Ne olacak bu KKTC'nin hali?

Çözümsüzlüğe başkaldırmak, Kuzey Kıbrıs'ta iki kişiye daha pahalıya patladı.

Çözümsüzlüğe başkaldırmak, Kuzey Kıbrıs'ta iki kişiye daha pahalıya patladı. Biri Göçmenler Derneği Başkanı Nuri Çevikel, diğeri de Gaziler Derneği Genel Sekreteri Abdülkerim Demirtaş. Çevikel aynı zamanda Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde tarih doçentiydi. Sözleşmesi uzatılmayarak işinden edildi. Demirtaş'ın ise dernekteki görevine son verildi (Bu noktaya nasıl gelindiğinin özetini 20 Temmuz 2003 tarihli Radikal'de bulabilirsiniz).
Çevikel de Demirtaş da Türkiye kökenli. Bağlı bulundukları iki dernek son dönemde Kıbrıs sorununa 'Annan Planı' temelinde çözüm arama çabalarına desteklemeye ve bu yolda güç birliği yapmaya karar vermişlerdi. Göçmenler Derneği aynı noktada duruyor, ancak Gaziler Derneği, siyasi ve askeri baskılar sonucunda geri adım atmak zorunda kaldı. Demirtaş çözümcü politikada diretince kendini kapının önünde buldu.
Peki ne diyordu bu insanlar? Şu sözler Çevikel'e ait:
"Artık sorunun değil, çözümün bir parçası olacağız. Nedeni gayet basit. Bugüne kadar adada hep sorun olarak görüldük. Hiçbir sorunumuza da çözüm üretilmedi. Ne zaman Kıbrıs meselesi gündeme gelsek 'Türkiye'ye geri sürüleceğimiz' dolaştı durdu kulaklarda. Hiçbir zaman adada birinci sınıf vatandaş olarak kendimizi hissetmemize izin vermedi bugüne kadarki iktidarlar uygulamalarıyla.
Bir de geçenlerde, bir taraftan Denktaş ve ekibi çözüm karşıtı tavırlarını inatla sürdürürken ve bizim belirsizlikler girdabı içerisinde acıyla kıvranmamızı sadistçe seyrederken, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde Türkiye'nin adada 'işgalci', biz TC kökenli KKTC vatandaşlarının da 'sömürgeci' olduğumuz ve derhal geri çekilmemize dair raporların onaylanmasına şahit olduk.
Bu durum adada yıllarını vermiş olan bize Kıbrıs'ta artık, üzerinde biraz daha çalışılması kaydıyla Annan Planı çerçevesinde bir çözümün ne kadar gerekli olduğunu, aksi halde ne hallere düşebileceğimizi göstermesi açısından önemliydi. Onun için de 'Sorunun değil, çözümün parçası olacağız' dedik. Çünkü bize zorla sövmemizi istedikleri Annan Planı ile uluslararası kurumlar ve kamuoyu, bizi kurulacak olan ortak Kıbrıs devletinin birinci sınıf vatandaşı olarak kabul etmekte ve bütün çağdaş ve insani değerlerin insanlara sunulduğu bir Avrupa'nın vatandaşlığını sunmakta. Despotizmden ve yalan mekanizmalarının altında akli, vicdani ve bedeni işkence çekmekten kurtuluş vaat etmekte."
Şu sözler de Demirtaş'a ait:
"Annan Planı masaya konulduktan sonra gördük ki, Kıbrıs'taki çözümsüzlüğün en ağır faturası özellikle, burada yaşayan TC'lilere kesildi. Çünkü Kıbrıslı insanlarımızın 23 Nisan'dan sonraki süreçte bir şekilde önleri açıldı, nefes almaları sağlandı. Anlaşma olsa da, olmasa da bu kardeşlerimizin önü açılmıştır.
29 yıldır sistemin içerisinde bir türlü hak ettikleri yeri bulamayan ve bu konuda kendilerine en küçük şekilde destek olunmayan biz TC kökenli KKTC vatandaşları olarak yine dışlandık, hesaba katılmadık. 29 yıldır oy verdiklerimiz tarafından maalesef ortada bırakıldık. Bu durumlar bizi geleceğimiz konusunda büyük endişelere sevk etti ve durumumuzu ve Kıbrıs meselesinin akıbetini bir kez daha ciddi olarak aklıselimle muhasebe etmemize neden oldu. Gerek dünyadaki, gerek anavatan Türkiye'deki, gerekse Kıbrıs'taki gelişmelerin, adadaki çözümsüzlüğün devamı halinde biz TC'lilerin akıbetini daha da meçhul hale getireceğini görmekteyiz. Dolayısı ile, yarınlarımızı daha iyi görebilmek ve bize devamlı acı çektiren belirsizliklerden kurtulabilmek için Kıbrıs meselesinin Türkiyemizin de menfaatına olacak şekilde bir an önce sonuçlandırılmasının zaruri hale geldiğine inanıyoruz.
Biz gaziler olarak bugüne kadar hep 1974 yılında şahit olduğumuz birlik, beraberlik, sevgi ve saygı ortamını aradık, özlemini çektik, ama maalesef ondan sonra unutulduk. Sadece seçimden seçime ve milli bayramlarda düzenlenen törenlerde hatırlandık."
Evet KKTC rejimi bu seslere tahammül edemedi...Denktaş'ın keyfi yerinde olmalı...