PKK sıkıntısı

Amerikalı adı sanı belirsiz bir yetkili ile Türkiye başbakanının polemiği, Ankara ile Washington arasındaki PKK odaklı anlaşmazlığı bir kez daha gözler önüne serdi.

Amerikalı adı sanı belirsiz bir yetkili ile Türkiye başbakanının polemiği, Ankara ile Washington arasındaki PKK odaklı anlaşmazlığı bir kez daha gözler önüne serdi.
Söz konusu yetkili şöyle demiş: "Kendi sınırları içinde PKK'ya karşı askeri harekât düzenlemek Türkiye'nin hakkıdır."
Tersten okursak bu, şu anlama gelir: Türkiye'nin sınırları dışında, tam olarak söylersek Irak'ın kuzeyinde, PKK'ya karşı askeri harekât düzenlemeye hakkı yok. Muhtemelen Amerikalı yetkili de bu uyarıyı diplomatik bir dille ifade etmek için konuştu. Yoksa, Sabah gazetesinin dün isabetle işaret ettiği gibi, 'Allah ABD'den razı olsun' dedirtmek için değil...
Nitekim Erdoğan'ın yanıtı da Washington'dan gelen demecin tersten okunduğunu gösteriyor: "Gerektiğinde PKK'ya karşı sınır ötesi harekât da düzenleriz."
ABD'nin Irak'ı işgal etmesi, Kuzey Irak'ta da oyunun kurallarını değiştirdi. Türkiye için 'eski güzel günler' geride kaldı. O zamanlar Türkiye her 'gerektiğinde' Irak'a sınır ötesi harekât yapar, ABD ses çıkarmaz, dolayısıyla destek olmasa da onay verirdi harekâta.
Oysa işgalden bu yana durum değişti. 'Çuval hadisesi' bu değişimin en çarpıcı belirtilerinden biriydi. ABD'nin 1 milyar dolarlık yardımı Türkiye'nin Irak'a girmeme koşuluna bağlaması bir başka belirtiydi. Ankara'nın onca girişimine karşın Amerikalıların Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı kılını kıpırdatmadığı da ortada. Dahası, Türkiye'nin kıpırdatmasını da engelliyor. Ne de olsa Kuzey Irak'ta bir tabur gücünde Türk askeri varlığı bulunduğu 'malum sır'lardan biri.
ABD'nin bu tavrının nedeni hiç de karmaşık değil: Şu an için Irak bağlamında PKK'yla mücadele Washington'ın öncelikleri arasında yer almıyor. Bir kere ABD PKK'yı terörist bir örgüt olarak görmekle birlikte bu örgütten kendisine yönelik 'açık ve yakın' bir tehdit algılamıyor. Daha da önemlisi ABD, PKK'nın peşine düşürerek ne Irak'ın tek istikrarlı bölgesini oluşturan kuzeyi de kargaşaya sürüklemek ne de tek müttefiki Kürtleri karşısına almak istiyor. ABD kendisi bile bu tür bir harekâtı göze alamazken Türkiye'ye yol vermesi hiç de kolay değil. Unutmamak gerekir ki Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi, üstelik de ABD'nin desteği ve Iraklıların güvenliğini sağlama amacıyla, başta Kürtler olmak üzere Iraklıların itirazı üzerine mümkün olmamıştı.
Geçenlerde sohbet ettiğim bir Türk diplomat, PKK'nın Kuzey Irak'taki kadrolarını Kandil Dağı'ndan Fırat Vadisi'ne kaydırdığını, Türkiye'ye geçişleri yoğunlaştırdığını söylüyordu. Son günlerde giderek artan PKK eylemleri bu yoğunlaşmanın bir sonucu olsa gerek. Aynı diplomat, söz konusu bölgedeki PKK varlığının 'tasfiye'si için hava harekâtının yetmeyeceğini, bir kara harekâtının gerektiğini, ancak bunun başarı şansını kestirmenin hiç de kolay sayılamayacağını söylüyordu. Ankara'ya göre PKK'nın bölgede 3 bin 500 ile 5 bin civarında adamı var.
İşin gerçeği şu: Türkiye PKK'nın gücünün, konumunun, faaliyetlerinin farkında. Tüm bunlardan ABD'yi de haberdar etmiş durumda. Ancak Amerikalılar hiçbir şey yapmıyor. Diplomatik ifadeyle, 'Bir şeyler yapmak istiyorlar ama ne yapacaklarını bilmiyorlar.'
Bu tablo, Türk-Amerikan ilişkilerinin stratejik boyutunun gerileyip 'alerjik' özellik kazanmasına yol açan sürecin bir yansıması hiç kuşku yok ki. Oyunun kuralları da bu süreç içinde değişti zaten. Öyle değişti ki zamanında Öcalan'ı yakalayıp Türk istihbaratına teslim eden Amerikalılar, şimdi Kuzey Irak'ta kazara bir PKK'lıyı yakalasalar bile Irak hükümetine teslim etmek zorunda olduğunu söylüyorlar. Gerçek bu...