Saddam gider mi?

Irak liderinin kariyerinde çekip gideceğine ilişkin hiçbir ipucu yok. ABD'nin tek derdi, Saddam'ın çekilmesi değil, Irak'ta rejimin değişmesi.

Nereden çıktı bilinmez bir senaryo elden ele dolaşıyor. Saddam çekilecek, ABD geri adım atacak ve Ortadoğu savaşın eşiğinden dönecek... Mutlu son. Anlaşılan senaryo Arap ve AB başkentlerinden sonra Ankara'nın da beğenisini toplamış.
Hiç kuşku yok ki kulağa hoş gelen bir senaryo bu. Amerikalılar bile memnuniyetle karşılayacaklarını saklamıyorlar Saddam'ın bavulunu toplayıp Bağdat'ı terk etmesini. Avrupalılar, Ruslar, Çinliler ve Araplarla
İranlıların gözyaşı dökeceğini sanmıyorum Saddam'ın arkasından. Tabii Türklerin de (Kürşat bey için emin değilim gerçi).
Evet ama küçük bir sorun var: Kariyeri bir irrasyonellik destanı olarak okunabilecek bir lider, neden birdenbire rasyonelleşsin? Kimse bu
sorunun yanıtını aramıyor.
İran'a saldıran ve sekiz yıl boyunca savaşan Saddam değil mi? Kürtlere karşı kimyasal silah kullanan Saddam değil mi? Kuveyt'i işgal eden
Saddam değil mi? Yenilgiden ders çıkaracağına rövanşa hazırlanan, yine kaybettiği 'ara savaşlar'a rağmen inadından vazgeçmeyen Saddam değil mi? Filistinli intihar komandolarının ailelerini mükâfatlandıran Saddam değil mi? Kendini Selahaddin'le bir tutan Saddam değil mi? Kendini
yüzde 100 oy oranıyla yeniden başkan seçtiren Saddam değil mi? Daha geçen gün yine tüm dünyaya meydan okuyan Saddam değil mi?
Doğrusunu isterseniz kariyeri Saddam'ın 'davranış psikolojisi'ne dair tek bir ipucu veriyor:
Sonuna kadar savaşmak. Yaklaşan ABD saldırısı karşısında da Saddam'ın farklı bir psikolojiyle hareket edeceğini sanmıyorum. Hatta bu kez 'canı pahasına' savaşacağı için kariyerini irrasyonelliğin doruğuna çıkararak, varsa elindeki kimyasal ve biyolojik silahları ateşleyerek noktalayabilir.
Velhasıl Saddam giderse, Irak'ı da beraberinde götürecektir. Tek başına hiçbir yere gitmez. Aksi, sürprizden de fazla olur. Amerikalı bir diplomat şöyle demiş: 'Saddam kendisini modern Irak'ın babası olarak görmüyor, modern Irak'ın bizatihi kendisi olarak görüyor.'
İşin komik tarafı, 'sürgün' senaryosu elden ele dolaştırılıyor ama iş senaryoyu Saddam'ın önüne koymaya gelince 'fikir babası' Suudiler dahil hiçbir Arap lider yanaşmıyor. Hatta bugün Radikal'in dış haberler sayfasında okuyabileceğiniz bir habere göre Araplar, senaryonun günahını Ankara'nın boynuna yüklemek için türlü çeşitli laf ebeliği bile yapıyor.
ABD'nin Irak bağlamında amacına savaşsız ulaşması için elbette çaba gösterilmeli. Bu açıdan zirve düzenlemek, ortak bildiri yayımlamak yararlı olabilir. Ama Saddam'ı sürgüne göndermek gibi hayallerin peşinde koşmanın bir manası da yok. Ankara, 350 kişilik Bağdat seferiyle yeterince saçmaladı zaten. Ayrıca ABD'yle son derece tehlikeli bir pazarlık yürütüyor. Geçen hafta Amerikan basını bu pazarlığın tehlikelerine dikkat çekmişti. Hafta başında da Milliyet'ten Yasemin Çongar yazmıştı Washington açısından işin tadının kaçmaya başladığını.
Bugün bu sayfada okuyabileceğiniz Safire imzalı yazı da ortaya koyuyor ki Ankara'ya ilişkin olarak ABD'nin 'en Türkiyeci' çevrelerinin bile kafalarında soru işaretleri büyümeye başladı. Beğenin beğenmeyin Safire Amerikan yönetiminin zihniyetine ışık tutan yazarlardan biri.
Gerçekçi olalım. ABD Saddam'ın gitmesini elbette olumlu karşılar ama yeterli bulmayacaktır. ABD'nin tek derdi Saddam'ın çekilmesi değil. Irak'ta rejimin, sistemin değişmesi. Ve bu sistem değişikliğinin halkalar biçiminde 'Büyük Ortadoğu'ya yayılması... Artık bunu görelim.