Powel: Askerlerimizi Gelibolu'ya mı çıkarsak?

Rumsfeld 3 Şubat'ta CNN'de şöyle diyordu: "Yolunda gitmeyen işlerden biri, 4. Piyade Tümeni'ni kuzeyden, Türkiye üzerinden Irak'a göndermeyi başaramamız oldu.

Rumsfeld 3 Şubat'ta CNN'de şöyle diyordu: "Yolunda gitmeyen işlerden biri, 4. Piyade Tümeni'ni kuzeyden, Türkiye üzerinden Irak'a göndermeyi başaramamız oldu. Bu yüzden Bağdat'ın kuzeyindeki Sünniler savaşmak zorunda kalmadı. Çok azını yakalayabildik ya da öldürebildik. Amerikan ordusunun gerçek gücüyle doğru dürüst yüz yüze gelmediler hiç. Ve bugün Irak'ta isyanı sürükleyen de bunlar. Dolayısıyla o tümeni kuzeyden Irak'a sokamamamız talihsizlikti bence."
4. Piyade Tümeni'nin Türkiye üzerinde Irak'a geçememesinin nedeni, TBMM'nin 1 Mart'ta ilgili tezkereyi reddetmesiydi bilindiği gibi. Meclis kararı öncesinde ve sonrasında, ABD ile Türkiye arasındaki pazarlıklar ve tartışmalar bugün genel olarak biliniyor. Bilinmeyen, ABD'nin söz konusu planının Amerikan yönetimi içinde de hararetli tartışmalara konu olduğu. Özellikle de Dışişleri ile Savunma bakanlıkları arasında...
Amerikalı usta gazeteci Bob Woodward'ın, Amerikan yönetiminin Irak'la savaş kararını nasıl aldığını ve savaşın nasıl planlandığını anlattığı 'Plan of Attack' (Saldırı Planı) adlı kitabında, bu tartışmalardan biri aktarılıyor...
Pentagon, Irak savaşını planlarken iki cepheden saldırmanın, işini kolaylaştıracağının farkındaydı. İlk cephe güneyden, Kuveyt üzerinden açılacaktı. Burada sorun yoktu. Pentagon, ikinci cephenin de kuzeyden, Türkiye üzerinden açılmasını uygun görüyordu. İlk günlerde yaygın kanı, Türkiye'nin de sorun çıkarmayacağı yönündeydi. Hemen herkes, Ankara'nın, Amerikan askerlerinin Türk topraklarından geçip Irak'a girmesine izin vermekte bir sakınca görmeyeceğini düşünüyordu. Powell hariç. Powell'ın bazı kuşkuları vardı ve Türklerin olurunu almanın pek o kadar kolay olmayacağını düşünüyordu. Yine de Pentagon kuzey cephesi planını olgunlaştırana kadar pek sesini çıkarmadı Powell. Zaten zayıf bir olasılık da olsa, savaşın hâlâ önlenebileceğini düşünüyordu.
Ancak Woodward'ın aktardığına göre öyle bir an geldi ki Powell kendini daha fazla tutamadı...
"Franks (Rumsfeld'in gözetiminde savaş planını yapan Amerikalı general), başından beri kuzeyden de cephe açılmasını istiyordu. Zaten Britanyalılar da Amerikalılara, askerlerini Türkiye üzerinden Irak'a göndermesini öneriyordu.
Bir Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında Powell iğneleyici biçimde, 'Oldu olacak askerlerimizi Gelibolu'ya çıkaralım, ne dersiniz' diye sordu.
1. Dünya Savaşı'nda Britanya ve Avustralya kuvvetlerinin feci bir saldırı gerçekleştirip 100 bin ölü bıraktığı, 1981 yapımı filme konu olan Türk yarımadasından söz ediyordu Powell. 'Bu filmi gördük ve bu (istediğiniz) hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.'"
Gelgelelim, Powell'ın uyarısına rağmen Pentagon Türkiye'de ısrarlıydı. Woodward devam ediyor:
"Savaş planı, Amerikan kuvvetlerinin Türkiye'den geçiş yapmasını öngörüyordu. En sonunda Franks, lojistik kuvvetler dahil 30 ila 80 bin Amerikan askerini Türkiye'den geçirmekten söz etmeye başladı. Rumsfeld, nihai çıkarma için 4. Piyade Tümeni'ni taşıyan kargo gemilerini Türkiye'nin Akdeniz kıyılarına gönderdi."
Ancak tartışma bitmiyordu. Planın ele alındığı bir başka Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında Powell yine müdahale etme gereği duydu.
Woodward aktarıyor:
"Powel 'Bu kadar çok asker göndereceksek Türklerle mevcut tüm anlaşmalarımızı değiştirmemiz gerekir' dedi. '80 bin asker Türkiye'den geçecek, öyle mi? Beyler, yeni işbaşına gelmiş İslami bir hükümet var karşımızda, bunun altından kalkamazlar.'
Bunun üzerine rakam 40 bine indirildi, neden sonra 62 bine çıkarıldı."
Powell hâlâ itiraz ediyordu. Bir sonraki Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında söz aldı. "Powell, konseydekilere şöyle konuştu: 'Türkler hava sahalarını bize açabilir. Hava sahalarını kullandırtabilirler. Havada sorun çıkmaz. Ama siz bir zırhlı ya da mekanize tümeni, Anadolu boyunca yürütmekten söz ediyorsunuz, arkasında kocaman, upuzun bir tren, yüzlerce araçlık yüküyle...Müslüman bir ülkeyi işgal etmeye gidiyor. Elimden geleni yaparım, ama Türklerden çok fazla şey istiyor olabiliriz. İzni alabileceğimizi sanmıyorum ve bütün işi mahvetmek riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Buna hakikaten ihtiyacınız var mı?'
Rumsfeld ve Franks, bu iznin planları için kritik önemde olduğunu söyledi."
Sonrası malum... 1 Mart'ta söz konusu izni içeren tezkere TBMM'de reddedildi.
Woodward'ın aktardığına göre, Franks, daha sonraları, 4. Piyade Tümeni'nin Türkiye'nin Akdeniz kıyısı açıklarında bekler durumda kalmasının, bir yanıltma işlevi gördüğünü düşünmüş. "CIA devreye sokularak, Saddam'ın yakın çevresine Türkiye'nin aslında Amerikan güçlerinin, topraklarından geçmesine gizlice izin verdiği, TBMM'deki oylamanın bir aldatmaca olduğu mesajı verildi. Franks, bu aldatmacanın Saddam'ın 11 ordu tümeni ile 2 Cumhuriyet Muhafızı tümenini kuzeye bağlamak zorunda bıraktığını, böylelikle Bağdat'taki savaşa katılmaktan alıkonulduğuna inanıyordu.
Powell bunları duyduğunda, 'Deli saçması' diye geçirdi aklından."
Nitekim, Rumsfeld'in CNN'e söyledikleri de komutanından ziyade Powell gibi düşündüğünü gösteriyor...