NMD

Kopuk ve uzak konumumuz, bizi hem farklı bir yoldan gitmeye davet ediyor hem de bunu mümkün kılıyor.

Kopuk ve uzak konumumuz, bizi hem farklı bir yoldan gitmeye davet ediyor hem de bunu mümkün kılıyor. Etkin bir yönetim altında tek bir halk olarak kalabilirsek dış rahatsızlıklardan hiçbir fiziki zarar görmeyeceğimiz günler yakın. Bizden toprak gasp etmek gibi bir imkânsızlığın peşindeki saldırgan milletlerin, bizi tahrik etme tehlikesini göze alamayacağı günler...
Üç aşağı beş yukarı bu sözleri hafta içi yaptığı konuşmada Bush da söylemiş olabilirdi. Ama bu sözler George Washington'a ait.
Amerikalılar 20'nci yüzyıla kadar 'eski dünya'nın bitip tükenmez savaşlarından uzakta, adeta erişilmez bir kalede yaşadı. 20'nci yüzyıl boyunca soğuk - sıcak hemen her savaşa 'müdahil' oldu ama kendi topraklarında -Pearl Harbor baskını hariç-
bırakınız savaşı, bir iki terör eylemi dışında, en ufak bir saldırı bile görmedi ABD.
Uçak gemileri, nükleer cephaneliği, yüksek teknoloji ürünü bombardıman uçakları ve daha neler neler. ABD'nin rakipsiz askeri gücü ve caydırıcılığı ortada. Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle nükleer 'dehşet dengesi' de tarihin çöp sepetini boyladı.
Gelgelelim bugünün dünyasında hiçbiri,
amiyane tabirle, kesmiyor Bush ve ekibini. 'Çünkü' diyorlar 'kıtalararası balistik füzeler karşısında hiçbiri kâr etmez.'
Ulusal Füze Savunması (NMD) projesi işte burada devreye giriyor. Aslında NMD hazırlıkları Pentagon'da halen harıl harıl süren bir 'stratejik plan'ın taktik araçlarından biri sadece.
Irak'ı, Kuzey Kore'yi es geçmeyen ama bir numaralı 'tehdit' olarak Rusya'yı değil Çin'i, muhtemel savaş alanı olarak da Avrupa'yı değil Pasifik'i seçen; ikincil planda terörizmle birlikte savaş başlığı taşıyabilen uzun menzilli füzeleri tehdit olarak algılayan; Amerikan ordusunu bu yeni tehdit önceliklerine karşı yeniden yapılandıracak; tek taraflı ve süratli girişimleri NATO ve diğer müttefiklerle uzun istişarelere, uluslararası ya da ikili anlaşmalara yeğ tutabilecek bir strateji bu.
Askeri mantık açısından kendince haklı sayılabilir ABD. Dünya 30, hatta 15 yıl öncesinden hayli farklı. Silahsızlanmaya yönelik onca sözleşmenin, dünyanın en kârlı pazarının hâlâ silah ticareti olmasını önleyemediği, Kuzey Kore ve İran'ın uzun menzilli füzeleri, Hindistan ve Pakistan'ın nükleer bombaları herkesin malumu.
Ancak NMD'nin kafalarda oluşturduğu soru işaretleri de az değil.
Her şeyden önce Amerikan teknolojisi bile
henüz böylesi bir projeyi kaldırabilecek kadar yüksek değil. Sistemin en ilkel ayaklarından birini oluşturan kara merkezli alıcılar için yapılan üç denemeden ikisi fiyaskoyla sonuçlandı, üçüncüsü de istenen sonucu vermedi.
İkincisi, projenin maliyeti dudak uçuklatacak boyutta. 100 milyar doları aşması bekleniyor. Kamuoyu kadar para musluğunu elinde tutan Kongre'nin de ikna edilmesi lazım.
Üçüncüsü, projenin uluslararası silahsızlanma çabalarını sekteye uğratma tehlikesi. Bush, salı günkü konuşmasıyla, Anti-Balistik Füze Anlaşması'nı (ABM) teorik olarak sona erdirdi. Çünkü ABM, NMD gibi sistemleri yasaklıyor. NMD; Nükleer Silahlarının Yayılmasını Önleyici Anlaşma (NPT), Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması (CTT) ve ABD ile Rusya arasında nükleer cephaneliğin azaltılmasını öngören START anlaşmalarını da tehlikeye atıyor. Bu da silahlanma yarışının hızlanacağı kaygısına yol açıyor.
Onca maliyet ve riskine karşın NMD'nin ABD'ye yönelik terör eylemlerine çare olamayacağı da ortada. Kaldı ki tasarlandığı füzelere karşı nasıl bir etkinlik göstereceği -denenene kadar- bilinemeyecek.
Doğrusu şu ana kadar NMD'yi açıkça savunan
ikinci bir ülke yok. ABD'nin İngiltere, Japonya ve İsrail gibi 'özel' müttefikleri bile başta silahlanma yarışı olmak üzere çeşitli çekincelerle mesafeli yaklaşıyor.
Ya Türkiye? Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün raporuna göre Türkiye, NMD'nin 'hedef aldığı' ülkelerin hemen yanıbaşında. İlk akla gelenler İran, Irak ve Libya. Nitekim Bush'un bu hafta dışişleri ve savunma diplomatları aracılığıyla nabzını yoklayacağı başkentler arasında Ankara da var.
Doğrusu 'füze kalkanı' ilk bakışta Türkiye'ye cazip gelebilir. Ancak pazarlık masasında yukarıdaki hususları da göz önünde tutmakta yarar var.