Bosna?yı aramayı unutmayın!

Uzun süredir benim dükkânda tribün yapmıyorduk. Bosna Hersek maçı vesile oldu. Galibiyet, yurtta KKTC?de ve dış temsilciliklerde kutlanmayacak bile olsa; ?milletçe üç puana...

Uzun süredir benim dükkânda tribün yapmıyorduk. Bosna Hersek maçı vesile oldu.
Galibiyet, yurtta KKTC’de ve dış temsilciliklerde kutlanmayacak bile olsa; ‘milletçe üç puana en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde’ klişesi, maçtan önceki  atmosferi belirlemişti. Tribünün arzusu da bizim çocukların kazanması yönündeydi, tartışmasız. Ama biz, futbolun bir oyun olması hasebiyle, hadiseye ‘terörle mücadele konsepti’nden bakamazdık. İyi oynayan kazansın, biz iyi oynayalım, biz kazanalım. Benzer maçlarda da farklı bir yaklaşımımız olmamıştı. Galibiyetin, birleştirici unsur (bazı makalalerde ‘çimento’ benzetmesi de yapılıyor) olma özelliğine pek prim vermiyorduk. Ancak maç başlar başlamaz Rıfat Ağbi’nin makara olsun hesabıyla yaptığı tespit, bunu ciddiye alan ekibin skor beklentisi yönünde giderek daha bir belirleyici oldu. İki puan bile bıraktığımız takdirde, bu kez Fatih Hoca’nın ‘ihtiyar kurt’ Blazeviç’e tekme tokat dalacağına ilişkin şüpheler, golü yedikten sonra yerini ciddi bir endişeye bıraktı. Hatta golü yediğimizde, Keskin’li taksici Necati, evhamcının önde gidenidir, “Biz bittik ağbi, bu sefer harbiden bittik” diye dış gerçeklikten tamamen kopan bir eğilimin içine girdi. Maç bittikten sonra uzun bir süre hâlâ oradaydı.
Aslında daha maç başlamadan, takım kadrosu belli olur olmaz, herkesi bir merak almıştı. Batuhan nereden çıkmıştı?
Belçika maçında Çağlar nerden çıkmışsa Batuhan da ordan çıkmıştı.
Kimseye belli etmiyordum ama benim asıl korkum, Hoca’nın Yiğiter Uluğ’a
“Kulübede yanımda ol, sana ihtiyacım var” demesindeydi. İyi kötü Yusuf’la aynı yaştaydılar. Hoca, Yusuf’u kuyudan çıkardıysa, Yiğiter’i de kulübeye çeker, gol olduğunda da sevincinden kafasına vuru vuruverirdi.
Neyse kulübeyi gördüm de rahatladım. Öbür yandan, şahitlerim var. Ben bu maçta Hoca’yı Batuhan’ın kurtaracağını söyledim. Ya bir ‘patlama’ yaparak -ki zayıf ihtimal-, ya da 12. dakikada gol yediğimiz Norveç maçındaki İbrahim Kaş gibi. O maçta 16 dakika güvertede dolaşan İbrahim Kaş sakatlanarak Hoca’ya yardımcı olmasa, epey bir oynardı. Gökhan Gönül, hatırlarsınız, o maçta mükemmel oynadı, sonra zaten sağ kanada yerleşti.
Neyse! Hoca’nın, Bosna Hersek’i öven sözlerinden sonra ettiği şu laf, yine klasikler arasına girmiştir: (İspanya’yla oynayacakları maç için) “Bosna  Hersek’in İspanya maçında bizi düşüneceğini, bize yardımcı olacağını sanıyorum.”
E bunun için bir aramanız lazım Bosnalı ‘Müslüman kardeşlerimiz’i. Malum, Yunanistan maçından sonra Kazaklar bize sitem etmişti. “Ama bizi maçtan önce arayan olmadı ki,” diye. Aynı hatayı burada yapmayın.