Yeni açılımın kaynağı enerji

Leyla Zana'nın son yaptığı açıklamalarla, enerjinin önemli bir ayağını oluşturduğu 'yeni Kürt çözüm planı' içinde yeni bir aşamaya geliniyor.

ANALİZ

Hükümetin, Kürt sorununun çözümü için oluşturduğu yeni plan içinde, ekonomik ayağa büyük önem verdiği anlaşılıyor. Geçen ay Enerji Bakanlığı ile Kuzey Irak yönetimi arasında imzalanan enerji anlaşmasının, kamuoyuna yansıdığından çok daha kapsamlı olduğu gelen iddialar arasında.
K. Irak yönetimi ile gidilecek kapsamlı işbirliğinin iki ülkeyi birbirine bağımlı kılmasının amaçlandığı, buradan yola çıkılarak, özellikle Kuzey Irak yönetiminin desteği ile Kürt sorununun çözümü için önemli yol alınmasının planlandığı kaydediliyor.
Uzmanlar, Türkiye ile K. Irak yönetimi arasındaki asıl yakınlaşmanın ABD’li petrol devi Exxon’un, Irak merkezi yönetimiyle çatışma pahasına, geçen yıl K. Irak’ta faaliyet gösterme kararı ile başladığının altını çizerek ABD’nin müttefiki Türkiye’nin faaliyetlerini arttırmasının kaçınılmaz hale geldiğini söylüyorlar. Bu yılın başından itibaren Türkiye ile K. Irak yönetimi arasında işbirliği çabalarının arttı ve geçen ay kapsamlı bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma kapsamlı bir açıklamaya konu olmadı ve bizler dış basında çıkan haberler ile anlaşmadan haberdar olduk. Araştırdığımızda basına yansıyanın çok ötesinde kapsamlı bir işbirliğinin anlaşması yapıldığını öğrendik. Türkiye’nin K. Irak’ta petrol ve doğalgaz aramaları, buradan sağlanacak petrol ve doğalgazın hem oluşturulacak tali boru hatlarıyla ve tankerlerle Türkiye’ye ulaştırılması, K. Irak’a da satılacak biçimde buradan elde edilen doğalgaza dayalı ortak elektrik üretim santrallarının kurulması anlaşma kapsamında yer alıyor.
Sadece Kürt yönetimi inisiyatifindeki alan değil, Irak’ın Sünni bölgesinde ve Musul-Kerkük’te yeni aramalar yapılması konusunda da Türkiye’nin payının arttırılması konusunda da en azından çerçeve bazında anlaşmanın sağlandığı kaydediliyor. Türkiye bu yolla zengin kaynaklara sahip olduğu bilinen K. Irak petrol ve doğalgazında büyük pay sahibi olup, kendi enerji arz güvenliğini bir ölçüde sağlamış, özellikle doğalgazdaki Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmış olacak. Türkiye’nin bu anlaşmayı yüksek sesle duyurmamasının ve tam kapsamın açıklanmasını istememesinin en önemli nedeni bizce Irak merkezi yönetimi ve K. Irak yönetimi arasındaki anlaşmazlıkların çözümünü beklemesi. Ayrıca K. Irak yönetimiyle bu kadar yakınlaşmasının da kamuoyunda yaratacağı etki konusundaki çekincelerinin rol oynadığını sanıyorum. K. Irak yönetimi ile yapılan anlaşma, Irak merkezi hükümeti ile uzlaşma sağlanması halinde, alınacak izin çerçevesinde geçerli olacak. K. Irak yönetiminin çok konuşulan ayrılık kararını vermesi halinde ise bu anlaşmalar ayrı bir ülke ile imzalanmış anlaşma halini alacak. Yani anlaşmazlığın çözümü beklenecek.
K. Irak yönetimi açısından ise Türkiye ile yaptığı anlaşmayla kaynaklarının pazarlanması açısından hemen hemen tek yolu kazanmış, gelir sağlamanın yolunu açmış olacak. Dolayısıyla hayati bir önem taşıyor. 

Yeni bir aşamaya gelindi
İşte bu nedenle K. Irak yönetimi, Türk hükümetinin isteği doğrultusunda PKK’nın bölgedeki etkinliğini kırmak, silah bırakılmasını temin etmek için çaba harcama sözü verdi. Aslında tüm plan ve enerji anlaşması, geçen ay istifa eden Kamu Güvenliği eski Müsteşarı Murat Özçelik’in mimarlığını yaptığı, ABD desteğinin de sağlandığı plan olduğu biliniyor.
Bu anlamda K. Irak yönetimi ile yakın ilişkileri bilinen BDP’li Leyla Zana’nın Hürriyet’teki açıklamaları ile enerjinin de önemli bir ayağını oluşturduğu yeni Kürt çözüm planı içinde bence yeni bir aşamaya gelinmiş oldu. Bundan sonra siyasi gelişmelerle birlikte K. Irak yönetimi ile yapılan anlaşma, ekonominin gündeminde yoğun yer tutmaya başlayacak. Yetecek mi, göreceğiz.