Savaş kötü, ya işgal?

Ankara, 1 Mart mantığını aşmazsa, Irak denklemini çözemez. Savaş için destek vermeyen ülke, işgalde verebilir mi?

1 Mart'ta 'savaş' tezkeresi TBMM'de kabul edilseydi Türkiye ABD'ye lojistik destek sağlayacak, karşılığında askeri, siyasi ve ekonomik çıkarlar elde edecek, daha da önemlisi ABD'yle ilişkilerinde ve bölgesel rolünde stratejik sıçrama gerçekleştirecekti. Üstelik de tüm bu kazanımlar, kuvvetle muhtemel, tek bir Türk askerinin bile hayatına mal olmayacaktı.
TBMM tezkereyi reddedince ne o kazanımlar elde edilebildi ne de o sıçrama yapılabildi. Aksine gerileme gerçekleşti.
Buna karşılık TBMM kararı hem ABD'ye 'Hayır' demesinden hem de bu kararı tamamen demokratik bir yoldan almasından ötürü Ankara'ya ulusal ve uluslararası alanda saygınlık kazandırdı. Her ne kadar oy çokluğuyla değil içtüzük cilvesiyle tecelli etse de. Ne de olsa 'Evet'çilerin sayısı
'Hayır'cılardan fazlaydı.
'Hayır' kararının arkasında yatan nedenlerden biri savaşın uluslararası hukuk temelinden yoksunluğuydu. Geçen pazar günkü yazıda anlatmaya çalıştığım üzere bu engel yerinde duruyor. Savaş ne kadar gayri hukuki idiyse işgal de o kadar gayri hukuki. Dolayısıyla, TBMM'ye 1 Mart'ta
'Hayır' kararını aldıran hukuki gerekçe olduğu gibi ortada.
'Hayır'ın tek nedeni savaşın gayri hukukiliği değildi elbette. İster dini, ister siyasi, ister vicdani... hangi gerekçeden kaynaklanırsa kaynaklansın bir de ideolojik neden söz konusuydu.
Kimi din kardeşliğinden, kimi Saddam sempatisi ya da Bush antipatisinden, kimi de tamamen pasifizmden ileri gelen bir tavırla savaşa karşıydı; sonuç itibarıyla bu 'kirli' bir savaştı ve masum insanlar ölecekti. Dolayısıyla Türkiye hem ahlaki hem de insani açıdan ateş çemberinden mutlaka uzak durmalıydı.
Bu ideolojik çerçeveden bakıldığında Türkiye'nin ABD'nin savaşına 'sıçrama tahtası' yapılmasına karşı çıkılmalıydı.
Peki yine bu ideolojik açıdan bakıldığında bugün durum farklı mı? Hayır, hatta daha beter...
ABD'nin Irak'ta kısa vadeli önceliği istikrar (orta vadede refah, uzun vadede demokrasi). Amerikalılar ilk önceliklerinde bu kadar zorlanacaklarını tahmin etmiyorlardı. Bugün itibarıyla ne kendilerini kabul ettirebilmiş, ne de zayiatlarını makul bir seviyeye çekebilmiş durumdalar. Saddam'ı devirmek için ortaya koydukları ezici irade ve güce koşut olarak Saddam sonrasını kurmak için yeterince akıl ortaya koyamadılar. Ayrıca bugüne kadar savaşa karşı çıkıp da işgale destek veren doğru dürüst bir ülke yok. Polonya, İspanya, Japonya ve diğerleri savaşta da ABD'nin yanındaydı işgalde de yanında.
Ben ABD'nin Saddam'ı devirmek amacıyla bu ülkeyi işgal etmesini başından beri destekledim (Irak'ın kitle imha silahı var ya da Kaide ile işbirliği yapıyor diye değil, dünyada ne kadar az diktatör olursa dünya için o kadar iyi olur diye. Keşke ABD, Irak'a karşı gösterdiği performansı ne kitle imha silahından ne Kaide bağlantısından kuşkulanılan diktatörlere, mesela Burma cuntasına karşı da gösterebilse). Şu anda da ABD'nin Irak işgalinin en zor döneminde bulunduğuna, giderek işinin kolaylaşacağına inanıyorum.
İrade ve gücünü akılla pekiştirebilirse önceliklerine eninde sonunda ulaşacak ABD. Ancak tüm bunlar Türkiye'de devlet, hükümet ve kamuoyu için Irak'taki fiili durumun 1 Mart öncesinden daha beter, daha tehlikeli olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Savaş için topraklarını kullandırmayı reddetmiş bir ülkenin bu konjonktürde işgal için askerini görevlendirmesi ne akla, ne o dilden düşmeyen onura, ne de vicdana sığar.
Ankara 1 Mart'ta Irak sorununu ABD ile ilişkileri ve bölgesel konumu bağlamınde ele elacağına, ABD ile ilişkilerini ve bölgesel konumunu Irak sorunu bağlamında ele aldı. 1 Mart mantığıyla hareket edilecekse Türkiye uluslararası alanda meşruiyet ve ülke topraklarında asayiş sağlanmadan Irak'a asker gönderme kararı alamaz. Böyle bir karar Türkiye'ye 1 Mart öncesinde önüne konulan kazanımların hiçbirini geri getirmeyeceği gibi 1 Mart sonrasında ulasal ve uluslararası kamuoyunda elde ettiği saygınlığı da sıfırla çarpar. Bu açıdan bakıldığında Ankara yine tehlikeli bir oyun oynuyor.
Ankara Irak-Türkiye-ABD denklemini yeni baştan kuracak, 1 Mart mantığını aşacak ve yapacağı tercihi Irak'a asker gönderip göndermeme kısırlığından kurtaracaksa başka. Pazara...