Yakıldığı yetmedi, şimdi de itibarsızlaştırılıyor

Mahkeme kararı 'kitap çalışması'nı suç faaliyeti ilan etti. Gül'ün alttan alta değersizleştirdiği kitaba, medyada yargısız infaz uygulayanlar var.

Önce Ahmet Şık hâlâ bilemediğimiz delillerden yola çıkılarak ‘Ergenekon terör örgütüne üye olmak’ suçlamasıyla tutuklandı. Ardından epeydir üzerinde çalıştığı ‘İmamın Ordusu’ adlı kitabın taslakları ‘örgütsel doküman’ niteliği taşıdığı gerekçesiyle yok edildi, yayımlanma olasılığı ortadan kaldırıldı. Şimdi de kitabı itibarsızlaştırma kampanyası başlatıldı. Hem de dört bir koldan. Ne denilebilir ki artık?
Bakın ‘yakma’ kararını veren mahkeme reddi itiraz gerekçesinde ne diyor:
“Taslak metnin ve nüshalarının ‘Ergenekon silahlı terör örgütü’nün amaç ve talimatları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmek ve bu amaçla açılmış davaları etkilemek amacıyla bir ekip tarafından hazırlanmış proje çalışması niteliğinde olduğu konusunda somut olgular bulunduğu anlaşılmıştır.”
Normalde bu cümleyi, söz konusu ‘somut olgular’ın ne olduğunu ortaya koyan cümle ya da cümlelerin izlemesi beklenir. Öyle ya, madem bir gazeteciye bu kadar ağır bir suçlama getiriliyor, aksi düşünülebilir mi? Ne gezer! Yerine şunları okuyoruz:
1 - Birden fazla taslak var. Hepsinin sayfa sayısı farklı.
2- Metinlerde farklı üçüncü şahıslarca neredeyse her sayfasında eklenecek, çıkarılacak ya da değiştirilecek cümlelere ilişkin notlar, talimatlar var.
3 – Söz konusu notlar, farklı yazı karakterleriyle ifade edilmiş. Bir kısım notlar, emir kipiyle yazılmış. 

Daha doğal ne olabilir?
Kitap yazarken, hele araştırmaya dayalı bir kitap yazarken çeşitli taslakların ortaya çıkması, işin doğasında vardır. Taslakları, bir başka gözle okunsun ya da katkıda bulunulsun diye başka kişilere okutmak da öyle. Ve nihayet, herkesten aynı yazı karakterini kullanmasını ya da notlarını rica kipiyle yazmasını beklemek, hangi gazetecinin ya da yazarın aklından geçmiştir?
Cumhurbaşkanı Gül de katıldı ‘İmamın Ordusu’nu itibarsızlaştırma kampanyasına. Şu sözleri başka türlü değerlendirmek mümkün mü: “Bütün bunlar herhalde o gazeteciler ve bahsedilen kitap için en büyük PR çalışmaları olmuş oldu… Herhalde 10 bin satacak kitabı şimdi yüz binlerce sattıracaklar.”
Gül, ‘o gazeteciler’in ya da söz konusu kitabın başına gelenlerden gerçekten rahatsızsa, bunu dile getirmek için seçeceği cümleler bunlar mı olmalıydı? Satır araları, buram buram gazetecileri ve kitabı önemsizleştirme, değersizleştirme kokuyor. Kitap kitaptır, ne kadar satacağının ne önemi, ne ilgisi var?
İmamın Ordusu’nu itibarsızlaştırma kampanyasına medyada da hevesliler var. Aslında içinde doğru dürüst bilgi belge yokmuş, propagandadan ibaretmiş, birtakım önyargıların ve siyasi hesapların gölgesinde kaleme alınmış…
İşin tuhafı, tüm bunları yazanların bir teki bile kitap taslağını bırakınız okumayı, eline dahi almış değil. Eh, o zaman sormak lazım, kim bilgi belge olmadan yazıyor, kim propaganda yapıyor, kim önyargılı, kim hangi hesabın peşinde diye. 

‘Öz’üne döner mi?
Yazıyı yazarken adı Ergenekon soruşturmasıyla özdeşleşmiş Savcı Zekeriya Öz’ün görev değişikliği haberi geldi.
Öz, hem soruşturmayı yürütme biçimi ve yöntemi hem de Ahmet Şık ile Nedim Şener’in tutuklanmasını istemek gibi kararlarıyla Ergenekon’un odağının kaymasının sorumlularından biriydi. Dosyanın el değiştirmesi, Ergenekon’un ‘öz’üne dönülmesini, darbecilere, cuntacılara, eli silahlı ‘kaos tacirleri’ne odaklanılmasını ve bugüne kadarki haksızlıkların bir an önce telafi edilip tekrarlarının da önlenmesini sağlayacaksa ne âlâ! Göreceğiz.

.