O karar çıkmaz

Birleşmiş Milletler'den Irak'a ilişkin olarak 'beklenen' karar çıkar mı?</br>Eğer beklenti, Irak'ta askeri komutanın Birleşmiş Milletler'e...

Birleşmiş Milletler'den Irak'a ilişkin olarak 'beklenen' karar çıkar mı?
Eğer beklenti, Irak'ta askeri komutanın Birleşmiş Milletler'e, sivil yetkinin de Iraklılara devri ise o karar çıkmaz. Çünkü bu, ABD'nin onca ekonomik, siyasi, diplomatik ve insani bedele ve külfete rağmen başladığı işi bitiremeden Irak'tan çekilmesi demek. ABD böyle bir kararı hiçbir koşulda kabul etmez. Zaten Powell da bunu sonuncusu geçenlerde Bağdat'ta olmak üzere defalarca ifade etti.
Amerikalılar sonuç itibarıyla Irak'ı kendi ulusal çıkarları doğrultusunda tüm Ortadoğu'ya 'model' hale getirmek amacıyla işgal etti. O modeli kendi bildikleri yoldan inşa edene kadar Irak'tan çıkmayacaklar. Amerikalıların deyişiyle 'en az bir kuşak sürecek bir taahhüt' söz konusu burada. Tıpkı 2'nci Dünya Savaşı'ndan sonra Japonya ve Almanya'da giriştikleri türden bir taahhüt.
O açıdan Irak'ın, hatta Ortadoğu'nun mevcut halinin Bush yönetiminin ömrüyle sınırlı kalacağını, Bush yönetimi gittikten sonra 11 Eylül'den sonra işlemeye başlayan sürecin geri sarılmaya başlanacağını düşünmek de pek isabetli değil. Bush yerine Gore seçilseydi şimdi durum farklı olabilirdi. Gore yönetimi böylesine küresel bir projeye girişmeyebilirdi. Ancak 'bu saatten sonra' Beyaz Saray'da başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun Ortadoğu'da, özellikle de Irak'ta manevra alanı fazla geniş değil. Bugün, Clark'tan tutun da Dean'e kadar hiçbir Demokrat başkan adayı Bush yönetimini ne Afganistan'da ne Irak'ta yaptıkları için eleştiriyor. Eleştirilen, Bush'un yöntemi. Yani amaç değil araçlar. Ve bu eleştirilerin hiçbiri, 2004'te yapılacak seçimler sonucunda olası bir yönetim değişikliği durumunda Irak politikasının kökten biçimde yenilenmesini kapsamıyor.
İşin bir de güvenlik boyutu var. Irak'taki Amerikan birliklerinin komutanı Sanchez geçenlerde bir Amerikan gazetesinde çıkan söyleşisinde şöyle diyordu: Eğer Irak sokaklarındaki savaşı kaybedersek, bir sonraki savaş ABD sokaklarında geçer.
Bu yüzden ABD ne BM'yi ne de Iraklıların kendilerini gerektiğinden fazla işin içine karıştırmak niyetinde.
Aksi yöndeki beklenti, Fransa'nın -Almanya, Rusya ve Çin'i de arkasına alarak Irak'ta ABD'ye karşı çıtayı yükseltme hamlesinden ibaret. Yoksa bal gibi Fransızlar da biliyor ABD'nin BM'den böyle bir karar çıkmasına asla izin vermeyeceğini. Paris'in amacı oyun sahasındaki aksaklıklardan da yararlanarak ABD'nin oyun planını bozmak. Fransızların Amerikalılarla rekabeti artık husumet boyutuna varmaya başladı. Bu açıdan New York Times yazarı Thomas Friedman'ın (hiç de gözü dönmüş bir Bush yanlısı değildir) geçenlerde Fransa'nın ABD için giderek bir düşman halini aldığını yazması hiç de şaşırtıcı değil. Bugün Fransa ile ABD arasında adı konulmamış bir savaş var.
İşin diplomatik yanına bakıldığında, söz konusu 'beklenen' karar biçimindeki Fransız hamlesini ABD'nin kabullenmesi demek Amerikalıların savaşı kazanıp diplomasiyi kaybetmeleri demektir. Eh, böyle bir kayba da dünya tarihinde pek rastlanmaz.
Kaldı ki Fransızların istediği türden bir kararın Irak'ın ne kadar hayrına olacağı da tartışmalı. Kim ne derse desin şu aşamada mesele Amerikan askerlerinin çekilmesi değil, Amerikan askerlerinin çekilmesinden sonra ne olacağı. ABD'nin Irak'ta işgal sonrası harikalar yarattığı söylenemez tabii ama hangi aklı başında hükümet, şu anda Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilmesinin Iraklıların istikrar, güvenlik ve refahı için daha iyi olabileceğini iddia edebilir?
Dolayısıyla kısa ve orta vadede dış politikasını Irak'ın akıbetinden soyutlayarak kurgulaması hiç de mümkün görülmeyen Türkiye'nin çıkmayacak bir karara ya da gerçekleşmeyecek bir strateji değişikliğine bel bağlaması pek de isabetli olmaz...