Türkiye'deki muhalefet: AB

CHP'nin hali muhalefet sorununu da gündeme getiriyor. Şu gerçek kavranmalı: AKP'nin gerisinde kalan bir muhalefet şansı artık yok. Boşluğu şimdilik AB dolduruyor.

CHP'nin içine düştüğü durum, yalnızca CHP'yi ilgilendirmekle kalmıyor, aynı zamanda çok daha önemli bir sorunu, Türkiye'de muhalefet sorununu gündeme getiriyor.
Muhalefet hiç kuşku yok ki demokrasinin olmazsa olmaz bir parçası. Yalnızca iktidarın siyasi icraatını denetlemek değil, alternatif politikalar üretmek açısından da. Tabii ki ulusal çıkarlar ve kamu yararı uğruna.
Son beş yıla bu bağlamda baktığımda, Türkiye'deki en etkin ve en ilerici muhalefeti Avrupa Birliği'nin yaptığını ve halen de yapmayı sürdürdüğünü düşünüyorum.
Türkiye'nin 150 yıllık çağdaşlaşma süreci boyunca 'dış dinamik' öyle ya da böyle hep işin içindeydi. Türkiye'nin zaman zaman yıkıcı, sarsıcı, parçalayıcı bir nitelik arz eden bu dış dinamikle Cumhuriyet'in kuruluş dönemi başta olmak üzere çatışması da gerekti aynı süreçte. Ancak, söz konusu dinamiğin arka planındaki uygarlık projesi, hep temel referans olarak kaldı. Türkiye, Avrupa güçleriyle savaştı ama, aynı güçlerin, Cumhuriyet'in temelini oluşturan kanun, kurum, hak, değer ve kavramlarını benimseyip içselleştirmeye koyulmaktan da geri durmadı. Tabii bir yere kadar...
Söz konusu uygarlık projesinin bayraktarlığını bugün AB yapıyor. Türkiye de 1963'ten bu yana AB'yle kurumsal bir ilişki içinde. Ekonomik temelde başlayan bu ilişki, öncesi bir yana, Türkiye'nin, 'üyeliği mukadder' bir aday ülke olarak nitelendirildiği 1999 Helsinki zirvesi sonrası siyasal ve toplumsal bir nitelik de kazandı. AB, o tarihten itibaren Türkiye'nin önüne bir vizyon koydu. Dahası bu vizyonun hayata geçirilmesi için gerekli dönüşümün yol haritasını çizdi, yöntem ve araçlarını belirledi. Vizyona uyulmadığı, yol haritasından sapıldığı, yöntem ve araçların görmezden gelindiği durumlarda da müdahale etti, muhalefet yaptı.
Bugün Türkiye'de idam cezası yoksa, insan hakları soyut bir kavram olmaktan çıktıysa, asker-sivil ilişkileri normalleşme sürecine girdiyse, 'rejim sorunu' ortadan kalktıysa, hukukun üstünlüğü ağır aksak da olsa yerleşiyorsa, Ege'de uzlaşma, Kıbrıs'ta çözüm için uğraşılıyorsa, tüm bu alt süreçlerde birincil dinamik AB'nin, Türkiye'nin önüne koyduğu vizyon ve bu vizyona koşut olarak yürüttüğü muhalefettir. Ve bu muhalefet Türkiye'nin hiç de yabancısı olmadığı türden bir 'muhalefet için muhalefet' değildir (AKP'nin de muhalefetteyken idam cezasının kaldırılmasına muhalefet ettiğini unutmayalım). Laf cambazlığı, siyaset esnaflığı, hamaset, popülizm hiç değildir. Her şey bir yana Avrupa Komisyonu'nun 1998'den beri Türkiye için hazırladığı ilerleme raporlarından herhangi birini açıp bakın, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız...Son beş yılda hangi muhalefet, hatta hangi iktidar partisi o raporlar kadar ayrıntılı, kapsamlı, sistematik ve objektif biçimde hazırlanmış karneler koydu ya da koyabildi Türkiye'nin önüne?
Türkiye'nin elbette güçlü bir muhalefet partisine ihtiyacı var. Bugünden söz ediyorsak, mevcut iktidardan, mesela türban sorunuyla uğraşacağına namus cinayetlerini çözmesini, imam hatipleri kurcalayacağına son olarak OECD raporunda da dikkat çekilen eğitimdeki bozulma ve sınıfsallaşma tehlikesine el atmasını, zina yasasıyla flört edeceğine kadın-erkek eşitliğini güçlendirmesini talep edecek bir muhalefet partisine ihtiyaç var...İşsizliğin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin adam edilmesi, sivil toplumun güçlendirilmesi, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi, azınlıkların durumunun iyileştirilmesi, savunma harcamalarının dengelenmesi... ve daha nice 'hayati' konuda iktidarı gerektiğinde destekleyip gerektiğinde eleştirecek bir muhalefet partisine ihtiyacı var Türkiye'nin...Kısacası Türkiye'nin iktidarın iyi yaptığı her şeyin hakkını verecek, ancak yapmadığı veya kötü yaptığı her şeyi de eleştirecek, kendi önerisini getirecek, yıkıcı değil yapıcı bir muhalefet partisine ihtiyacı var.
Bugün CHP ya da bir başka muhalefet partisinin yapamayıp AB'nin yaptığı budur. Bu yüzden de Türkiye'nin muhalefet partisi AB'dir bugün...Ve ne iyi iki iktidar ile muhalefet, yani AKP ile AB iyi bir uyum yakalamış durumda...
Türkiye'de etkin ve ilerici muhalefet, ancak bu gerçek kavrandıktan sonra yapılabilir ve ancak ondan sonra bir anlam ve işlev kazanır. Bir başka deyişle AKP'nin gerisinde kalan bir muhalefetin şansı yok artık Türkiye'de. İktidar, ancak AKP'nin ilerisine geçecek bir muhalefetle mümkün. Aksi takdirde geçenlerde Ahmet İnsel'in yazdığı gibi bırakınız iktidara gelmeyi, muhalefetten de düşüverirsiniz...
O zaman da CHP'de ya da bir başka muhalefet partisinde kim kalmış, kim gitmiş kime ne?