Ortadoğu'da hayırlı alametler belirdi

Amerikalı yorumcu William Pfaff (sıkı Bush muhalifidir), 17 Mayıs tarihli International Herald Tribune'de çıkan yazısında İsrail-Filistin barışı...

Amerikalı yorumcu William Pfaff (sıkı Bush muhalifidir), 17 Mayıs tarihli International Herald Tribune'de çıkan yazısında İsrail-Filistin barışı için ortaya konulan yol haritasına ilişkin olarak 'Bush yönetiminin (Şaron hükümetine) baskı uygulaması mucize olur' diye yazıyor ve ekliyordu: 'Bu plan, Irak savaşına hazırlanılırken gönül almak amacıyla hazırlandı. Şimdi, New York Times'ın da bildirdiği gibi plan bir kenara itildi.' Aynı Pfaff, 29 Mayıs tarihli yazısına ise 'Ortadoğu yol haritasının başarılı olabileceğine ilişkin birdenbire umut belirdi' ifadesiyle başlıyor ve şöyle diyordu: 'Bush yönetimi yol haritasını destekliyor ve İsrail'in itirazlarını kaale almıyor.'
İyi de ne oldu? Birkaç şey...
Bir kere Dünya Yahudi Kongresi ve New York Yahudi Federasyonu dahil ABD'nin önde gelen 16 Yahudi örgütü, Amerikalı Kongre üyelerine mektup yazarak yol haritasına onay verdiklerini bildirdi. Bu, Amerikalı politikacılar için yol haritasını desteklemeyi bir siyasi risk olmaktan çıkardığı gibi, Bush yönetiminin de elini güçlendirdi.
İkincisi Bush, Şaron'a ne olursa olsun İsrail'in güvenliğinin ABD'nin bölgeye yönelik öncelikleri arasındaki yerini koruyacağı güvencesini verdi. Şaron, Amerikalı sırdaşı, New York Times yazarı William Safire'a şöyle demiş: "Bush'un sözleri beni çok etkiledi. Sanırım artık önümüz açık."
Üçüncüsü, Şaron bugüne kadar hiçbir İsrail başbakanının kullanmadığı bir ifade kullandı, İsrail'in Filistin topraklarındaki varlığını 'işgal' olarak niteledi. Dahası bu 'işgal'in yalnızca Filistinliler değil, aynı zamanda İsrailliler için de 'kötü' olduğunu belirtti.
Dördüncüsü, yol haritasının getirdiği iyimser hava İsrail'de son dönemde hayli kötü giden ekonomiye nefes aldırdı. Borsa yükseldi, şekel değer kazandı. Bilmem farkında mısınız, bir zamanlar harikalar yaratılan İsrail ekonomisi şimdilerde kurtarılmaya çalışılıyor. Son olarak perşembe günü yeni bir kurtuluş paketi bakanlar kurulunda kabul edildi. Şaron, Safire'a da şunları de söylemiş: 'Ekonomiyi düzeltmek için bütçede kısıntı yetmez, insanlara umut da vermek lazım.' Ayrıca Şaron yukarıda değindiğim 'tarihi' ifşaatında 'işgal'in İsrail ekonomisi için de 'kötü' olduğunu söylüyordu. Böylelikle İsrailli yazar Yoel Marcus'un dediği gibi, cin şişeden çıktı. Bu itiraftan sonra artık Şaron'un eski pozisyonuna dönmesi hiç de kolay değil.
Beşincisi, bu ortam içinde Şaron, 'yüzde yüzde sükûnet' önkoşulundan vazgeçti ve Filistin Başbakanı Mahmud Abbas'la masaya oturdu. Birkaç görüşme yapıldı. Görüşmeler olumlu geçiyor. Son görüşmede Şaron, Batı Şeria'dan çekilmeyi ve bazı Filistinli mahkûmları salıvermeyi gündeme getirdi, Abbas da terörle mücedelede Şaron'dan yardım istedi.
Altıncısı, Bush bölgeyi ziyaret edip Şaron ve Abbas'la zirve düzenleme kararı aldı. Bu, Bush yönetiminin, Ortadoğu barışı için bugüne kadarki en üst düzey gövde gösterisi olacak.
ABD liderinin Şaron'a güvencelerini tazelemesi, ama daha önemlisi Abbas'ın hem kendi halkı nezdindeki itibarını hem de İsrail yönetimi nezdindeki saygınlığını pekiştirecek.
Yedincisi, Şaron'un 'sıfır hoşgörü' politikasının İsrail'e güvenlik getirmediği, getiremeyeceği anlaşılmaya başladı. Son kamuoyu yoklamalarından biri, İsrail halkının yüzde 56'sının yol haritasını desteklediğini ortaya koydu.
Ve nihayet, İsrail bakanlar kurulu, yol haritasını kabul etti. Anımsanacak olursa bu plan yıl sonuna kadar bir Filistin devleti urulmasını, İsrail'in işgal topraklarından çekilmesini ve yerleşimlerin dondurulmasını istiyor.
Evet işte bu plan İsrail'in gelmiş geçmiş en sağ hükümetlerinden birinin onayını aldı.
Evet, haritanın yolu şimdilik açık görünüyor. Yolda elbette engeller var, her zaman da olacak. Ancak 'Amerikan taahhüdü' ortadan kalkmadıkça bu engeller aşılabilir. Şimdilik umut var...