrusu hâlâ kavrayamayan kimilerinin sandığı ve id-dia ettiği gibi Türkiye'den durup dururken
bir 'ödün' istenmiyor. O yüzden AB'nin
dışişleri bakanları toplantısından, Türkiye'ye Kıbrıs'la bağlantılı gemilere söz
konusu kısıtlamaları kaldırması yönünde
bir çağrı çıkarsa kimse şaşırmasın.
Ankara baştan beri var olan bu beklentiyi önce görmezden geldi, sonra geçiştirmeye çalıştı, nihayet ek protokole imzayı attığı gün yayımladığı bildiride, doğrudan olmasa da meydan okudu. Ama pek yakında yüzleşmek durumunda kalacak
gibi görünüyor bu beklentiyle. Belki bir süre daha, ek protokolün resmen onaylanmasına kadar oyalanabilir durum. Bilemediniz, üyelik müzakerelerinde ilgili
başlığa geçilene kadar... Daha önce de yazdım, mesele şu: Türkiye Gümrük Birliği'ne girdiği bir ülkeye tek taraflı ambargo uygulayabilir mi uygulayamayız mı?
Hukuki değil, politik bir mesele bu.
Son bir notla bitireyim. Kıbrıs Deniz Taşımacılığı Birliği Başkanı geçenlerde şöyle diyordu: "İşin tuhaf yanı şu ki kısıtlamaların kaldırılmasından en fazla kârla çıkacak taraf Kıbrıs değil Türkiye. Türk meslektaşlarımızla görüşmelerimizden biliyoruz ki bu işe en önce onlar sevinecek."