Dışarıdan hakem getirmeden önce...

İlk yarının önemli bulduğum iki olayından ilki, Ankaralı olmamız hasebiyle, haliyle, Ankara futbolunun bugün içinde olduğu durumdur.

İlk yarının önemli bulduğum iki olayından ilki, Ankaralı olmamız hasebiyle, haliyle, Ankara futbolunun bugün içinde olduğu durumdur.
Metin Yıldız (‘Ümit’li olanı), şimdilerde Çerkezköy’de çalışıyor, iyi ahbabımdır, o geçen gün dikkat çekti. 19 Mayıs deplasmanına gelen takımlar, sentetik çime alışabilmek için iki üç gün önce Ankara’ya geliyorlar. Eğilip kokluyorlar, karda yuvarlanan enikler gibi uzanıp, zeminin sert lifleriyle sırtlarını kaşıyorlar. Ama sonuca bakıyorsun, Ankaraspor hariç diğer üç takım, ilk yarıyı düşme potasının içinde veya etrafında bitirdi. Ankaraspor Yenikent’in çayırında oynadığı için, durumu oldukça iyi. Demek ki, 19 Mayıs’ta oynayan üç takımın oyuncu takviyesinden ziyade doğal çime ihtiyacı var. Bu belli oldu. Ankara futbolunun genetik yapısına suni çim aykırı. Ya bu üç takım da Yenikent’te kışlayıp, mer’asına yayılsın; ya da tez elden 19 Mayıs’a ikinci yarıya kadar doğal çim serilsin.
Onca goygoyculuğa rağmen, hakem hatalarının sonucu etkileyen pozisyonlar yarattığı, doğrudur. İlk kez bu sezon olmuyor, sonuncu kez de olmayacak. Ancak şunu söylememe müsaade edin. Mağduriyetlerini dile getirenler, işlerine yarayan hakem hatalarından sonra da bu müesseseye teşekkürü esirgedikleri sürece, yakınmalarını benim ciddiye almamı kimse beklemesin. Hiç mi lehinize hakem hatası olmadı? Aynı dili o zaman da kullanın. Kadir bilirlik budur. Çıkıp söyleyin “Allah hakemden razı olsun, maç gitti gidecek dediğimiz bir anda çıktı delikanlı gibi maça ağırlığını koydu.” Ya da bir sonraki hafta çok önemli (hani 6 puanlık) bir maçınız var, bir basın toplantısı düzenleyin, “Biz
çıkıp topumuzu oynayacağız ama, hakemden desteğine en çok ihtiyacımızın olduğu bu günlerde...” diye lafa başlayın. Objektif bir yönetim gösterirse, o zaman hakeme saldırın mesela. Bir değişiklik yapın. “TESEV’e rapor hazırlatır, hakemliğini bitiririm”
deyin. Çok caydırıcı olur.
Ama bu işin en temizi, maçın hakemini ev sahibi takımın atamasıdır. Hatta kulüpler, bünyelerinde hakem bardındırsın. Sezonu birlikte açıp, alınlarına kurban kanı sürsünler. Maça basbayağı topçular ve yöneticilerle birlikte aynı uçak veya otobüsle gelsinler. Golden sonra topçular ve hakem sevgi yumağı olsunlar. Hakem şeref tribününe koşup yöneticiyi işaret ederek, ‘senin için’ hareketi filan yapsın. Galibiyetten sonra birlikte eğlensinler. Abartmadan. Öyle gerdan filan kırıp işin tadını kaçırmasınlar, yine de bir ağırlıkları olsun. Şarkılara katılmakla işe başlasınlar.
Hakemler de transfer edilsin. Bonservisiyle gelip gitsinler ama. Kiralık olmaları, şık olmaz. Şaibe barındırır.
Dışardan hakem getirilmeden önce, bir de bu denensin.
N’olur yani?