Soru-yanıt

Amerikan askerleri 2'nci Dünya Savaşı'nın ardından Japonya'yı işgal ettiğinde Japonlar Amerikan askerlerini gülücüklerle mi karşılamıştı?

Amerikan askerleri 2'nci Dünya Savaşı'nın ardından Japonya'yı işgal ettiğinde Japonlar Amerikan askerlerini gülücüklerle mi karşılamıştı?
Peki Amerikan askerleri yine 2'nci Dünya Savaşı'nın ardından Almanya'yı işgal ettiğinde Almanlar Amerikan askerlerini çiçeklerle mi buyur etmişti?
Başka sorularım da var: Amerikalılar Kosova'da Arnavutları Miloşeviç'in elinden kurtarmaya çalışırken tam da Miloşeviç'ten kaçmaya çalışan Arnavut mülteci konvoyunu vurmadı mı? Aynı Amerikalılar çağdışı
Taliban rejimini devirmeye uğraşırken bir düğün alayını bombalamadı mı?
Son sorularım: Zamanında İspanyollar Franko rejimi için can vermedi mi? İtalyanlar Mussolini rejimi için direnmedi mi?
ABD'nin Irak'ta giriştiği bir işgal hareketi. Tarih işgalcilerini güle oynaya karşılayan halklardan pek bahsetmez.
Kaldı ki Şiilerin Almanlardan ya da Japonlardan farklı nedenleri de var. İlki son olarak 1991'de uğradıkları ihanet. ABD, Körfez Savaşı'nın ardından Şiileri önce ayaklandırıp sonra da Saddam'ın insafına, yani gazabına terk etmedi mi? İkincisi: Savaş hâlâ 'çözülmüş' değil. Evet, sonucu belki ama yerel düzeyde, hele hele Bağdat'ta Irak birlikleri hâlâ Şiilere karşı cezalandırma harekâtlarına girişebilecek durumda. Şunu da unutmamak gerekir ki rejimin son sözünü söylemesine, yani kimyasal-biyolojik silahları varsa bunları kullanıp kullanmayacağına karar vermesine daha var.
Her savaş gibi bu savaşın da yumuşak karnı sivil zayiatlar elbette. Bırakınız Nagazaki'yi, Dresden'de can veren yüz binleri Basra'da, Bağdat'ta, Nasıriye'de onlarca sivilin kurban gitmesinin onaylanacak yanı yok elbette. Ama savaş bu. Kosova'da onlarca Arnavut Amerikan ateşi yüzünden öldü, ama binlerce, on binlerce, yüz binlerce Arnavut da Amerikan ateşi sayesinde hayatta bugün. Tıpkı o düğünde ölen Afganların yüz binlercesinin Taliban kâbusunun sona ermesi gibi.
'Hani Iraklılar Amerikan askerlerini çiçeklerle karşılayacaktı' korosunun gözden kaçırdığı iki nokta daha var. İlki, Iraklıların yüzde 20'sini oluşturan Kürtlerin Amerikalıları belki çiçeklerle değil ama gayet iyi karşıladığı.
İkincisi de yüzde 18'lik oranlarıyla Irak halkının üçüncü asli unsurunun, Sünni Arapların ne kadarının rejime gönülden bağlılık içinde bulunduğunun bilinmemesi.
Ayrıca Şiiler de dahil tüm Iraklıların, Iraklı muhalif Kenan Makiya'nın 'Korku İmparatorluğu' adlı kitabında (korkudan kitabını başka adla yayınlamıştı) anlattığı polis devletinin nefesini hala enselerinde hissettiği de ortada. Baksanıza 15 gün oldu, hala daha Ümmü Kasr dışında hiçbir kent tam olarak işgal güçlerinin eline geçmiş değil.
Gelelim ortaya konan beklenmedik şiddetteki direnişe... Ne kadar zalim, ne kadar çağdışı olursa olsun her rejimin savunucuları vardır. Bu körükörüne bir bağlılıktan da kaynaklanabilir. Stalin için, üstelik de ülkelerini savunmak uğruna değil, Berlin kapılarında 500 bin Rus öldü. Marazi milliyetçilikten de. Miloşeviç için hâlâ gösteriler yapılabiliyor Belgrad'da. En önemlisi, kader ve çıkar birliğinden de kaynaklanabilir direniş. Zimbabve'de Mugabe hâlâ 'direniyor' bu sayede.
Şu anki Saddam rejiminin temel dayanakları, aşiret ve hemşerilik bağıyla kurulmuş ve yönetilen ordu komuta ve istihbarat servisleri Saddam'ın devrilmesi durumunda yıllardır katlettikleri Kürtlerin, Şiilerin ve baskı altında tuttukları, işkenceden geçirdikleri, yurtdışına sürdükleri Sünnlerin hışmına uğrayacaklarını bilmiyor olamaz. Tabii ki direnecekler...
Amerikalıların 'ölümcül sakarlıklar'ının Irak'ın propaganda mekanizmasının da etkisiyle bu direnişi sivriltmesi de gayet doğal... O da Amerikalıların sorunu.