Talat'ın Çankaya talihsizliği

<arabaslik>Cumhurbaşkanı </arabaslik>Sezer, 23 Mayıs'ta 'KKTC 1. Cumhurbaşkanı' sıfatıyla Denktaş ile buluştu; ertesi gün kahvaltı ettiler. Aynı Sezer, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın 2 Haziran'da görüşme isteğini 'Ankara'da olmayacağım' diye reddetti; ama programı yoktu ve Ankara'daydı...

Ankara'nın diplomasi koridorlarında epeydir konuşulan Kıbrıs'la ilgili bir mevzu, tam da KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Ankara'ya 'çalışma ziyareti' yapacağı geçen perşembe günü İstanbul'daki yazıişleri masalarına da yansıdı: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Talat'a randevu vermiyordu...
İsmet Berkan duruma dikkatimi çekince birkaç telefon görüşmesi yaptım. Ortaya çıkan durum şuydu:
Talat, 18 Nisan 2005 tarihinde cumhurbaşkanı seçildikten sonra gayet tabii olarak Türkiye'ye resmi ziyarette bulunmak istediğini, yine gayet tabii olarak bu ziyaretinde Sezer'le de bir araya gelmek istediğini Ankara'ya iletmişti. Bu istek her zamanki gibi Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği'ne, oradan da Türkiye Dışişleri'ne bildirilmişti.
Talat cumhurbaşkanı seçildiğinde, Sezer'den yazılı bir tebrik mesajı almış, onun dışında iki lider arasında hiçbir temas olmamıştı. Durumu şöyle özetlemek mümkündü: Arada sıcaklık zaten yoktu, ama ilişki ya da diyalog da yoktu...
Yine de Talat'ın beklediği mesaj nihayet mayısın ikinci yarısında Lefkoşa'ya ulaştı.
Türk Dışişleri, ziyaret için 2 Haziran tarihinin uygun olduğunu bildiriyordu Talat'a. KKTC lideri, Sezer'le de, Genelkurmay Başkanı'yla da görüşebilecekti. Talat ve heyeti buna göre hazırlığını yapmaya başladı.
Gelgelelim ziyarete iki gün kala, yeni bir mesaj iletildi Talat'a. Sezer, kendisiyle görüşemeyecekti, çünkü 2 Haziran'da Ankara'da olmayacaktı. Aynı mesajda, Sezer'in Talat'ı 'önümüzdeki günlerde' bizzat davet etmeyi ve ağırlamayı düşündüğü de belirtiliyordu. Bunun üzerine resmi bir ziyaret olarak, hatta Genelkurmay Başkanı'nın da katılacağı bir zirveye de sahne olacak biçimde tasarlanan Talat'ın cumhurbaşkanı sıfatlı ilk Ankara randevusu, çalışma ziyaretine çevrildi. Talat'ın tabii ki keyfi kaçmıştı ancak yapacak bir şey de yoktu. Ne de olsa Sezer Ankara'da olmayacaktı...Ayrıca 'önümüzdeki günlerde' Sezer kendisini davet edecekti...
Gelgelelim durum bildikleri gibi değildi.
Her şey bir yana, Sezer, 2 Haziran günü Ankara'daydı. Sabah açıklanmış bir programı yoktu. Öğleden sonra Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'yla rutin görüşmeleri vardı. Yani Çankaya'daydı...Akşam da açıklanmış bir programı yoktu...
Ve KKTC heyeti bunları, o gün kendilerini Lefkoşa'dan Ankara'ya götürecek uçağa binerken, İstanbul'dan kendilerini arayan bir gazeteciden öğrendi.
Evet durum buydu. Sonrası malum...
Talat geldi, Erdoğan, Gül ve Arınç'la görüşüp ertesi gün Lefkoşa'ya döndü. Ne Sezer'le ne Genelkurmay Başkanı'yla görüşebildi.
Talat, Lefkoşa'dan havalanmadan az önce öğrendiği durumu, Ankara'ya ayak bastığında bilmezden geldi. Belli ki anlaşılır biçimde Türkiye'ye cumhurbaşkanı olarak yaptığı ilk ziyarete gölge düşmesini istememişti.
Talat cumhurbaşkanı seçildiğinde tarih 18 Nisan 2005'ti. Dolayısıyla bugün itibarıyla işbaşına geleli iki aya yakın bir süre geçmiş...Merak ettim, Sezer bu süre zarfında neler yapmış, kimleri ağırlamış da Talat'a, KKTC Cummhurbaşkanı'na ayıracak birkaç saat bulamamış diye...Küçük bir araştırma yaptım. İşte Sezer'in 18 Nisan-10 Haziran 2005 tarihi randevu defterinin 'dış' yapraklarından seçmeler:
19 Nisan: Letonya Cumhurbaşkanı'yla görüşme
25 Nisan: Moldova'nın Ankara Büyükelçisi'nin veda ziyareti
26 Nisan: Yeni Zelanda Başbakanı ile görüşme
28 Nisan: Bosna-Hersek Temsilciler Meclis Başkanı'yla görüşme
3 Mayıs: Bulgaristan Cumhurbaşkanı ile görüşme
4 Mayıs: BM Türk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ile görüşme
18 Mayıs: Kongo Demokratik Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'yla görüşme
1 Haziran: Kırgızistan'ın Ankara Büyükelçisi'nin veda ziyareti
7 Haziran: Ukrayna Cumhurbaşkanı'yla görüşme
Konumuz bağlamında randevuların en ilgincini en sona sakladım: Sezer'in 23 Mayıs'taki konuğu kim dersiniz?
Rauf Denktaş. Hangi sıfatla mı? KKTC Birinci Cumhurbaşkanı sıfatıyla. Sezer, Denktaş'ı Çankaya'da ağırlıyor, 14.30'dan itibaren... Devamı var: Sezer ertesi gün de kahvaltıda bir araya geliyor Denktaş'la...
Üşenmeyip bir de 18 Nisan'dan 10 Haziran'a kadar geçen dönemde Sezer'in basına açıklanmış herhangi bir kabul ya da görüşmesinin bulunmadığı günleri saydım: Cumartesi-pazar hariç (ki bazı cumartesi günleri Sezer resmi görüşme yapıyor) tam tamına 14 gün. Resmi programsız günlerden biri de Talat'ın ziyaretinin gerçekleştiği günü izleyen 3 Haziran 2005 cuma... Hafta içine denk gelip kısmen ya da büyük ölçüde resmi programsız günleri hiç hesaba katmadım.
Elbette Sezer'in programına Sezer karar verir. Kimi ne zaman ağırlayacağına, ne kadar vakit geçireceğine de. Ama yukarıdaki bilgiler ışığında insanın aklına ister istemez şu sorular da gelmiyor değil: Bunca süre geçip bir randevu lütfetmediğine göre yoksa Sezer, daha doğrusu Sezer'in temsilcisi olduğu devlet, hâlâ Talat'a alışamadı mı? Alışamadıysa acaba neden?
Bilinen bir şey varsa o da Talat'ın hâlâ Sezer'in davetini beklediği... Bakalım 'önümüzdeki günler' ne zaman gelecek?