Türkiye Irak'ta federasyona hazır mı?

Irak'taki fiili durum ülkenin siyasi geleceğini tasarlama aşamasına geçilmesini geciktiriyor.

Irak'taki fiili durum ülkenin siyasi geleceğini tasarlama aşamasına geçilmesini geciktiriyor. Ancak eninde sonunda o aşamaya gelinecek. Ankara gafil avlanmak istemiyorsa daha şimdiden Irak'ın siyasi geleceği üzerine kafa yormalı.
Irak'ın siyasi geleceği tek bir çıkış yolu gösteriyor: Federasyon. ABD'nin kafasında da başka bir formül yok.
Federal bir Irak'ın kurucu unsurlarından birinin Kürtler olacağı ortada. Kürtler zaten 1991'den beri fiili bir federe devlet bünyesinde yaşıyor. Bugüne kadar özerklik bağlamında elde ettikleri kazanımları doğal olarak gelecekte de korumak, mümkünse artırmak isteyecekler haliyle. Aynı durum üç aşağı beş yukarı Şiiler için de geçerli. Şiiler de Saddam döneminde bastırılan demografik üstünlüklerini (nüfusun yüzde 60-65'ini oluşturuyorlar) siyasi avantajlara çevirme çabasında. Zaten mevcut Irak yönetiminde de sayısal olarak Şiiler çoğunlukta. Sünniler ise Saddam döneminde ellerinde tuttukları demografik gerçekliğin ötesindeki siyasi üstünlüklerinden (nüfusun yüzde 15'ini oluşturmalarına rağmen tüm iktidar onlardaydı) ödün vermek durumunda.
Bölge ülkelerinin Irak'ta öyle ya da böyle siyasal özgürlükleri artırması kaçınılmaz bir anayasal yapılanmadan ürkmeleri doğal. Irak'ta ABD'nin gözetimi altında da olsa halkın tüm temsilcilerin katılımıyla bir anayasa hazırlanması söz konusu. Ardından sıra serbest seçimlere gelecek. Böylesi bir süreç bölgedeki otoriter rejimler üzerindeki reform baskısını ister istemez artıracak. Söz konusu ülkelerin yeni Irak yönetimiyle nasıl bir ilişki kurmaları gerektiği konusunda bocalamalarının nedenlerinden biri de bu.
Böylesi bir süreçten ürkmemesi gereken iki bölge ülkesi var. Bunlardan biri İsrail. İsrail Irak'ta merkezi devletin çökmesiyle stratejik düşmanlarından birinden kurtuldu. Doğrusunu isterseniz İsrail'in Irak'ın parçalanmasına bir itirazının olacağını da sanmıyorum. İsrail Araplara karşı bir müttefik kazanacağı hesabıyla bağımsız bir Kürt devletini de pekâlâ destekleyebilir. İsrail'in asıl korkusu Iraklı Şiilerin bir diğer stratejik düşmanı İran'ın nüfuz alanına girmesi. Bu yüzden de Irak'ta merkezin zayıflamasını olumlu karşılamakla birlikte merkezkaç güçlerin denetim dışına çıkması İsrail'in işine gelmiyor. Dolayısıyla İsrail temkinli bir politika izliyor. Ama sonuç olarak Irak'ın İsrail için yeniden bir tehdit haline gelmemesinin kalıcı çözümü de Irak'ta demokratik ve rasyonel bir yapılanmaya gidilmesi.
İkinci ülke Türkiye. Ankara başından beri Irak'ta federasyon kelimesinin telaffuz edilmesinden pek hazzetmiyor. Sebebi sır değil. Ankara böylesi bir yapılanmanın, Türkiyeli Kürtlere ilham kaynağı olacağı ve Türkiye'yi parçalayacak bir sürecin önünü açacağı gibi bir paranoyanın esiri nicedir.
Bu paranoyanın (adı üstünde) rasyonel bir temeli yok. Realpolitik bir yana Türkiye'deki Kürt sorunu anayasal çerçevede bir yeniden siyasi yapılanma sorunu değil, bir demokrasi sorunu.
İkincisi dış politikanın her şeyden önce realizm ve pragmatizm gerektirmesi. Bu açıdan bakıldığında Irak'ta federal bir yapılanmaya karşı çıkmak, Irak'ın gerçekleriyle de Iraklıların özlemleriyle de bağdaşmıyor. Tabii ABD'nin hesaplarıyla da. Bu tutumda diretmek akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir şey değil. Ayrıca Ankara kendisininkine söz söyletmezken bir başka ülkenin siyasi yapılanmasına müdahale etme hakkını nereden bulduğunu da sorgulamalı. Bu sorgulamayı yaparken ABD'yi eleştirmek gibi yanlış bir hedef de seçmemeli Ankara. Çünkü bu noktada ABD'nin hesaplarıyla Irak'ın gerçekleri ve Iraklıların özlemleri çelişmiyor, örtüşüyor.
Malum, dış politika iç politikadan soyutlanamaz. Türkiye'nin Irak'ın siyasi geleceğine yönelik rasyonel bir politika geliştirmesi, kendi içinde Kürt sorunu açısından demokratikleşmesiyle doğrudan bağlantılı.