Katar gerçeği

Yattara gidince çok lafı edilir oldu. Katar, diyelim ki on yıl öncesine kadar, bir tür ?Yılkı Futbolcusu?nun gittiği yerdi. Aslında hâlâ öyle.

Yattara gidince çok lafı edilir oldu. Katar, diyelim ki on yıl öncesine kadar, bir tür ‘Yılkı Futbolcusu’nun gittiği yerdi. Aslında hâlâ öyle.
O yıllar, Avrupa, Brezilya veya ne bileyim Arjantin’den bir topçu kaybolur, kendisinden üç beş gün haber alınmaz, bir bakarsın Katar’dan haberi gelirdi.
Rivayet odur ki Batistuta kariyerinin son günlerinde bir gün karısına, “Akşam arkadaşlarla halı sahada maçımız var” diyerek evden çıkmış, ve on gün sonra Katar’da ortaya çıkmıştır.
Emine hanım, belki hatırlarsınız, Murat ve Hakan Yakın kardeşlerin annesidir. Murat Yakın “Depremden korktum” ayağına yatıp Fenerbahçe’yi terk edince, Emine hanım Mustafa Denizli’yi arayıp, “Oğlumu yakma, yola çıktı, geliyor” demişti. Sadece kadın olduğu için Hakan Şükür’ün babasından daha sevimli ve şüphesiz, daha komikti. 
Mesela olur olmaz evlatlarını reddetmekle tehdit ederdi. Murat, Anja Müller adlı bir mankenle evlense ya da evlatları Türkiye’ye gol atsa, anneleri anında çocukları reddederdi. Avrupa Şampiyonası’nda Hakan bize gol attığında, hepimizin yüreği bu nedenle ağzımıza geldi. Galiba annesi de, sözünü unutmuştu.
İşte yine rivayet odur ki, anne bir gün ortadan kaybolduktan sonra çocukları Bern’in altını üstüne getirmiş, Emine hanım Katar’dan arayıp, “Oğlum, senin transferini bitirdim” demiştir. Hakan Şükür, “Emin değilim, Katar veya Dubai’ye gidebilirim” dediğine göre, Sermet Bey’i hasetinden çatlatmıştır.
Okocha’dan Desailly’ye, Abadi Pele’den Bassler’e kadar bir çok topçu bu ülkede iş tutmuştur. Frank De Boer, Galatasaray’dan Katar’a yatay geçiş yapmıştır. Rico Paşa da, Nouma’yla birlikte Beşiktaş’tan Katar’a geçen topçulardandır.
Bakmayın siz Trabzonspor’un, Yattara’nın Katar’a gitmesine ayar olmasına. Kılıçla
yaşayan kılıçla ölür. Üç beş yıl önce Tolga’nın yerine monte etmeye çalıştıkları Fabiano Eller’i Katar’dan almışlardı. Gelirken iyi, giderken kötü. Hoş değil!
Nihayetinde, artık böyle “Her gün biri Katar’a gidecek” korkusuyla yaşamaktansa, Katar gerçeğini kabul edelim. Bu gerçekle yüzleşelim.
Mesela spor yazarları veya yorumcularını gönderelim. Haşmet Babaoğlu Yattara’yı çok severdi. Önce ayağını alıştırsın, maçlarını seyretmeye gitsin. Orda ‘El Devri’ diye bir spor kanalı var. Arkadan bu kanalda programa başlar. Yol olur, tüm bir ‘90 Dakika’ ekibi
gider. Işıkçısı, makyözü dahil.
Ömer Üründül’ü zorla göndeririz.
Ben de giderim
Alraya gazetesinde yazarım.
Arkadan bizim çocuklar da gelir.